SATICI

SaticiWordPress.com

HİKAYELER

BARİ ONUNLA BERABER YANAYIM
İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar.

Bunların arasında zayıf bir bülbül yavrusu vardı. Kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki:
– O kuşu tut ve ne dileği olduğunu sor.

Cebrail aleyhisselam kuşu tutup istediğini sorunca, kuş dedi ki:
– Halilullahı ateşe atıyorlar. Madem ki kurtarmaya kâdir değilim, bari onunla beraber ben de yanayım.

Hak teâlâ buyurdu ki:
– O kuşun benden dileği nedir?

Bülbül şöyle arz etti.
Benim dünyada, Hak teâlânın adını anmaktan başka arzum yoktur. Bin bir ismi olduğunu işittim. Yüz birini biliyorum. Dokuz yüz ism-i şerifini de bilmek isterim.
Hak teâlâ kuşun dileğini yerine getirdi.
Şimdi sahralarda feryat eden bülbül, Hak teâlânın ismini söylemektedir.
Nemrud un ateşi, İbrahim aleyhisselama gülistan olunca, bülbül gelip gül ağacında nağmeye başladı. O zamandan kıyamete kadar, gül ağacına muhabbet etti, aşık oldu

YAZAN;Smiley

AYAKKABICININ KORKUSU

Ayakkabıcının korkusu
Âbidin biri ibadet etmek üzere dağa çıkar. Bir gece rüyasında “Falan ayakkabıcıya git! Senin için dua etsin” denir. Âbid dağdan iner, adamı bulur, ne iş yaptığını sorar. Adam, gündüzleri oruç tutup, ayakkabı işlerinde çalıştığını, kazandığı para ile ailesini geçindirdikten sonra fazlasını tasadduk ettiğini söyler.

Âbid, adamın güzel bir iş yaptığını ancak kendisinin dağda sırf ibadetle meşgul olmasını daha iyi bulur ve tekrar ibadetine döner.

Yine gece rüyasında, (Ayakkabıcıya git ve ona, “Bu yüzündeki sararmanın sebebi nedir?” diye sor) denir. Âbid gider ayakkabıcıya bunu sorar. Ayakkabıcı, “Kimi görürsem, bu kurtulacak da, ben helak olacağım der ve kendimden korkarım. Yüzümün sararması bundandır” der.

İşte o zaman âbid, ayakkabıcının bu korku ve tevazu ile üstünlük kazandığını anlar.
YAZAN;gezginarayısff

HZ.EBUBEKİR (R.A)
“Takva; akıllıca yapılan işlerin en güzelidir. Hakk’a asi olmak; ahmakça yapılan işlerin en çirkinidir. Verilen emaneti yerine getirmek; en üstün doğruluk, sayılır. Hıyanet olarak da; en önde yalan gelir.”
Birine öğüt veriyordu, sonunda dedi ki: “Ey kardeşim, sana yaptığım tavsiyeyi aklına koy. Kaybolmamasına dikkat et. Ölümü özüne sevdir nasıl olsa gelecek.”

– Derdi ki: “Kulun kalbine dünya sevgisinden (süsünden) bir şey girse, Allah (C.C) ona darılır. Bu.dargınlık, o süsten ayrılıncaya kadar devam eder.”

Dedi ki: “Keşke ben, koparılan sonra da yenen bir bitki olsaydım.”

Çok kere dilini parmak ucu ile tutar ve şöyle derdi: “Kapılıp gittiğim bütün felaketlerin sebebi budur.”
Hilafeti aldıktan sonra ashaba şu hutbeyi okudu: “İşlerinizi çevirmek için başınıza geçtim, böyle olmam, sizin en hayırlınız olduğum manasına alınmasın… Bana daima yardım ediniz. ‘Doğrulukta devam ettiğim müddet; Bana uyunuz. Kaydığımı görünce de, bana kıyım hakkınızdır”

Hüznü ve Allah’a (C.C) karşı korkusu fazla idi. Bu hali icabı içi daima yanıktı… yanında duranlar, yanık ciğer kokusu alırlardı.
Hz. Ebubekir muhtelif zamanlarda evlenmiş, zevcesi Katil’eden; oğlu Abdullah ile kızı Esma. Diğer zevcesi Ümmü Rumman’dan Hz. Aişe ile oğlu Abdurrahman. Diğer zevcesi Esma’dan; Muhammed bin Ebubekir, Cüneybe binti Harice’den de; Ümmü Gülsüm doğmuştur.

Kur’an’ın Cem’i, Tertibi ve cilt haline getirilmesi gibi en yararlı işlerden biri onun devrindedir.
Yine İfta mahkemelerinin açılması onun devrindedir.

Şeriata o kadar bağlı idi ki, zekat vermemek gibi bir harekete karşı, en katı şekliyle üstüne gitmiş ve bir anda irtidadı ortadan yok etmiştir.
Vefatlarına yakın hasta yatağında… dediler:

-“Sana bakmak için bir tabip çağıralım mı?”

-“Tabip bana baktı.”

-“Ne dedi?”

-“Muhakkak ki dilediğimi yaparım.”

Pazartesi günü akşam da vefat etti.
YAZAN;gezginarayısff

AYAKKABICININ KORKUSU

Ayakkabıcının korkusu
Âbidin biri ibadet etmek üzere dağa çıkar. Bir gece rüyasında “Falan ayakkabıcıya git! Senin için dua etsin” denir. Âbid dağdan iner, adamı bulur, ne iş yaptığını sorar. Adam, gündüzleri oruç tutup, ayakkabı işlerinde çalıştığını, kazandığı para ile ailesini geçindirdikten sonra fazlasını tasadduk ettiğini söyler.

Âbid, adamın güzel bir iş yaptığını ancak kendisinin dağda sırf ibadetle meşgul olmasını daha iyi bulur ve tekrar ibadetine döner.

Yine gece rüyasında, (Ayakkabıcıya git ve ona, “Bu yüzündeki sararmanın sebebi nedir?” diye sor) denir. Âbid gider ayakkabıcıya bunu sorar. Ayakkabıcı, “Kimi görürsem, bu kurtulacak da, ben helak olacağım der ve kendimden korkarım. Yüzümün sararması bundandır” der.

İşte o zaman âbid, ayakkabıcının bu korku ve tevazu ile üstünlük kazandığını anlar.
YAZAN;gezginarayısffBAYKUSUN NASIHATİ
Baykuşun kıssası
Hayat-ül hayvan kitabında bildiriliyor ki:
Süleyman aleyhisselam bütün hayvanlarla konuşurdu. Bu onun mucizelerinden biriydi. Gökte tahtı ile gezerdi. Bir gün baykuş Süleyman aleyhisselama selam verdi. Süleyman aleyhisselam selamını alıp ona sordu ki:

– Niçin buğday yemezsin?
– Âdem aleyhisselam onun yüzünden Cennetten çıktığı için.

– Niçin su içmezsin?
– Nuh aleyhisselamın kavmi suda boğulduğu için.

– Niçin hep harabelerde bulunursun?
– Harabeler Allahü teâlânın mirasıdır.

– Niçin evlerde ötersin?
– İnsanları ikaz için. Önlerinde şiddetli tehlikeler varken nasıl gafletle uyurlar. Böylesine yazıklar olsun!

– Gündüzleri niçin çıkmazsın?
– İnsanlar bana zarar verebilirler.

– Öterken ne dersin?
– Tesbih okur bir de “Ey gafiller, çıkacağınız uzun sefer için azık hazırlayın!” derim.

Süleyman aleyhisselam baykuştan daha nasihatçı kuş olmadığını söyledi. (Berika)HATI
YAZAN;gezginarayısff ÖĞRETMEN
Ömer İbni Hattab dan gelen bir rivayette o şöyle dedi:
”Hz. Peygamber (sas) in huzurunda bulunduğumuz bir gün elbisesi bembeyaz saçları simsiyah bir adam çıkageldi. üzerinde yolculuk eseri bulunmayan bu adam içimizden hiç bir kimse tanımıyordu. Hz. Peygamberin yanına gelerek oturdu ve dizlerini onun izine dayadı. Ellerinin de uyukları üzerine koydu ve şöyle dedii: ” Ey Muhammed! Bana islam dan haber ver. Allahın Resulü şöyle dedi: İslam Allahın elçisi olduğuma şehadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, ramazan orucunu tutmak ve imkan olduğunda Kabeyi haccetmektir.” o adama doğru söyledin dedi. hem sorup hem tasdik etmesi bizim tuhafımıza gitmişti. Devamla imandan haber ver dedi. Hz Peygamber, ”iman Allaha meleklerine , kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayrı ve şerriyle beraber kadere inanmaktır.” adam yine doğru söyledin dedi ve ” ihsandan haber ver deyince Peygamber :” ihsan Allahı görüyormuş gibi ibadet etmendir. her ne kadar sen onu görmesende O seni görür.” diye cevap verdi.. adam kıyamet saatinden haber ver diyince Peygamber:” bu konuda kaendisine soru sorulan soru sorandan daha blgili değildir” diye karşılık verdi. Sonra adam oradan ayrıldı.. Birkaç güne kadar ortadan kayboldum.Sonra karşılaştığımda Allahın Resulü: ” Ey Ömer ! soru soranın kim olduğunu biliyor musun dedi . Ben de Allah ve Resulü daha iyi bilir dedim. Bunun üzerine o Cebraildir, size dininizi öğretmeye geldi buyurdu.”
YAZAN;gezginarayıff HZ.EBUBEKİR (R.A)
“Takva; akıllıca yapılan işlerin en güzelidir. Hakk’a asi olmak; ahmakça yapılan işlerin en çirkinidir. Verilen emaneti yerine getirmek; en üstün doğruluk, sayılır. Hıyanet olarak da; en önde yalan gelir.”
Birine öğüt veriyordu, sonunda dedi ki: “Ey kardeşim, sana yaptığım tavsiyeyi aklına koy. Kaybolmamasına dikkat et. Ölümü özüne sevdir nasıl olsa gelecek.”

– Derdi ki: “Kulun kalbine dünya sevgisinden (süsünden) bir şey girse, Allah (C.C) ona darılır. Bu.dargınlık, o süsten ayrılıncaya kadar devam eder.”

Dedi ki: “Keşke ben, koparılan sonra da yenen bir bitki olsaydım.”

Çok kere dilini parmak ucu ile tutar ve şöyle derdi: “Kapılıp gittiğim bütün felaketlerin sebebi budur.”
Hilafeti aldıktan sonra ashaba şu hutbeyi okudu: “İşlerinizi çevirmek için başınıza geçtim, böyle olmam, sizin en hayırlınız olduğum manasına alınmasın… Bana daima yardım ediniz. ‘Doğrulukta devam ettiğim müddet; Bana uyunuz. Kaydığımı görünce de, bana kıyım hakkınızdır”

Hüznü ve Allah’a (C.C) karşı korkusu fazla idi. Bu hali icabı içi daima yanıktı… yanında duranlar, yanık ciğer kokusu alırlardı.
Hz. Ebubekir muhtelif zamanlarda evlenmiş, zevcesi Katil’eden; oğlu Abdullah ile kızı Esma. Diğer zevcesi Ümmü Rumman’dan Hz. Aişe ile oğlu Abdurrahman. Diğer zevcesi Esma’dan; Muhammed bin Ebubekir, Cüneybe binti Harice’den de; Ümmü Gülsüm doğmuştur.

Kur’an’ın Cem’i, Tertibi ve cilt haline getirilmesi gibi en yararlı işlerden biri onun devrindedir.
Yine İfta mahkemelerinin açılması onun devrindedir.

Şeriata o kadar bağlı idi ki, zekat vermemek gibi bir harekete karşı, en katı şekliyle üstüne gitmiş ve bir anda irtidadı ortadan yok etmiştir.
Vefatlarına yakın hasta yatağında… dediler:

-“Sana bakmak için bir tabip çağıralım mı?”

-“Tabip bana baktı.”

-“Ne dedi?”

-“Muhakkak ki dilediğimi yaparım.”

Pazartesi günü akşam da vefat etti.
YAZAN;gezginarayısff

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on Aralık 27, 2007 by in Uncategorized.
%d blogcu bunu beğendi: