SATICI

SaticiWordPress.com

Bir Cennet Hazinesi – La Havle…

 

Bir Cennet Hazinesi: La Havle…

Insanin, her isinde Kudreti Sonsuza dayandigini, O’nun yardim ve dilemesi olmadan iyi-kotu hic bir seyin cereyan etmeyecegi inancini ifade etmek uzere, gunluk hayatta sik sik kullandigi vecizelesmis bazi cumleler bulunmaktadir. Ancak ne kadar kapsamli bir manaya sahip olduklari ve ne kadar sevapli olduklari yeterince bilinmemektedir. Bunlardan birisi de La havle vela kuvvete illa billâh, seklindeki cumledir. Biz yazimizda bu cumle uzerinde durmaya calisacagiz.

Bu mubarek cumlede gecen havl kelimesi; hareket ve care anlamina gelmektedir. Metinde gecen kuvvet kelimesi ise Turkcemizde yaklasik ayni anlamda kullanilmaktadir. Lugatlerde gecen kelime anlamlari ve hadis serhlerinde yapilan izahlar goz onune alininca bu cumle su sekilde tercume edilebilir: "Hayirli isler yapabilmek, gunahlardan kacinabilmek ve insan gucunu asan olaylar karsisinda metin durabilmek dahil, hareket, tekâmul, guc ve kuvvet gerektiren her hâlimiz ve her isimiz icin gerekli guc ve kuvvet ancak Allah’in lutfu iledir."

Onun icin de insan hayatina kusatici bir nazarla bakanlar bu cumleyi aciklama sadedinde soyle demislerdir:

– Yokluktan cikip vucuda gelmek icin gerekli havl ve kuvvet Allah’tandir.

– Hayatta kalmak icin gerekli havl ve kuvvet Allah’tandir.

– Zarari def’, menfaati celb icin gerekli havl ve kuvvet Allah’tandir.

– Musibetten uzak kalip arzu edilen seyleri elde etmek icin gerekli havl ve kuvvet Allah’tandir.

– Gunaha dusmemek, ibadete devam etmek icin gerekli havl ve kuvvet Allah’tandir.

– Azaba maruz kalmamak, nimete mazhar olmak icin gerekli havl ve kuvvet Allah’tandir.

– Zulmete dusmemek, iman nuru ile tenevvur etmek icin gerekli havl ve kuvvet Allah’tandir.

Havl kelimesinin maddî-manevî zararli seylerden kacinma ve korunma gucunu; kuvvet kelimesinin ise maddî-manevî, faydali ve musbet seyleri yapma gucunu ifade ettigi de hadis sarihleri tarafindan belirtilmistir.

Bu cumlenin insan hayatindaki onemine dair su izahlar da yapilmistir:

– Bu cumlede dile getirilen inanc, kusurlu ve aciz olan insana, tabir yerinde ise haddini (sinirlarini) bildirir, gercek kul¬luga, Allah’in sonsuz kuvvet ve kudretini itirafa davet eder.

– Bu inanc sayesinde insan kendi nefsinde ve suuru dere¬ce¬sinde, Hakiki Muessiri gorur.

– Bu cumlenin ruhunu kav¬rayan kimse, menfi hâdiselere karsi telasa kapilmaz ve kalbindeki huzuru muhafaza eder. Hatta dehset salan bir hâdise ile karsilassa bile; "Mevlâ gorelim neyler, neylerse guzel eyler" der, ibret nazari ile seyreder.

– Bu cumle yeis ve ucub gibi ma¬nevî hastaliklari tedavi eder. Soyle ki: Olup biten hâdiselerin ve seytan gibi aldatici varliklarin serbest ve sahipsiz oldugunu zanneden veya ulfetten dolayi hâdiselerin gercek failini goremeyen insanin umidi kirilir, bazen hayatini zehir eder. Diger taraftan, yapilan bazi hayir-hasenata vesile veya araci oldugunu goren insan, bunlari kendi guc ve kuvvetiyle yaptigini zan¬neder, hakikî failin kendisi oldugunu dusunur. Oysa mahiyeti itibariyla unutkan, aceleci, bencil, korkak, muhtac… olan insan daha cok kusurlu, hatali ve noksan isler yapar. Oyle ise insanin kendini begenip ovunme hakki yoktur. Iste bu cumle der ki: "Ey insan, isyan, belâ ve musibetlere maruz kaldiginda umitsiz olma, Allah’tan guc ve kuvvet iste. Diger taraftan mehâsin ve kemâlata karsi malikiyet davasindan da vazgec."

– Insan hayatinda tevekkulun buyuk onemi bulunmaktadir. Tevekkul; tesir-i hakikî vermemekle beraber sebepler dairesinde esbâba arizasiz riâyet edip kalbin Allah’a tam itimat ve guveni, hatta baska guc kaynaklari mulâhazasindan butun butun siyrilmasi manasina gelir ki, iki adim otesi, "gassâlin elindeki meyyit" sozuyle ifade edilen teslim mertebesidir. Diger bir yaklasimla tevekkul; Cenâb-i Hak’a bel baglayip itimat etme ve O’ndan baskasina kalbin kapilarini kapama demektir ki; buna, bedenin ubudiyete, kalbin rubûbiyete kilitlenmesi de diyebiliriz. Dunyadaki sunnetullah geregi esbaba riayetten sonra tevekkulu dile getirmenin en guzel sekli ise, konumuz olan, "Havl ve kuvvet, olup biten her sey, ancak Allah’in izni ve iradesi dâhilinde gerceklesir" seklindeki kudsî beyandir.

– Bilindigi gibi halk arasinda ofkelenen kisi bu ofkesini yenmek, dolayisiyla o sinirle nahos bir seye sebebiyet vermemek icin "La havle …" der. Bununla, ofkeyi yenmenin yolunun da Allah’a dayanmak oldugu anlatilir.

Bundan sonra konuyu Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)’in mubarek sozleri isiginda, onlari baslik yaparak ele almaya calisacagiz.

Cennet Hazinesi

Hazine; altin, gumus, mucevher gibi degerli esya yigini, buyuk servet, degerli seylerin saklandigi yer anlamina gelir. Mecazi olarak buyuk baglilik duyulan, deger verilen sey veya kimse manasinda kullanilir. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bazi hadislerinde La Havle…’nin ebedî Cennet hayatinda bir hazine oldugunu, diger bir hadislerinde ars hazinelerinden biri, Hz. Ibrahim (aleyhisselam)’den naklen de bir cennet fidani oldugunu soyle ifade buyurmuslardir:

Ebû Musa el-Es’arî anlatiyor: "Allah Resûlu Hayber’e gazaya giderken ashap bir vadide yuksek sesle tekbir getirmeye baladi. Bunun uzerine Allah Resûlu:

– Yavas tekbir getiriniz! Cunku siz ne sagira dua ediyorsunuz, ne de gaibe sesleniyorsunuz. Muhakkak ki siz, iyi isiten ve size cok yakin olan Allah’a dua ediyorsunuz. O her zaman sizinle beraberdir, buyurdu. Bu sirada ben Allah Resûlu’nun binitinin arkasinda idim. Ben de: "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" demeye basladim. Sesimi isitti ve:

– Ey Abdullah b. Kays! (Ebû Mûsa el-Es’arî’nin lakabi) diye seslendi. Ben de:

– Buyur ey Allah’in Resûlu, dedim. Efendimiz:

– Ey Abdullah, sana Cennet hazinelerinden bir hazine haber vereyim mi? buyurdu. Ben de:

– Bildir, ey Allah’in Resûlu; anam-babam sana fedâ olsun! dedim. Efendimiz:

– O kelime, "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh"tir, buyurdu."

Hz. Ebû Eyyub el-Ensârî (radiyallahu anh) anlatiyor: "Mirac gecesi Allah Resûlu, Hz. Ibrahim’in yanina ugradi. Hz. Ibrahim (aleyhisselam), Hz. Cebrail’e yanindakinin kim oldugunu sordu. O da: "Muhammed’dir" dedi. Hz. Ibrahim soyle dedi: "Ya Muhammed! Ummetine emret, cennete cok fazla fidan diksinler. Cunku cennetin topragi verimli ve yeri de genistir." Allah Resulu, cennet fidaninin ne oldugunu sordugunda da su cevabi verdi Hz. Ibrahim: "Lâ havle ve lâ kuvvete illa billâh"tir."

Hz. Hazim b. Harmele de bir gun Efendimiz’e ugradiginda kendisine sunu soyledigini belirtmektedir: "Ya Hazim! La havle vela kuvvete illâ billah’i cokca soyle; zira o cennet hazinelerinden biridir." Hz. Muaz ise Efendimiz’in kendisine, "Sana Cennet kapilarindan birini haber vereyim mi?" diye sordugunu ve arkasindan da: "O La havle ve lâ kuvvete illâ billâh’tir" dedigini haber vermektedir.

Bâkiyât-i Sâlihât

Bir ayet-i kerimede Yuce Rabbimiz soyle buyuruyor: "Mal, mulk, cocuklar… butun bunlar dunya hayatinin susleridir. Baki kalacak faydali isler ise Rabbinin katinda, hem mukâfat yonunden hem de umit baglama bakimindan daha hayirlidir." (Kehf sûresi, 46)

Abdullah b. Abbas (radiyallahu anh)’tan naklen mufessirler, ayette gecen ‘el-Bakiyat’us-Salihat’in butun guzel ameller oldugunu soylemislerdir. Buna gore genis manasiyla salih amel, basta iman olmak uzere Islam’in yapilmasini emrettigi ve hos gordugu guzel islerle, ahlakî degerlere uygun davranislardir. Allah’i zikretmek, namaz, oruc, zekât, hac vb. ibadetler; iyilige yoneltmek, kotulukten sakindirmak, ana-babaya, akrabaya ve komsulara iyi davranmak, adalet, ihsan gibi dinin ihtiva ettigi butun iyi isler dunyada insanlara fayda verecek ve ahirette kurtulusa vesile olacak salih amellerdir.

Ancak Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) daha hususi bir yone dikkatleri cekmektedir. Hz. Ebû Said el-Hudrî anlatiyor: "Allah Resûlu buyurdular ki: Bâkiyât-i sâlihâti cokca yapin. "Bâkiyât-i sâlihât nedir ey Allah’in Resûlu?" diye soruldugu vakit: "Allahu Ekber, Subhanallah, Elhamdulillah ve Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh kelimeleridir." buyurdu.

Efendimizin bu izahindan, her ne kadar butun iyilikler salih amel dairesi icinde olsa da, bunlarin zirvesinin ve ozunun,

– Allah’i butun noksanliklardan tenzih etmek,

– geregine uygun O’na hamd etmek ve

– butun guc ve kuvvetin O’na ait oldugunu itiraf etmek oldugu anlasilmaktadir

.

YEMEK BLOGUMUZ     SAĞLIK BLOGUMUZ

BAHCEVANLIK BLOGUMUZ

                                                  ((((  *Aslanbey*  ))))

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on Mayıs 4, 2008 by in DİNİ BİLGİLER.
%d blogcu bunu beğendi: