Yemekler

            Ispanaklı yumurta

Hani en pahalı ve değişik isimli yemekler karşısında tercih edeceğiniz, egzotik malzemeler içermese bile “harika olmuş!” yorumunu alabileceğiniz, size anne mutfağını, aile olmayı anımsatan yemekler vardır ya… İşte yumurtalı ıspanak yukarıdaki uzun cümlede geçen tüm tanımları taşıyor benim için. Doğrusu 850’nin üzerinde tarif içeren bir yemek sitesi yazarına yakışmaz belki yumurtalı ıspanak tarifi vermek. Yine de ben her defasında sanki onun yaptığının sırrını keşfedemeyecekmişim gibi annemi arayıp üzerinden geçiyorum. O da her seferinde sabırla aynı sırayı tekrarlıyor.

“Soğanla kıymayı kavur, pulbiber ekle. Kıyma pişince doğradığın ıspanakları ilave et. Ispanaklar sönünce tuzunu ilave et. Çukur açıp yumurtaları kır, altını kısıp kapağını kapat ve sarılarının tamamen pişmesini sağla. Bir de ekliyor, kendin yiyeceksen yumurtaları şimdiden kırma, sade ye. Akşam beraber yiyeceğiniz zaman kır, yumurtaları yemeden hemen önce pişirirsen daha lezzetli olur…”*

*ilk kez yapanlar için not, 1 soğan, 250 veya 300gr kıyma, 1 kg ıspanak, 3 yumurta, tuz, pulbiber

Bismillâhirrahmânirrahîm

Bismillâhirrahmânirrahîm

Resimin üstüne tıklayarak büyütebilir ve arkaplan resmi olarak kullanabilirsiniz.

BESMELE = Bismillâhirrahmânirrahîm

Bişr-i Hafi. Evliyânın büyüklerinden. Genç. Günah çukuruna düşmüş yuvarlanıyor yuvarlandıkça batıyor…

Bir gün Gecesini içki masalarında sabahladığı bir gecenin günü. Sarrhoş. Evinin yolunu tutturmuş, gidiyor, gitmeye çalışıyor. Yürüyor. O da ne? Bir kağıt, üstünde Besmele yazılı bir kağıt. İçi cız ediyor. Eğiliyor. Çamurların içinden Besmele yazılı kağıdı alıyor. Hiç Allah’ın ismi yerde olur mu, çamurlar içinde olur mu, bin bir düşünce bin bir ah ediş. Kağıdı öpüyor, çamurlarını siliyor, temizliyor, evine götürüyor, güzel kokulare sürüyor ve eveinin en güzel yerine asıyor.

O gece âlim bir zât bir rüyâ görür. Rüyâda,” Git, Bişr’e söyle! İsmimi temizlediği gibi onu temizlerim. İsmimi büyük tuttuğu gibi büyültürüm. İsmimi güzel kokulu yaptığı gibi, onu güzel ederim. İzzetime yemin ederim ki, onun ismini dünyada ve âhirette temiz ve güzel eylerim” denildi.
Bu rüyâ, üç defa tekrar etti. Rüyâ gören kimse, sabah olunca, Bişr-i Hafi’yi arayıp meyhanede buldu. Mühim haberim var diye içeriden çağırdı. Bişr geldiğinde, gelen zâta dedi ki:
-Kimden haber vereceksin?
-Sana Allahü teâlâdan haber vereceğim. Bunu duyan Bişr, ağlamaya başladı ve sordu:
-Bana kızıyor mu, şiddetli azap mı yapacak? Rüyâyı sonuna kadar dinleyince arkadaşlarına dönüp şöyle söyledi:
-Ey arkadaşlarım! Beni çağırdılar, bundan sonra bir daha beni buralarda göremiyeceksiniz.
O zâtın yanında hemen tövbe etti. Bu anda ayağında ayakkabı bulunmadığı için, hiç ayakkabı giymedi.

Sebebini soranlara,”Söz verdiğim zaman yalınayaktım, şimdi giymeğe hayâ ederim” derdi.

Ayakkabı giymediği için kendisine ”Hafi” (yalınayak)denilmiştir.

’Bismillâhirrahmânirrahîm’ Anlamı:

Rahman ve Rahim olan ALLAH’ın adı ile’

Rahman: İyi olsun kötü olsun, mümin olsun, kafir olsun, ayrım yapmadan, dünyada nimetini herkese veren ALLAH demektir.

Rahim: Ahiretde nimetlerini sadece müminlere veren manasındadır!

Not: Peygamber Efendimizin bir sünnetide, suyu oturarak 3 yudumda, her yudumunda besmesele ile başlayıp, elhamdülillah diyerek içmesidir… Eğer suyunuzu bu şekilde içerseniz, ve her işinize BESMELE ( ALLAH’ın adı ) ile başlarsanız farkı görecekseniz…

AFFETMEK


Nefreti aşmanın tek yolu koşulsuz affetmektir. Başkalarını
affettiğimiz an özgürleşiriz. Affetmek insanın duygusal bilincini
derinleştirir. Nefret yaşamdan zevk almamızı, insanların zaten az
olan güzel yanlarını görmemizi engeller. Güzelin önünde gözümüzü
bağlar. Hiç kimse saf iyi, ya da saf kötü değildir. Gerçeğin kendisi
kusurludur zaten.

Sırf kötülükleri gösterme bilgiçliğiyle bakmak bir süre sonra şüphe,
çöküntü ve umutsuzluk denizinde boğar insanı. Üstelik kendimizdeki
her kusuru bağışlar, başkalarına gelince pireyi deve yaparız.
Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır
hissetmesi gerekir. Çünkü affetmek, ancak bilinçli bir seçim
olduğunda insanı huzur banyosunda temizleyebilir. Kimsenin
zorlamasıyla, veya rica minnet affetmek mümkün değildir. Öyle laf
olsun diye affetmek olmaz. Affetmek, bilinçli bir seçim hazırlığının
karar anı olmalıdır.
Koşullu affetme diye bir şey de yoktur; öylesi ancak bir
sözleşmedir. Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır.
Affettiğiniz kişinin sizden özür dilemesini, değişmesini veya
istediğiniz gibi olmasını beklemeyin.
Nefret duyduğunuz kişinin uzağınızda veya yakınınızda olması, ya da
ölmüş olması sizin affetme karar sürecinizi etkilememelidir; çünkü
affettiğiniz acılar gerçekte sizin mülkiyetinizdedir.

Affetmek kolay değildir; hatta çok zordur; bazen insan affetmek
yerine ölmeyi bile tercih edecek kadar kinlenebilir. Ancak
özgürlüğün kanatlarını açabilmesi için geride affedilecek bir şey
kalmamalı. Kin ve öfkenin kafesinde tutsak bir ruhla nereye kadar
yaşanır ki… Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da
haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır. Oysa affetmek, geçmişin
acıtan anılarının boyunduruğundan kurtulmaktır; bu acıların
yaşantımıza kement atıp bizi mutsuzluğa sürüklemesine son vermektir.
Yapılanları zihinsel olarak unutmak elbette ki mümkün değildir; ama
zaten….
Affetmek, o kişiyi sevmek değil.
Affetmek, o kişiyle muhabbete durmak değil.
Affetmek, o kişiyi dost bellemek değil.
Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil.
Affetmek, o kişiyi haklı bulmak hiç değil; çünkü affetmek pişmanlık
değil.
Hele ki affetmek o kişiyi esir almak asla değil…
Affetmek, korku sürgülerini kırıp o kişiye kalbini açmaktır.
Affetmek, intikam ateşine son odunu atmaktır.
Affetmek, kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin gözaltından çıkmaktır.
Affetmek, aslında kişinin kendi af fermanını imzalamasıdır.
Affetmenin öbür adı, “duygusal onarımdır”
Affetmek, ‘iyilerin intikamıdır’…


İnsanlar başkalarının kusurlarını görmek hususunda keskin gözlere
sahip kartallara benzerler. Kendi kusurlarını görmekte ise başını
kuma gömen deve kuşuna.
Ey diken arayan kimse! Cennete girsen bile, (bence cehenneme düşse
bile), orada senin bu kusurundan büyük diken bulunmaz.’ (Mevlana)
Bağışlamak güçlülere özgüdür(Mahatma Gandi)
Bağışlamayı yenilgi sananlar kendine güveni zayıf olanlardır; oysa
bağışlamak güçlü zaferlerin tacıdır. (MamiDaçka)
Kişi ne kadar bilgeyse, o kadar bağışlayıcı olur. (Konfiçyus)
(Yani kişi ne kadar bağışlayıcıysa, bilgeliğe o kadar yakındır)
Başkalarını azarlar gibi kendini azarla, kendini affeder gibi
başkalarını affet (Çin atasözü)
“Kin ve öfke kendimizi kaybederek kaybedemeyeceğimiz tek şeydir.”
(Asabiyim filminden)
Kin ve öfke ancak bilge bir bağışlayıcılıkla kaybedilir.

Zeytin Tüneli Otobüsünün açılışı Kars’ta Vali tarafından Yapıldı!

Akhisar Haber Ajansının haberi
***********************************

Akhisar Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği tarafından organize edilen Akhisar Ticaret ve Sanayi Odasının (ATSO) desteklediği “Zeytin Tüneli” Zeytin ve Zeytinyağı tanıtım otobüsünün açılışını Kars Valisi Mehmet Ufuk Erden ve Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Güvensoy tarafından yapıldı…..

Zeytin Tüneli Otobüsünün açılışı Kars’ta Vali tarafından Yapıldı!

Akhisar Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği tarafından organize edilen Akhisar Ticaret ve Sanayi Odasının (ATSO) desteklediği “Zeytin Tüneli” Zeytin ve Zeytinyağı tanıtım otobüsünün açılışını Kars Valisi Mehmet Ufuk Erden ve Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Güvensoy tarafından yapıldı.

Zeytin ve zeytinyağının önemine değinen Kars Valisi Mehmet Ufuk Erden;” Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi zeytin ve zeytinyağının sağlık açısından çok önemli olduğunu söyledi. Akhisar Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneğinin düzenlemiş olduğu “Zeytin Tüneli” Zeytin ve Zeytinyağı tanıtım otobüsünün Türkiye turunun Kars’tan başlatılmasından dolayı çok memnun oldum. Zeytinin hem zeytinyağının hem de Akhisar Zeytininin tanıtımının hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Akhisar Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği Başkanı Ahmet Gezgin;” Akhisar Zeytin ve zeytinyağını tanıtımını yaptığımız”Zeytin Tüneli” Zeytin ve Zeytinyağı tanıtım otobüsünü Kars Valimiz Sayın Mehmet Ufuk Erden ve Kars Ticaret ve sanayi Odası Başkanı Ali Güvensoy tarafından açılışı yapıldı. Üç gün süren Kars ziyaretimiz, yarın Ardahan’a giderek devam edeceğiz “dedi.


Zeytin Ağacı Dergisi Sektörün ilk ve tek bağımsız dergisi
zeytinagacidergisi@gmail.com

KADİR GECESİNİ GÖZETMEK

Kadir Gecesi’nin Ramazan’ı Şerif’in 20’inden sonraki tek gecele-

rinde aranmasına dair müteaddid Hadis_i Şerifler varid olmuştu. Birinden

itibaren tek gecelerde aranmasını tavsiye eden büyükler de vardır. İmam-ı

Şâ’rani Hazretleri Kadir Gecesi’nin kaçıncı gece olduğunu, Ramazan’ı Şe-

rif’in giriş günlerine göre şöyle tespit etmiştir.

* Pazar günü girerse, 28’i 29’a bağlayan gece.
* Pazartesi günü girerse, 20’yi 21’e bağlayan gece.
* Salı günü girerse, 26’yı 27’ye bağlayan gece.
* Çarşamba günü girerse, 18’i 19’a bağlayan gece.
* Perşembe günü girerse, 24’ü 25’e bağlayan gece.
* Cuma günü girerse, 16’yı 17’ye bağlayan gece.
* Cumartesi günü girerse, 22’yi 23’e bağlayan gece.

İmam-ı Şâ’rani Hazretleri 30 sene Kadir GecesiYle bu usule göre

müşeref olmuşlardır. Birçok ehlüllah bu usulle Kadir Gecesi’ni bulmuşlardır.

Kadir Gecesi’nin bu ay içerisinde hangi gece olduğunun gizlenmesi,

Müminlerin her geceyi Kadir Gecesi bilip, her gece çokça ibadet etmeleri İçin-

dir.

Kadir gecesinde hava berrak ve güzel olur. O gece her şey Allah’a

secde eder. Denizlerin suyu bir an için tatlılaşır. Müminler afv-ı ilahi ve

mağfiret-i Sübhaniye mazhar olurlar.(Dua ve İbadetler,Fazilet Neşriyat).

Netice olarak Ramazan’ı Şerif hangi gün girerse girsin. Bu hesaba

göre Kadir Gecesi, Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan geceye isabet etmektedir.

Ramazan’ı Şerif’in ikinci yarısında ise, iki adet Cumartesi vardır. Bunlardan

tek sayıya isabet eden, Kadir Gecesi’dir

Ramazanda tok tutan yiyecekler


Ramazan kapiya dayaninca, gazetelerde yazi basliginda oldugu turden haberler gorunce ister istemez once bir tebessum ediyor insan. Ardindan da acaba nelermis diye goz atmadan gecemiyor. Hani Bektasi’nin, “11 mubarek ay nasil da carcabuk gecip gitti…” demesi gibi…

Isin sakasi bir yana, yazi basligiyla muhteva arasinda bir bosluk olusmamasi acisindan, ozellikle bu Ramazanda ilk defa oruc tutmayi deneyecek olan cocuklar (yada yetiskinler) icin, ola ki faydasi olur diye yazi sonunda konuyla ilgili birkac satir yazmayi dusunuyorum. Ama bu vesile ile benim anlatmak istedigi mevzu bundan tamamen farkli.

Gecen hafta gazetelerden birinde bu turden bir haberle ilk karsilastigimda, “bilim adamlari keske daha cok calissalar da, insanin her turden acligina karsi tok tutan unsurlari da kesfedebilseler ve ilacini da gelistirseler…” diye dusunmeden edemedim.

Yunus Emre bir siirinde, “Bunca varlik var iken, gitmez gonul darligi” der. Maddiyattaki cesitlilik ve bolluga, bir de insandaki doymazlik ve dunya malina sahip olmada sinir tanimamazlik duygusu eklenince, insanoglunu tok tutmak oylesine zor ki… Hemen her kulturde degisik ifade bicimleriyle de olsa var olan, “Gozunu toprak doyursun” sozu bosuna soylenmemis demek ki… Kisacasi, doymaz insan…

Sahip olduklarina sukretmektense, sahip olamadiklarina derin bir ic gecirmek, insanoglunu mutsuz eden temel etkenlerin basinda gelmektedir. Atalarimiz, “kanaat en buyuk zenginliktir” derken bunu anlatmis olmalilar…

Bunlari nasil doyuracagiz?

Halbuki insanoglunun doyurulmasi en kolay yonu midesidir. Bir simitle, kuru bir dilim ekmekle bile cogu kere doyar insan. Bu acidan, ramazanda belli saatler arasinda ac kalma olayi abartilmamali ve “az daha acliktan ve susuzluktan oluyordum…” denilerek oruc olayi trajik hale getirilmemelidir. Korkmayin, 30 gun de ac susuz kalsaniz olmezsiniz. Teroristlerin bir hic ugruna ve anlamsiz bir kavga icin aylarca aclik grevine girdigi dusunulurse, sirf Allah rizasi icin tutulan oruc ibadeti karsisinda, 10 saat yemedim icmedim diye ovunmenin veya dovunmenin abartilacak bir yani yoktur.

Ramazan orucunu, sadece yemek-icmekten belli saatler arasinda sakinmak gibi basit bir sekilde algilamak, isin ozunu ve Islam’in bes sartindan biri olan bu onemli ibadetin temel mahiyetini gozden kacirmak olur.

Orucun temel fonksiyonu,

bireyleri sadece karin acligiyla imtihan etmek degildir!

Karin acligina iftar saatinde bir lokma yiyecekle de olsa care var. Ya makam mansiba, sehvete, paraya, sohrete karsi aclik duygusu nasil frenlenecek? Insandaki bu duygular nasil doyurulacak? Bu konularda kanaatkarlik nasil saglanacak?

Inkar yok… Hepimiz ayni Allah’in kullariyiz ve aclik sadece midemizde degil bizim. Uc kurus menfaat yuzunden birbirini yiyen kardesler, uc bes yillik fani dunya hayati icin olcusuz koltuk kavgasina giren siyasiler veya burokratlar, kamu veya ozel sektorde bir ust pozisyonlara gelmek icin bin takla atmayi goze alan doymak bilmez ac ruhlar nasil tatmin edilecek? Bu konularda tok kalabilme nasil basarilacak? Bunlari elde etmek icin sarf edilen enerji kaybi nasil telafi edilecek?

Ramazanda insanlari tok tutan yiyecekleri siralarken diyoruz ki; keske san sohrete, makam mansiba, paraya pula ve sehvete olan insani ve nefsani duygularimizi frenlememize yarayacak formuller de gelistirilebilse…

Diyeceksiniz ki, o formuller zaten var kitaplarimizda ve kulturumuzde… Mesele de o zaten. Kitabina uygun yasam tarzi neden yok ki hayatimizda?

Ramazan ayi bunu da sorgulamamiza yardimci olmali… Feyziyle ruhlarimizi dingin hale getirerek kendimizi dinleme, silkinme ve cevremizi fark etme acisindan da ola ki bereketinden istifade ederiz.

Gelelim yaziya baslik olan konuya…

Tokluk hissini uzun zaman hissetmek icin sunlari oneriyor uzmanlar…

Oncelikle karbonhidratli yiyecekler. Bilindigi gibi karbonhidratlar kepek, bugday gibi tahil urunlerinde, sebze ve meyvelerde bulunur. Iclerinde bulunan lifler, sindirim sistemini harekete gecirir. Ayrica bu besinler insani tok tutarak aclik hissini engeller. Demek ki Anadolu’daki ramazan kulturunde ramazan oncesi hazirliklar yapilirken, onun icin hamur isi besinler hazirliyormus analarimiz… Bilimin yeni farkina vardigini, onlar yuzlerce sene oncesinden tespit etmisler.

Kromlu yiyecekler vucuttaki insulin dengesini korumaya yardimci olmaktadir. Kan sekerinin dusmesi acliga yol acar. Ayni zamanda kisinin daha uzun sure tok kalmasini saglar. Krom ihtiyacini karsilamak icin findik, ceviz gibi kabuklu yemisler ve tahil urunleri yemek gerekir. Demek ki, ramazanda yapilan hamur isi besinler uzerine bunun icin findik, ceviz dokuyormus analarimiz.

Ozellikle muz, avokado, yulaf ve peynirde bulunan triptofan ise, proteinlerin buyuk bolumunde bulunan bir cesit aminoasittir. Can sikintisini giderir ve istahi kapar. Bezelye, fistik ve fasulyede bulunur.

Yaziyi bitirmeden once, oruca yeni baslayanlar icin kolay acikmaya neden olan yiyeceklere de ornekler verelim.

Cocuklarin cok sevdigi patates kizartmasi cok cabuk acikmaya neden olur . Yapisinda bulunan bilesikler kan basincini dusurucu etki yapar. Kirmizibiber de istah acar. Acili ketcap da hakeza… Onun icin, aci bir yemek yediginizde doydugunuzu cok kolay anlayamazsiniz.

Karalahana : Karaciger ve bazi kan kanseri turlerine de iyi gelen kara lahana, istah acici ozelligi nedeniyle cabuk aciktirir. Diyet yapiyorsanuz uzak durmaniz gereken besinlerden biri de greyfurttur. Istah acici ozelligi vardir.

Son olarak sunu soyleyelim:

Bugun eger evinize ramazan alisverisi yapacaksaniz,

temel gida maddelerinden olusan bir poset malzeme alarak,

mahalledeki bir ihtiyac sahibinin kapisina birakmaya ne dersiniz?

Tum okuyucularimizin Ramazan ayini tebrik ediyorum

RAMAZAN ayı bereket ayı

Ramazan ayı çok şereflidir

Bu konuda, İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Mübarek Ramazan ayı çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevab, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevab verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.

Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Ramazan orucunu farz bilip, sevab bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevabdır.) [Deylemi]

(Oruçlu çirkin konuşmasın! Birisi sataşırsa, “Ben oruçluyum” desin!) [Buhari]

Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevabdır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)

Dini bir mazeret varsa, oruç tutmamak günah olmaz.