SATICI

SaticiWordPress.com

3 Aylar ne demektir? Bize ne anlatır?*

Üç aylar’ı nasıl değerlendirelim?

İki Cihan Güneşi Sevgili Peygamber Efendimiz, saâdet meclisinde oturuyordu.
Mescide bir esir grubu getirildi. O sırada Allah Resûlü (sas), bir kadının
yana yakıla bir şeyler aradığını gördü. Kadın yakaladığı her çocuğu sinesine
basıyor, kokluyor sonra bırakıyordu.
Sonra kendi yavrusunu buldu, bağrına bastı. Doyma bilmeden onu öpüyor,
kokluyor, tekrar bağrına basıyordu. Allah Resûlü (sas) bu manzara karşısında
iyice doldu. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak parmağıyla yanındakilere bu kadını
gösterdi ve: "Şu kadını görüyor musunuz?" dedi. Sahabe cevap verdi: "Evet Ya
Rasulallah!" Allah Resûlü (sas) tekrar: "Bu kadın şu kucağındaki çocuğunu
cehenneme atar mı?" diye sordu. Sahabe "Hayır ya Rasulallah!" karşılığını
verdi. Ve işte bunun üzerine İki Cihan Serveri şu hikmet dolu sözleri
söyledi: "Allah o kadından daha şefkatlidir, kullarını cehenneme atmak
istemez."

İşte böylesine başdöndürücü bir şefkat ve merhamete sahip olan Allahu Teala,
sene içinde kulları için gönül dünyalarında adeta bir manevi hamle yapmaları
adına bazı özel gün ve geceler yaratmıştır. Bu özel zaman dilimlerinde
Cenab-ı Hakk’ın rahmet esintileri sağanak sağanak yağmaktadır. Şu günlerde
bu zaman dilimlerinden "üç aylar"a kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Malum
olduğu üzere halkımız arasında Arabi aylardan Recep, Şaban ve Ramazan
aylarına "üç aylar" deniyor.

Ahiret ticaretinin yapıldığı kazançlı bir pazar durumunda olan üç aylar,
yılda ancak bir defa açılır ve üç ay boyunca devam eder. İstifade
edebilenlerin çok şey kazandığı bu pazarı kaçıranlar gelecek mevsimi
beklemek zorundadır. Tabii ömürleri yeterse. Kimse yarına çıkmaya garanti
veremediği gibi gelecek mevsime yetişmeyi de taahhüt edemez. Öyleyse
yapılacak iş, bu mevsimi çok iyi değerlendirmek, bunun için de onu elimize
geçen son fırsat olarak kabul etmek.

Üç aylar fırsat günleridir, çok bereketli bir kazanç mevsimidir. Böylesine
bir koyup binler alabileceğimiz kazanç kuşağında kaybetmemek için bu günleri
iyi değerlendirmeliyiz.

***

*ÜÇ AYLARA HAZIR MISINIZ?*

Bu günlerde müminler, birbirleri ile tebrikleşmeli, birbirlerini yemeklere
çağırmalı, çocuklar sevindirilmeli, fakirlerin gönlü alınmalı, ihtiyaç
sahiplerinin ihtiyaçları giderilmeli, anne-babanın, masum ihtiyarların
duaları alınmalı, hasılı bu aylar daha canlı ve daha verimli yaşanmalıdır.

Bütün bu yapılanlar bir yarış havası içinde yapılırken ihlaslı yapmaya da
azami dikkat gösterilmeli. Zira ihlasla yapılan küçük bir amel, ihlassız
yapılan pek çok amelden üstündür. Bu sayede hem cemiyete huzur gelmiş, hem
de manevi bir atmosfer meydana getirilerek, ilahi rahmetin celbine zemin
hazırlanmış olur. Yapılan ibadetler, okunan Kur’anlar, Cenab-ı Hakk’a
yükselen inilti ve ızdırap dolu dualar, akıtılan gözyaşları, yapılan tevbe,
istiğfarlar yağmuru çeken bulutlar gibi ilahi rahmeti kendisine çeker.

İlahi rahmet, semamızı kapladığı zaman onu hayat kaynağı yağmurlar gibi
lütuflar, ihsanlar, ikramlar ve hediyeler takip eder. Böylece gelen rahmet
damlaları günahlarımızdan, gafletimizden dolayı kirlenen manevi hayatımızı
da temizler.

Öyleyse daha ne duruyoruz. Haydi hep beraber, ilahi rahmet ve lütuflara
hasret insanlar olarak başımızı okşayacak rahmet bulutlarının celbine ve onu
takip edecek ilahi ihsanlara kendimizi hazırlayalım.

*Bu bereketli günleri nasıl değerlendirelim? *

1. Bol bol Kur’ân-ı Kerim okuyalım.

2. Peygamber Efendimiz (sas)’in şefaatini ümit ederek, O’na salât ü selâmlar
getirelim.

3. Kaza veya nafile namazlar kılalım.

4. Dünyaya gönderiliş amacımızı ve gidişatımızı düşünerek tefekkürde
bulunalım.

5. İşlediğimiz günahlar için bu bereketli günlerin yüzü suyu hürmetine
samimi ve gönlümüzden gele gele tevbe ve istiğfarda bulunalım.

6. Bir dua listesi oluşturarak sevdiğimiz insanlara bol bol dua edelim.

7. Geceleri değerlendirerek haftanın belirli günlerinde teheccüd namazı
kılalım.

8. Bu günlerde Allah Resulü’nün diğer günlere nazaran daha çok oruç
tuttuğunu ve devamlı hayır yapma peşinde olduğunu görüyoruz. Biz de
tutabildiğimiz kadar oruç tutmalı ve elimizdeki imkanlar nispetinde muhtaç
olan insanlara maddi yardımlarda bulunarak onları sevindirmeliyiz.

*Rahmetin sağanak sağanak yağdığı günler geliyor *

*REGAİB GECESİ *

Regaib, "çokça rağbet edilen, kıymetli, değerli, ihsan" manalarına gelen
Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaib Gecesi denilince; "çok lütuf
ve ihsan dolu, kıymetli ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken
gece" manası anlaşılır. Halk arasında üç aylar diye meşhur olan Recep, Şaban
ve Ramazan aylarından Recep ayının ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi
olan Regaib Gecesi, aynı zamanda Ramazan ayının da ilk habercisi olma
şerefini taşımaktadır. Rahmet kapılarının ardına kadar açık olduğu bu gece
gaflet içinde geçirilmemeli, bir fırsat gecesi olarak değerlendirilip ona
göre hareket edilmelidir.

*RECEP AYI *

Üç ayların ilki olan Recep, "tazim ve tekrim olunan ay" ve "hazırlanmak"
manalarına gelmektedir. Peygamber Efendimiz (sas) bu aya ulaştıklarında
"Allah’ım! Receb’i ve Şaban’ı hakkımızda mübarek kıl ve bizi Ramazan’a
kavuştur" diyerek dua ederlerdi. Bu ay içinde aynı zamanda Mi’rac, Berat ve
Kadir Gecesi gibi mübarek zaman dilimlerinin de bir müjdecisi olan "Regaib"
gecesi vardır. Regaib, pek çok ata ve ihsan" manasına gelen "Ragibe"
kelimesinin çoğuludur. Bu gecede Cenab-ı Hak engin rahmetiyle tecelli edip
sonsuz mağfiretiyle muamelede bulunduğu için geceye bu isim verilmiştir.
Recep ayının 27. gecesi ise Mirac Kandili’dir. Mirac, kelime manası
itibarıyla "merdiven", "yükselecek yer", "en yüksek makam" manalarına
gelmektedir. Bu gecede İnsanlığın İftihar Tablosu (sas) bir mucize olarak
Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve oradan da
göklerin İlahi derinliklerine doğru pervaz edip ruhen ve bedenen Cenab-ı
Hakk’ın huzuruna çıkmıştır.

*ŞABAN AYI *

Üç ayların ikincisi olan Şaban, kelime manası itibarıyla "dağılan",
"saçılan" manalarına gelmektedir. Bir rivayete göre Efendimiz (sas), Şaban
ayında Ramazan için pek çok hayır dağıldığı için bu aya bu ismin verildiğini
ifade etmektedir. Şaban ayı içerisinde Berat Kandili vardır. Berat kelimesi,
"borçtan, isnat edilen suçtan, ruha azap veren sıkıntılardan kurtulmak"
manalarına gelmektedir. Bu gecede Kur’an-ı Kerim, Levh-i Mahfuz’dan alınmış
ve bir bütün halinde dünya semasına indirilmeye başlanmıştır. Bu sebeple bu
gece hürmetine pek çok günah bağışlandığı için geceye Berat Gecesi
denilmiştir. Yine bu ay içinde hicretin ikinci senesi Müslümanların kıblesi
Mescid-i Aksa’dan Kâbe’ye çevrilmiştir.

*RAMAZAN AYI *

Üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayı, on bir ayın sultanı ve ayların en
faziletlisidir. Zira bu ayda Kur’an nazil olmaya başlamış ve ay boyunca oruç
tutmak farz kılınmıştır. Ramazan kelimesi "kızgın taş" manasına gelen
"Ramid" kelimesinden türetilmiştir. Ramazan ayı çok sıcak ve hararetli bir
zaman dilimine tevafuk ettiği için ona bu isim verilmiştir. Ayrıca nasıl ki
kızgın taş etrafındakini yakıp yok ederse Ramazan da kulların günahlarını
yakıp mahvettiği için bu aya bu ismin verildiğini söyleyenler de olmuştur.
Bazıları ise Ramazan kelimesinin "yağan yağmur" manasına gelen "ramıd"
kelimesinden türetildiğini ve nasıl ki yağmurun yağması neticesinde
yeryüzünün temizlenmesi gibi Ramazan ayında da günahların temizlenmesi
sebebiyle bu aya bu ismin verildiğini söylemişlerdir. Kur’an’ın indirilmeye
başlandığı bu ay içinde Kur’an-ı Kerim’deki ifadesiyle bin aydan daha
hayırlı olan "Kadir Gecesi" vardır. Bu gece Allah’ın müminlere bahşettiği
çok yüce bir ikramıdır. Ramazan’ın her gecesinin dolu dolu geçirilmesi için
bu gecenin zamanı gizlenmiştir. Ancak Kadir gecesinin Ramazan’ın son on günü
içinde olduğuna dair güçlü işaretler vardır.

Leyle-i Regâib

Leyle-i Regâib’den evvelki perşembe günü oruç tutulup akşam birkaç lokma
iftar edip akşam namazını edâdan sonra iki rek’atta bir selâm vermek üzere
oniki rek’at nafile namaz kılınacaktır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra üç
kerre Kadir suresi, ve oniki kere "İhlâs" sûresi okunacaktır.

Veyahud bir kere "Kadir" sûresi ve üç kere "İhlâs" sûresi okunur. Namaz
tamam oldukda yetmiş kere

okunacakdır. Sonra secde edilip secdede yetmiş kere:

Secdeden baş kaldırıp otururken yetmiş kere:

duâsı okunacak. Tekrar secde edip yine yetmiş kere:

duâsı okunacak. Ve sonra secdede iken dünyevî ve uhrevî ne hâceti varsa Hakk
-celle ve âlâ- Hazretlerinden niyâz edilecektir. Sonra secdeden başını
kaldırıp namaz ve duâsı tamam olmuş olur

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on Temmuz 5, 2008 by in kandiller, söyleşi.
%d blogcu bunu beğendi: