SATICI

SaticiWordPress.com

İki Türk’ün Örnek Mücadelesi

 

Vatanlarından iki okyanus kadar uzak olan, iki Türk bundan 92 yıl önce, Avustralya’nın Broken Hill’inde  bir destan yazdı. Türk’ün kim olduğunu bilen, iki Türk’ün destan yazmaya kadir olduğunu da bilecektir. Öyle ki kırk çeriyle saray basan bir milletin evladı için imkansız olan tek şey, zamana hükmetmektir…

Bu iki Türk; günümüzde pek tanınmasalar da, tarih için epey bir önem teşkil ederler! Öyle ki bu iki Türk, I. Dünya Savaşı’nda Anzaklar’a ilk kurşun atanlardır. Kimileri; bu iki yiğidi, Türk milletinin hafızasından sakınmak ve tarihimizden çıkartmak için, Afgan olduklarını iddia etmekte, kendi kafalarına göre senaryolar yazmaktadırlar. Oysa bu iki yiğidin Türklüğünü apaçık ispat eden iki somut delil bulunmaktadır! Bunlar: Bu iki yiğidin masa örtüsünden yaptıkları Türk Bayrağı ve Gül Mehmet’in cebinden çıkan açık mektuptur.

Avustralya’nın başkenti olan Sydney’e 1200 km uzaklıkta olan ve bir çok milletten insanın yaşadığı bir madenci kasabası olan Broken Hill’de,  Gül Mehmet ve Molla Abdullah isminde iki Türk yaşamaktaydı. Gül Mehmet; seyyar dondurmacılıkla, Molla Abdullah ise kasaplıkla geçimlerini sağlamaktaydılar. Gül Mehm

et; ülkesi Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’na katıldığını radyodan işitmiş, Molla Abdullah ise, Türk topraklarına Avustralya’dan asker gönderilmesi kararının çıktığını öğrenmişti. Savaş başlamıştı ve asker milletin iki evladı da boş duramazdı. Tebaası olduğu Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girmesi üzerine Gül Mehmet, Osmanlı ordusuna katılmak istediğini bildirdiği bir mektup yazıp İstanbul’a postalamıştı. Ve aylar sonra İstanbul’dan cevap gelmiş, devrin Padişahı Abdülhamit’in imparatorluk için savaşması yolunda mühürlü bir emrini taşıyan bir cevap almıştı. İki Türk; yola çıkmak için hazırdılar. Fakat, güney yarımkürede ağustos ayları kışın ortası sayılırdı ve o devrin gemileri, kış aylarında iki okyanus aşırı sefere çıkamazdı, üstelikte savaşta vardı. Vatanlarından çok uzakta bulunan düşman ülkesinde kalan bu iki Türk, Türk’e yakışanı yaptılar ve mücadelelerinden vazgeçmediler!   Madem düşman burada, bizde burada savaşırız diye düşünüp, savaş hazırlıklarına başladılar. Anzaklar, Broken Hill kasabasında toplanıyor, trenler vasıtasıyla, limanlara doğru yollanıyorlardı. Düşmana en büyük darbeyi, düşman trendeyken vuracakları kanaat getiren Gül Mehmet ve Molla Abdullah, saldırı için hazırlıklara başladılar. İlk önce Gül Mehmet’in dondurma tezgahına örttüğü, kırmızı masa örtüsünden ay-yıldızlı bir Türk sancağı hazırladılar. Broken Hill’de devriye gezen polislerden,   Snider ve Martini Henry marka iki tüfek ve beraberindeki cephaneyi gasp ettiler. Ve daha sonra, Broken Hill kasabasından 4 km uzaklıkta olan ve trenlerin geçtiği Morgan Street’de bulunan kayalıklarda siper aldılar. Savaşa giden Anzaklar’ı ve pikniğe giden sivilleri taşıyan tren, 1 Ocak Cuma sabahı saat 10:00’da Broken Hill’den hareket etti ve kısa zaman sonra Morgan Street’e vardı. Tren raylarının üzerine, Türk bayrağı dalgalanan bir dondurma arabasının durduğunu fark eden makinist viraja girdiği esnada, beyaz kayalıklardan, asker dolu vagonlara kurşun yağmaya başladı. İki Türk; cephaneleri yettiğince vagonları taradılar ve daha sonra Rocky Hill’e doğru yürüdüler… Anzak taşıyan treninin saldırıya uğradığını öğrenen kolluk kuvvetleri, Gül Mehmet’i ve Mola Abdullah’ı ‘Beyaz Kayalıklar’da’ kıstırdılar. Beyaz kayalıklarda geçen çarpışmada, Gül Mehmet 16 kurşun yarasıyla, Molla Abdulah ise başından aldığı tek kurşunla şehit oldular… Ve yaklaşık 8 saat süren ”Broken Hill Savaşı” bu kayalıklarda son buldu. Bir gün sonra Avusturya gazeteleri; ”WAR IN BROKEN HILL”, ”UNDER THE TURKSIH FLAG” manşetleriyle, bu iki Türk’ü yazdı. Ve Avustralya kayıtlarına, ”Dondurmacı ve Kasap iki Türk” olarak geçtiler.

Günümüzde; Broken Hill kasabasında Gül Mehmet ve Molla Abdullah’ın kullandıkları şahsi eşyaları, saldırıda kullandıkları silahları, Türk bayrağı açık hava müzesi şeklinde korumaya alınmıştır. Ayrıca saldırının gerçekleştiği Beyaz Kayalıklar da etrafı çitle çevrili halde korunmakta, kurşunlanan tren kompartımanına dikilen bir anıt sergileniyor. Bu sergiler Avustralya hükümeti tarafından açılmış olmakla beraber, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu bölgede hiçbir anıtı bulunmamaktadır. Bugüne kadar, Emekli Büyükelçi Bilal Şimşir önderliğinde bir anıt komitesi oluşturulsa da sonuç alınamamış. Gül Mehmet ve Molla Abdullah için anıt dikildiğinde, bu iki isim Türkiye’ de yankı bulacak ve millet bu yiğit evlatlarından haberdar olacaktı. Gül Mehmet ve Molla Abdullah’ın mücadeleleri, kuşaktan kuşağa aktarılacak bir kahramanlık öyküsü olacak ve iki Türk’ün gücünü gören Türk halkı, aynı gücü kendinde aramak suretiyle milli bilinci ayakta tutacaktı. Tabi ki bundan bazı art niyetli kişiler rahatsız oldu ve bu iki Türk yiğidinin, Afgan kökenli olduğunu iddia ettiler. Böylece Türk milleti, çoğunlukla bu iki yiğidi benimsemeyeceklerdi. Avustralya kaynaklarına dahi ”TÜRK” olarak geçen bu kişiyi, Afgan kökenli oldukları iddiasında bunmalarındaki amaçları başka ne olabilir? Üstelik Gül Mehmet ve Molla Abdullah’ın Afgan olduklarını iddia eden kişinin, bu yönde bir ispatı bunmamaktadır. İddia, ispatla öne sürülür ve hemen herkesin aklına gelecek basit komplo teorileriyle geçiştirilemez! Bu kişilerden gelecek herhangi bir yanıta karşı, teorilerini çürütecek yanıtlarımızda hazır bulunmaktadır. Bu iki yiğidin mücadelesi; Kür Şad’ın Çin Sarayı’na yaptığı baskına bu kadar çok benzemesi, bu Gül Mehmet ve Molla Abdullah’ın karakteristik Türk özelliklerini taşıdığının bir göstergesidir.

Türk Hükümeti’ne düşen görev, Gül Mehmet ve Molla Abdullah’ın mücadelelerinin anısına, Broken Hill’e bir anıt diktirmek ve temsili bir şehitlik yaptırmaktır! Türkiye, anıt konusunda Avustralyalılar’a çok hoşgörülü davranmıştır. Anzaklar, dünyanın öbür tarafından gelip Çanakkale’de bize saldırmışlar, fakat biz Anzak anıtlarına sahip çıkmışız. Atatürk’ün Anzak askerlerini sahiplenici çok güzel sözleri mevcuttur ve Anzak torunları bunu bilerek Çanakkale’de dedelerini ziyaret etmektedirler. Türk Hükümeti’nin aynı hoşgörü ve saygıyı Avustralya hükümetinden istemeye hakları vardır.

Biz Türk gençlerine düşen görev ise: Gül Mehmet ve Molla Abdullah’ın örnek mücadelesini yeni kuşaklara aktarmak, isimlerini yaşatmaktır. İki Türk’ün göstermiş olduğu cesaret, bütün dünyaya bir örnek teşkil etmektedir.

RUHLARI ŞAAD OLSUN
–~–~———~–~—-~————~——-~–~—-~

GRUPLARIMIZA

http://group.google.com.tr/group/aslangroups1

http://group.google.com.tr/group/sitenet

http://group.google.com.tr/group/sumbul

KATILIN

——— ———– ———- ———- ——— ——– —–
Kardeş bloglarımızı

http://peysaj.blogcu.com

http://bizimbahce.azbyz.com

http://cicekcimiz.azbuz.com

http://ozbahcevan.azbuz.com

http://hijyenci.blogspot.com

ZİYARET EDİNİZ

-~———-~—-~—-~—-~——~—-~——~–~—

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on Ocak 29, 2008 by in yaşam ve insanlar.
%d blogcu bunu beğendi: