SATICI

SaticiWordPress.com

duanın dinimizdeki yeri ve önemi

 

DUANIN DINIMIZDEKI YERI ve ONEMI

Dua Nedir?

Dua, kulun Allah’a siginma ve yakarisini, Allah’in yuceligi karsisinda kulun gucsuzlugunu itiraf etmesini, sevgi ve saygi duygulari icerisinde lutfunu, yardimini ve affini dilemesini ifade eder. Insan; ihtiyaci olan herhangi bir seyi elde etmeye istekli olmasina ragmen ona ulasmada âciz, gucsuz ve yetersiz oldugunu, Rabbinin ise duasini isitecegini ve isterse ihtiyacini giderecegini bilir. Cunku insan; fâni, sinirli, zayif, arzu ve ihtiyaclarla kusatilmis bir varlik olarak yaratilmistir. Allah ise; yaraticidir, gucu sonsuz, rahmeti genis ve iyilikleri boldur. "Ey insanlar! Allah’a muhtac olan sizsiniz. Zengin ve ovulmeye lâyik olan ise yalnizca O’dur." (Fâtir, 35/15) meâlindeki âyetin de isaret ettigi gibi dua; insanin Allah karsisinda kendi kucuklugunun ve caresizliginin bilincinde olarak O’ndan bir seyler istemesidir.

‘Dua’da asil hedef kulun kendi durumunu Allah’a arz etmesi (sunmasi) olduguna gore; bu, kul ile Allah arasindaki bir iliskidir. Bu iliskide kul, kendini yaratan ve rizik veren Rabbine halini arz eder, acizligini, gucsuzlugunu dile getirir, hatalarini ve eksikliklerini iletir; bunun karsisinda o Yuce Makam’dan yardim, af ve merhamet, guc ve destek ister. Bu durum, kulun Allah’a bagliligi ve teslimiyetidir.

Dua, ibadetin en buyugudur. Nitekim hadiste de Peygamber Efendimiz (s.a.s.): "Dua ibadetin tâ kendisidir." veya "Dua ibadetin ozudur, iligidir." buyurmaktadir. Bu acidan dua ederken, sanki namaz kiliyor gibi tam bir baglilik ile kendimizi vererek dua etmeliyiz. Zaten su ayet de bu duruma isaret etmektedir: "Rabbinize icin icin yalvararak, baska nazarlardan uzak, gizlice dua edin." (A’raf, 7/55)

Evet dua, ibadetin ozu, kullugun bir parcasidir. Duasi olmayan kimsenin Allah nazarinda degeri yoktur. Cunku ayet-i kerimede, dua etmeye tenezzul etmeyen kâfirlere hitaben, mu’minlerin onlar gibi olmamasi istenerek acikca soyle buyurulmaktadir: "De ki: "Duaniz olmazsa Rabbim size ne diye deger versin ki?" (Furkan, 25/77)

Burada dikkat cekilen husus, dua etmeyenlerin degersizlikleri ve Allah katinda onlarin onemsenecek bir taraflarinin olmadigidir. Ister insan olsun ister hayvan, butun varliklar, kendilerine has bir dille dua ederler. Ancak hal dili ile dua etmek ve fitrat diliyle Allah’i anmak, daha cok hayvanlara ve dilinden anlamadigimiz diger varliklara aittir. Bildigimiz ve anladigimiz bir dille dua etmek ise sadece insanlara ve cinlere mahsustur.

Bu yuzden ozellikle, insan hayatinda duanin onemli bir yeri vardir. Insan bilerek veya bilmeyerek, gunun her saatinde, hatta her aninda, azalari ve organlarinin diliyle dua etmektedir. Bilincli olarak, kasten yapilan dua ise, bir ibadet olmasinin yani sira birtakim rahatsizliklardan da kurtulmaya vesile olmaktadir.

Duada esas olan, kulun Allah’a muhtac oldugunu, O’ndan baska caresi olmadigini bilmesidir. Zaten en cok kabul edilmeye yakin olan da, bu tur dualardir. Yani cok zor bir durumda, adeta denizin ortasinda kalmis da her seyin bittigi anda Allah’a yalvariyor gibi yalvarmak dualarin en makbuludur.

Duanin Mahiyeti Nedir?

‘Dua’ mu’minler icin bir ibadettir. Allah’i Rab bilip O’nun onunde secdeye kapananlar, ihtiyaclarini Allah’a bildirirler ve O’ndan yardim dilerler. Nitekim Fatiha sûresinde surekli "Yalniz Sana ibadet eder, yalniz Senden medet umariz." derler.

Dua etmeyi onemsemeyenler, ibadeti onemsemeyenlerdir. Bu gibi kimseler, kibirli kisilerdir. Ancak kibirliler, yani kendilerini ustun makamda gorenler, Allah’tan bir sey istemeye tenezzul etmezler. Boyle bir anlayis suphesiz ki sapikligin ve azginligin ta kendisidir.

Esasen insan gucsuz oldugu icin baskasinin yardimina muhtactir. Sikistigi zaman birilerinden yardim ister. Ancak insanin oyle ihtiyaclari olur ki, baskalarinin onu karsilamasi mumkun degildir. Iste boyle bir noktada Allah’a inanmayan inkârcilar ve O’na ortak kosan musrikler bile ortak kostuklari tanrilarini bir tarafa atar ve Âlemlerin Rabbi Allah’tan yardim isterler:

"Insan bir sikintiya mâruz kalinca gerek yan yatarken, gerek otururken veya ayakta iken, Bize yalvarip yakarir. Fakat Biz sikintisini giderdik mi, sanki ugradigi dertten dolayi Bize yalvaran kendisi degilmis gibi eski haline gecip gider. Iste (hayat sermayelerini bosuna harcayip) haddini asanlara, yaptiklari isler, kendilerine boyle suslenmis, hoslarina gitmistir." (Yunus, 10/12)

Ilk insandan gunumuze kadar butun insanlarin hayatinda ibadet ve dua surekli gundemdedir. Her insan hak veya batil mutlaka bir dine inanir. Allah’a inananlar Allah’in, Allah’i unutanlar ise ilâh diye inandigi bir seyin onunde ibadet eder, ona siginir, ondan yardim ister, ya da ondan korkar. Dua etmek de bu tapinmanin bir parcasidir. Ister Musluman olsun, ister gayrimuslim olsun; kimileri rahata kavusunca, kendini guclu hissedince dua etmekten kacinir. Bu gibilerin hayatinda duanin yer almamasi isin aslini degistirmez. Onlar da dara dusunce siginilacak ve yardim istenecek bir kucak ararlar.

Duanin Hakikati Nedir?

Duanin hakikati, kulun Rabbinden yardim dilemesidir. Istenilen varlik, her zaman isteyenden ustundur. Kul, isteyen makaminda oldugu icin, âcizligini, fakirligini ve perisanligini Allah’a arz etmeli ve dua ederken bu makamda oldugunu unutmamalidir. Muhtac oldugunu sevgi ve saygiyla Allah’a sunmalidir.

Insan, yeryuzunde surdurdugu hayatinda hangi konumda olursa olsun, -zengin, fakir; yuksek makamlarin sahibi, makamsiz; cevresi genis veya kimsesiz- her an duaya muhtac bir varliktir. Bu, her yonumuzle sinirli ve zayif bir yaratik olmamizin sonucudur. Butun insanlar, duaya ayni oranda muhtactir. Ama herkes icin dualarin ve isteklerin mâhiyeti farkli olabilir. Biz, fakir kimselerin zenginlerden daha cok duaya muhtac olduklarini zannedebiliriz. Ayni sekilde cevresi kalabalik, adamlari cok olan kimselerin, yalniz insanlardan daha az duaya ihtiyac duyabileceklerini de sanabiliriz. Eger biz boyle dusunuyorsak, duayi anlamamis sayiliriz.

Mesela; fakir bir insan dusunun. Ellerini acmis, Allah’in "Rezzâk-Bol bol rizik veren" ismini anarak rizkinin genisletilmesini istiyor. Bu noktada zengin insanin dua etmesine gerek yok diyebiliriz. Halbuki bu noktada, zengin insan da ellerini acip "Ya Rabbi, beni, zenginliginden dolayi Sana isyân eden ve sonra da helâk olan Kârûn gibi simartma. Bana vermis oldugun nimetlerin sukrunu edâ etmeyi nasip eyle." diye dua etmelidir. Goruldugu gibi, her ikisi de duaya muhtactir. Hatta bize duaya daha az ihtiyaci var gibi gozuken zenginlerin, belki de fakirlerden daha cok ihtiyaci vardir. Cunku varlikla imtihan edilmek, yoklukla sinanmaktan daha zor ve tehlikelidir. Cunku;

"Hayir! Rabbinin bunca nimetlerine ragmen kâfir insan kendisini ihtiyacsiz zannetti diye azar." (Alak, 96/6-7)

"Ey insanlar! Siz hepiniz Allah’a muhtacsiniz. Hicbir seye ihtiyaci olmayan, her turlu ovgulere ve hamdlere lâyik olan ise ancak Allah’tir." (Fâtir, 35/15) âyetleri, herkesin Allah’a muhtac oldugunu ve zengin insanlarin da azmamasi icin duaya ihtiyaclarinin oldugunu gosteriyor.

Resûlullah Efendimiz (s.a.s.) soyle buyurmustur: "Yuce Allah buyurdu ki: ‘Ey kullarim! Hepiniz acsiniz; ancak Benim yedirdiklerim hâric, onlar toktur. O halde sizi yedirmemi isteyin ki, yedireyim. Ey kullarim! Benim giydirdiklerim disinda hepiniz ciplaksiniz; o halde sizi giydirmemi isteyin ki, giydireyim. Ey kullarim! Sizin oncekileriniz ve sonrakileriniz, cinleriniz ve insanlariniz, yuksek bir yerde toplansalar da hepsi Benden (ayri ayri seyler) isteseler, Ben onlardan her birine istegini versem; bu, Benim yanimdaki (hazine)lerden ancak denize daldirilan bir ignenin (sudan) eksilttigi kadar eksiltebilir."

Demek ki insan ne kadar guclu ve zengin olursa olsun, Allah karsisinda kendini yoksul gormeli. Zaten insan, kendini yoksul gormezse Allah’tan istemenin bir anlami olmaz.

Dua’nin Hedefi Nedir?

Islâm’a gore duanin ibadet olarak apayri bir yeri vardir. Islâm’a gore dua, bir psikolojik rahatlama araci degildir. Hele hele bazilarinin zannettigi gibi isleri, gorunmeyen bir Ilâh’a havale etmek hic degildir. Dua, bir korkunun, bir endisenin, bir urpertinin sonucunda bir siginma, o urpertiden kurtulus arzusu da sayilamaz. Eski dinlerde oldugu gibi kizginligindan ve kotulugunden kurtulmak uzere ilâhlara el acmak da degildir.

Dua bir iman, bir aksiyon, bir caba ve uyanistir. Allah’i ve O’na ait hâkimiyeti, ilâhligi tanima, itiraf etmedir. Hayatin gayesini idrak etme, yasayisi programa koyma, ilerisi icin hazirlik yapma, din icin calismaya azmetme, toparlanma ve eksikliklerini gidermedir.

Dua, Allah’tan surekli bir istemedir. Bu isteme mu’min icin inanc, Musluman olmanin bir isareti, bir hayat hedefidir. O, Allah’in bitmez-tukenmez hazinelerini, iyi bir mu’min olma ugruna ister, onlarin yeryuzune inmesini niyaz eder.

Duanin ana hedefi insanin Allah’a halini arz etmesi ve O’na niyazda bulunmasi olduguna gore dua kul ile Allah arasinda bir diyalog anlami tasir. Bunun gerceklesmesi icin once Allah insani kendi varligindan haberdar etmis, insan da varligini benimsedigi bu yuce kudret karsisinda duydugu saygi ve umit hisleri sebebiyle kendisinden daha ustun olanla irtibat ihtiyac

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on Mayıs 25, 2008 by in DUALAR, DİNİ BİLGİLER, insAnlar ve yaşam.
%d blogcu bunu beğendi: