Havai fişekler antik kenti yaktı


v\:* {behavior:url(#default#VML);} o\:* {behavior:url(#default#VML);} w\:* {behavior:url(#default#VML);} .shape {behavior:url(#default#VML);}

v\:* {behavior:url(#default#VML);} o\:* {behavior:url(#default#VML);} w\:* {behavior:url(#default#VML);} .shape {behavior:url(#default#VML);}


4 Ağustos 2008

Isparta Yalvaç’ta düğünde atılan havai fişekler Pisidia Antiokheia antik kent alanındaki otları tutuşturunca alevler antik kente zarar verdi.

http://77.92.154.217/w/wp-content/uploads/2008/08/antikkent.jpgIsparta’nın Yalvaç ilçesinde havai fişeklerin otları tutuşturması nedeniyle yangın çıktı. Yalvaç Masır Parkı Düğün Salonunun bahçesinde yapılan düğünde atılan havai fişekler, Pisidia Antiokheia antik kent alanındaki otları tutuşturdu.

Olay yerinin yakınında bulunan Yalvaç Doğum ve Çocuk Bakımevindeki hasta ve yakınları güvenlik gerekçesiyle sağlık kuruluşundan uzaklaştırılırken, polis ve jandarma ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi aldı.

İtfaiye ekiplerinin 2 saat süren çabalarıyla kontrol altına alınan yangının antik kente zarar verdiği gözlendi. Hasar tespit çalışmaları sabah saatlerinde yapılacak.

Bu arada, Yalvaç Kaymakamı Nevzat Taşdan, düğünlerde ve eğlencelerde atılan havai fişeklerin yasaklanacağını söyledi.

Havai fişek atanlar ise gerekli izinleri aldıklarını belirterek, fişekleri atmadan önce Yalvaç belediye itfaiyesini aradıklarını öne sürdüler.

Kaynak: NTVMSNBC

Organik gıda bulamazsak ne yemeliyiz?

Organik gıda bulamazsak ne yemeliyiz?

Artık anne sütüne bile karışan tarım ilaçlarından korunabilmenin tek yolu, mümkün olduğu kadar organik gıda tüketmek… Ama organik gıdalar bazen pahalı, bazen çürük ya da kurtlu, bazen de evimizden çok uzak bir yerde olabiliyor.

Organik gıda tüketmek, balkonda kendi yiyeceklerini yetiştirmek, mevsim sebze-meyvelerini almak… Her bütçe ve her koşul için bir çözüm önerisi var.

Ekolojik gıda ürünleri insan sağlığı için çok önemli. Tükettiğimiz yiyecekler, içecekler çok sayıda katkı maddesi barındırıyor. Tarlada verim artsın, daha çok ürün çıksın diye tarım ilaçları kullanılıyor. Ama bu ilaçlar insan sağlığını olumsuz etkiliyor. Şeftali, marul ve çilek tarım ilaçlarını üzerinde en çok barındıran sebze ve meyveler olarak öne çıkıyor.

1250 ÇEŞİT İLACIN KALINTISI ANNE SÜTÜNDE
Özellikle kanser vakalarının artışında, “pestisitler” adı verilen “tarım ilaçları”nın “aşırı”, “zamansız” ve “uygunsuz” kullanımının da büyük payı var. Türkiye’de zirai mücadelede 1250 çeşit ilaç kullanılıyor. Araştırmalara göre, gerek piyasada satılan et ve süt ürünlerinde, gerekse anne sütünde tarım ilacı kalıntısına rastlanıyor. Özellikle Çukurova gibi yoğun tarım ilacı kullanılan bölgelerde, anne sütünde dikkat çekici oranlarda ilaç kalıntısı görülüyor. Tarım bakanlığı verileri de bunu doğruluyor… Bu verilere göre örneğin biberde “kükürtdioksit”, üzümde “parafin” gibi birçok tarım ilacı kalıntısı var.

ABD 293 BİN TON, TÜRKİYE 13 BİN TON İLAÇ KULLANIYOR
Dünyada her yıl 2.5 milyon ton tarımsal mücadele ilacı kullanılıyor. ABD’de yılda 293 bin, İtalya’da 43 bin, Fransa’da 41 bin, İngiltere’de 30 bin, Almanya’da 25 bin, Yunanistan’da 32 bin ton, Türkiye’de 13 bin ton “zirai mücadele ilacı” toprağa ya da bitkiye uygulanıyor. Buna karşın organik olarak yani doğal yollarla üretilen meyve ve sebzelerde tarım ilaçları ya kullanılmıyor ya da son derece kontrollü bir biçimde uygulanıyor. Ayrıca endüstriyel yollarla üretilen gıdalarda kimyasal gübreler ve antibiyotikler de kullanılırken, organik gıdalar bu katkı maddelerini de içermiyor. Yani organik gıdalar tüketerek tarım ilaçlarından ve katkı maddelerinden korunmak mümkün. Ayrıca günümüzde mısır ve soya gibi pek çok ürünün genleriyle oynanıyor. Genleriyle oynanmış bazı tohumlarsa özellikle hayvan yemi olarak kullanılıyor.

Gerek bu ürünlerin gerekse hayvansal gıdaların tüketilmesi yoluyla insana zarar verebilecek olan besinlerden kaçınmak için de organik gıdalar kullanmak önem taşıyor. Kısacası organik gıdalarla beslenerek tarım ilaçlarından, hormonlara, genetiğiyle oynanmış gıdalardan, katkı maddelerine kadar insan vücuduna zararlı olabilecek pek çok maddeden korunabilirsiniz. Birçok yerde yaygınlaşan ekolojik pazarlar doğal gıdalara ulaşabileceğiniz başlıca adresler arasında geliyor. Özelikle İstanbul Şişli, Bursa, Antalya ve Samsun’da faaliyete geçen ekolojik pazarlar organik domatesten tavuğa, patlıcandan şeftaliye yüzde yüz doğal olarak elde edilen ürünleri tüketiciye sunuyor. Ancak ekolojik pazarlara ulaşamıyorum diyen tüketiciler için başka yollar da mevcut. Özellikle büyük kentlerdeki süpermarketlerin hemen hepsinde organik ürün rafları yer alıyor. Buralardan da kuruyemişten süte, pirinçten meyveye her ürünün organik olanına ulaşabilmek mümkün.

Ayrıca tamamen organik ürünler satan dükkanlar da birçok farklı noktada hizmet veriyor. Market ve pazarların yanı sıra internet de organik gıdalara ulaşabilmede farklı alternatifler sunuyor. Birbirinden renkli internet siteleri sipariş verdiğiniz ürünleri kapınıza kadar getiriyor. Küçük kentlerde ise iş biraz daha kolay. Kentlerde kurulan semt pazarlarından özellikle de tarla üretimine yakın olan bölgeler de kurulanlardan doğala en yakın ürünler elde etmek mümkün olabiliyor. Market, pazar ve internet alternatiflerinin yanı sıra artık büyük şehirlerde yaşayanlar kendi evlerinin bahçelerinde ya da balkonlarında da organik ürün yetiştirebiliyorlar. Özellikle de domates, maydanoz ve biber gibi sebzeler balkon tarımı için müsait görünüyor.

NE YAPMALIYIZ?
Peki pazardan, marketten veya internetten organik ürün satın alma ya da yetiştirme imkanınız yoksa neler yapmalısınız?

Öncelikle tüm sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmeye başlayabilirsiniz. Mevsiminde piyasaya sürülen her türlü sebze ve meyve diğer zamanlara oranla daha doğal ve hormonsuz.

Ayrıca eve alınan sebze ve meyvelerin yıkanması da çok önemli. Birçok sebze ve meyveyi iyice yıkayarak tarım ilaçlarının zararlı etkilerinden korunabilirsiniz.

Diğer gıda ürünlerini alırken ürün etiketini okumak da birçok tehlike karşısında önlem almak için birebir. En başta ürünün son kullanma tarihini daha sonra da ürünün içeriğindeki maddeleri okumak alışveriş bilincini kazanmak anlamında da önemli bir adım. Özellikle “HACCP” etiketli ürünleri,yani ürün güvenliği test edilmiş ürünleri tercih etmekte de yarar var.

Ancak tüm bunların ötesinde bilinçli tüketim alışkanlıklarını edinmek ve doğal bir yaşam tarzını elde etmeye çalışmak her bireyin atması gereken en önemli adım.

AOÇ arazisi 49 yıllığına GSGM’nin

AOÇ arazisi 49 yıllığına GSGM’nin

Atatürk Orman Çiftliğinin 258 bin 186 metrekare arazisi ile bu arazi üzerinde bulunan spor tesislerinin, yapılacak bir protokole 49 yıl sureyle bedelsiz olarak Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne devrini öngören kanun teklifi, kabul edilerek yasalaştı.

ANKARA – Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna göre, AOÇ sınırları içinde bulunan 258 bin 186 metre kare arazi ve bunun üzerinde yer alan spor tesisleri ve müştemilatı, AOÇ ile yapılacak bir protokolle, 49 yıl süreyle bedelsiz olarak Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne tahsis edilecek.

Genel Müdürlük, spor alanlarının spor hizmeti ve faaliyetlerinde kullanılmak üzere spor kulüplerine veya spor federasyonlarınca amacına uygun kullanımını teminen her türlü tedbirin alınması, denetimin yapılması ve gerektiğinde tahsislerin kaldırılması konusunda yetkili olacak. Bu alanda yapılan spor tesisleri, sporun geliştirilmesi dışında ticari bir amaç için kullanılamayacak, tahsis edilmeyecek.

Genel Müdürlük tarafından yapılacak spor tesislerine verilecek izinden bedel alınmayacak.

Kanun, Kıyı Kanununda da değişiklik yapılmasını da öngörüyor. Siyasi parti gruplarının verdiği ortaklaşa verdiği ve kabul edilen önergeye göre, Uluslararası spor otoritelerinin, Türkiye’de spor faaliyetlerinin düzenleneceğine dair kararı gereğince Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu bakanlığın izni doğrultusunda kamu idareleri, özel bütçeli idareler, belediyeler ile il özel idareleri tarafından her türlü spor faaliyetleri ve organizasyonların gerçekleştirilmesine yönelik, spor tesisleri ile konaklama tesisi yapabilecek.

“SORUMSUZ KİŞİLERE VERİRSENİZ, ELİMİZ YAKANIZDA…”
Tasarının görüşülmesi sırasında söz alan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş, Ankara Büyükşehir Belediyesinin Atatürk Orman Çiftliği Nazım İmar Planını kuruma bilgi vermeden hazırladığını belirtti.

Planın açıklanmasından sonra sivil toplum örgütlerinin konuyu yargıya götürdüğünü, Ankara 13. İdari Mahkemesinin de bu planın yürütmesini bu ay içinde durdurduğunu belirterek, “15 yıldır belediye başkanı olan zat, bunun üzerine ‘ODTÜ binalarını yıkacağım’ diye ortalığı birbirine kalktı” dedi.

Ankara polisi ve jandarmasıyla birlikte AOÇ’un kaybedilen 30 bin metre karelik alanını aradıklarını, ancak bulamadıklarını ifade eden Ateş, şöyle devam etti:

“Aslında biliyoruz. Bu, iktidar partimizin genel merkez binasının hemen karşısında, ucube bir demir yığını var. O demir yığını olan bina, 60 bin metre karelik alanda ve kaçak. Bu bina, utanç abidesi olarak gözler önünde duruyor. Neden yıkılmıyor? Kaybolan 30 dönüm, Büyükşehir Belediyesinin yaptığı 60 dönümlük ticaret merkezinin içine katıldı. Bu iktidar haktan hukuktan yanaysa, o binayı yıkar ve AOÇ’un işgal edilen bu 30 dönümlük arazini, Kuruma iade eder.”

CHP’li Ateş, yapılan düzenlemeyle Gençlerbirliği ve Ankaragücü Spor Kulüplerinin halen kullandığı 126 dönüm arazinin yanı sıra, 132 dönüm alanın da GSGM’ye devredildiğini dile getirdi. Ateş, “Bu alanı yine sorumsuz kişilere verirseniz, iki elimiz yakanızda olur” dedi.

“DÜZENLEME, CİĞERE SAPLANMIŞ BİR HANCER…”
DSP İzmir Milletvekili Harun Öztürk de sporun öneminin hiç kimsenin yadsımasının mümkün olmadığını, ancak bu düzenlemeyle söz konusu alanda disko hariç her türlü yapılaşmaya gidilmenin yolunun açılmasına imkan tanındığını öne sürdü. Düzenlemeyi, “Ankara’nın ciğerlerine saplanmış bir hançer” olarak değerlendiren Öztürk, düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürdü.

“ANKARA NEFES ALACAK”
Kanunun kabul edilmesinin ardından teşekkür konuşması yapan Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, milletvekillerine, komisyon üyelerine Türk sporuna gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür etti.

Türkiye’de kişi başına düşen spor tesisinin çok az olduğunu ifade eden Başesgioğlu, “Özellikle başkentimiz bu anlamda çok geride, Anadolu kentlerinden bile geride. Bu düzenlemeyle kişi başına düşen tesis alanı artmış olacak. İki spor kulübünün yaşadığı sorunlar çözülecek, Ankara’da nefes alınacak yeşil alan yapılacak” diye konuştu.

Başesgioğlu, CHP’li Ateş’in iddialarına da yanıt vererek, imar planlarının sadece Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından değil, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ile müştereken hazırlandığını belirtti. Başesgioğlu, Ateş’in iddia ettiği 30 dönümlük arazinin ise Gazi Üniversitesinin arazisi olduğunu bildirdi.

Süt sektörü yatırım atağında, yeni tesisler için düğmeye basıldı

Süt sektörü yatırım atağında, yeni tesisler için düğmeye basıldı
21.02.2008 |

Geçtiğimiz yılı hareketli geçiren süt sektörü 2008 yılında yatırımlara hız verdi. Danone ve Pınar kapasite artırma kararı alırken Ülker, Kaanlar ve Ateşoğlu yeni fabrika yatırımları için düğmeye bastı.

Yerli yabancı pek çok yatırımcının ilgi odağı haline gelen süt sektörü 2008’i yatırım yılı ilan etti. Danone ve Pınar kapasite artırma kararı alırken Ülker ve Kaanlar ise yeni fabrika yatırımları için düğmeye bastı. Geçtiğimiz yıl Aksaray’da fabrika yatırımına girişen Sütaş ise, fabrikasını haziran ayına kadar yetiştirmeyi planlıyor. Sektöre 30 yıl önce yoğurt üretimiyle adım atan Ateşoğlu da kendi sütünü üretmek için 3 milyon dolarlık yatırımla Silivri’de çiftlik kurmak için adım attı. Dimes ise bu yıl peynir ve yoğurt gibi süt ürünlerine yönelik yatırımlara ağırlık verecek.
Yatırım konusunda en hızlı davranan firmalardan biri Kaanlar oldu. Bu yıl Malkara-Tekirdağ süt fabrikasına ilave olarak 10 milyon dolarlık yatırımla 20 bin metrekarelik bir fabrika binası kurmayı planlayan Kaanlar, böylece günlük 300 ton olan süt tonajını 800 tona çıkaracak. Beyaz ve kaşar peynir gibi ürün çeşitlerinde kapasite artırımı yapmayı planlayan şirket, tesiste 2008 yılı için 5 milyon dolarlık bir yatırım yapacak. 2009 yılında ise Balıkesir Bölgesi’nde bir fabrika daha açacaklarını söyleyen Kaanlar Gıda Dış Ticaret Müdürü Ahmet Kaan, “Bu fabrikamızın yanında sütün bol olduğu yörelerden Balıkesir bölgesinde fabrika yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz ve 2009 yılı itibari ile yeni fabrikamız ile birlikte Balıkesir bölgesinde yatırımımızı da basına duyuracağız” diye konuştu.

Yabancıların da gözü Türkiye’de
Süt sektörünün pek çok yatırımcının ilgi odağı haline geldiğini söyleyen Kaan, bir çok farklı sektörden işadamı ve sanayicinin sektörünün geleceğini gördükleri için hayvancılık projeleri üzerinde yoğunlaştığına dikkat çekti. Ayrıca yabancı yatırımcıların da gözünün Türkiye pazarında olduğunu dile getiren Kaan, “Bunların içerisinde Avrupa’nın en büyüklerinden birisi gelip fabrikamızı ziyaret edip bizimle ayrıntılı bir şekilde konuşmak istediler ve Türkiye piyasasına en erken zamanda girmek istediklerinin bizlere beyan ettiler. Şu an dış yatırımcıyla birlikte, içeride de çok büyük çalkantılar mevcut. Son dönemlerde bu konuda büyük firmaların belli bölgelerde yeni yatırımları veya fabrika satın almaları yoluyla büyümelerini görüyoruz” diye konuştu.

Danone yatırımlara devam ediyor
Medyada haklarında çıkan haberler yüzünden sıkıntıda oldukları iddia edilen Danone ise yatırımlara devam konusunda ısrarlı. Türkiye pazarına girdiğinden bu yana yaklaşık 500 milyon YTL’lik yatırım yapan ve Türkiye’yi “yatırımda öncelikli 5 pazar” arasında gören Danone, bu yıl kapasite artırım çalışmalarıyla öne çıkacak. Türkiye’de sütlü ürünler pazarını büyütme ve geliştirme vizyonu doğrultusunda yatırımlara devam edeceklerini söyleyen Danone Genel Müdürü Serpil Timuray, “Groupe Danone’nin ortalama yıllık yatırım bütcesi, cironun yüzde 4’ü oranında. Türkiye’nin yatırımda öncelikli konumu itibariyle yatırımlarımız ileriki dönemlerde de bu payın üzerinde seyretmeye devam edeceğini düşünüyoruz. Büyüme programımıza paralel mevcut fabrikalarımızda kapasite artırımı planlanıyoruz” diyor. Yatırımlarımızın odak noktasında inovasyon olduğunu dile getiren Timuray, fonksiyonel gıdalar ve çocuk beslenmesine öncelik vereceklerini belirtiyor. Gönen fabrikasının satmayı düşünmediklerini aktaran Timuray, tüm faaliyetlerin ve yatırımların planlandığı üzere devam ettiğini vurguluyor.
Pek çok yeni ürün üzerinde çalışmalarını sürdüren Pınar Süt, 2008 yılında, artan talepler doğrultusunda bazı ürünlerde kapasite arttırmayı planlıyor. Yaşar Holding Gıda Grubu Pazarlama Direktörü İçim Er, Yaşar Holding Gıda Grubu olarak 2008’de yaklaşık yüzde 20 büyüme hedeflediklerini söylüyor.

90 milyon dolarlık fabrika Haziran’da bitiyor
Sütaş Orta Anadolu Sütçülük Projesi çerçevesinde Aksaray’da fabrika yatırımına girişen Sütaş, açılışı haziran ayında yapmayı planlıyor. 44 bin metrekaresi kapalı 90 bin metrekare bir büyüklüğe sahip olan fabrika 90 milyon dolara mal olacak. Günlük bin 300 ton süt işleme kapasitesine sahip fabrika, bin kişiye istihdam olanağı sağlayacak. Ancak proje sadece bir süt fabrikasıyla da sınırlı değil. Şirket, fabrikanın yakınına bir yem fabrikası ile tıpkı Karacabey’de olduğu gibi bir çiftçi eğitim merkezi ve ilaveten bin başlık bir damızlık süt sığırı üretim çiftliği kurmayı planlıyor. Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, “Amacımız sadece bölgenin sütünü almak değil, Aksaray ve çevresinde modern sütçülüğün gelişmesine ve yaygınlaşmasına da katkıda bulunmak” diye konuşuyor. Süt ve süt ürünleri tüketiminin bir ülkenin zihinsel ve fiziksel açıdan yeterli insan kaynağına sahip olabilmesinin en düşük maliyetli yolu olduğunu söyleyen Yılmaz, Türkiye gibi genç nüfusa sahip bir ülkede süt tüketiminin kaçınılmaz olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye’de bu gelişmelerle birlikte süt ve süt ürünleri tüketiminin zaman içinde artacağını vurgulayan Yılmaz, bu durumun yatırımcıyı süt ve süt ürünleri sektörüne yönelttiğini dile getiriyor.

Ülker fabrika için yer arıyor
Süt ve sütlü ürünler sektöründe yüzde 17.5’lik payı ile ikinci sırada yer alan Ülker, pazarda hızlı büyüyerek payını artırmayı hedefliyor. Kısa bir süre önce Karaman fabrikasını devreye sokan şirket, tesisleri önümüzdeki bir kaç ay içinde tam kapasiteyle çalıştırmaya başlayacak. Pamukova’daki Ak Gıda fabrikasında yenileme çalışmalarına devam eden Ülker, bu yıl içinde yeni bir fabrika yatırımı daha gerçekleştirmek için yer arıyor. Şirketin fabrikayı Çorlu’da kurmayı planladığı iddia ediliyor.
Sektöre 30 yıl önce yoğurt üretimiyle adım atan Ateşoğlu kendi sütünü üretmek için çiftlik kurmaya karar verdi. Silivri’de yeni bir fabrika ile birlikte çiftlik kurmayı planlayan şirket, yatırım için 3 milyon dolarlık bütçe ayırdı. Ateşoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ateşoğlu, ihtiyaç duydukları sütün büyük kısmını kendilerinin üretmek istediklerini söylüyor. 1995 yılında Orta Karadeniz Bölgesi’nde kaybolmaya yüz tutmuş süt hayvancılığının yeniden canlandırılması ve köyden kente göçün önlenmesi amacıyla süt sektörüne giren Dimes, bu yıl peynir ve yoğurt gibi süt ürünlerine yönelik yatırımlara ağırlık verecek. Tokat’ın Turhal ilçesindeki Kazova Vasfi Diren Tarım İşletmesi’nde Türkiye’nin en modern damızlık hayvan üretim istasyonunu kurduklarını söyleyen Dimes Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Diren, “Çok iyi bir alt yapı oluşturduk. Çalışmaları tamamlandı ve bölgeye damızlık hayvan vereceğiz. Biz, Türkiye florası içinde yetişmiş, bölgeye adapte olmuş hayvanlar yetiştiriyoruz. Bu çok başarılı bir iş oldu. Türkiye’de hayvancılığın gelişmesi içinde böyle olması gerektiğini düşünüyoruz. 2008 yılında yatırımlarımızı peynir, süt gibi yenilebilir sütte yapacağız. Ayrıca 2008 yılında süt ürün portföyümüz için iletişim çalışmalarına başlamayı planlıyoruz” diye konuşuyor.

Sektörde kim ne yapıyor?

*Lüleburgaz ve Gönen’de fabrikaları olan Danone, 15 bin çiftçiden yılda ortalama 250 bin ton süt alımı yapıyor.
*İzmir ve Eskişehir’de fabrikası bulunan Pınar Süt’ün yıllık süt üretim kapasitesi yaklaşık olarak 350 bin ton. Şirket, yüzde 27’lik pazar yapı ile lider konumda.
*Karacabey-Bursa’daki fabrikası günde bin 200 ton süt işleme kapasitesine sahip olan Sütaş, çiftçiden günde ortalama bin ton çiğ süt topluyor.
*Adapazarı’nda tesisi bulunan Ülker, geçen yıl Karaman’da devreye giren ikinci tesisiyle birlikte günlük üretim kapasitesi 2 bin 100 tona çıkardı. Şirket, yıllık 600 milyon litre süt işliyor.
*Tekirdağ-Malkara’da ve Çanakkale-Ayvacık’ta fabrikaları bulunan Kaanların çiğ sütte yıllık kapasitesi 2007 yılı itibariyle 126 bin ton.
*Biri İzmir, ikisi Tokat’ta olmak üzere 3 fabrikada toplam 170 bin metrekare alanda faaliyet gösteren Dimes’in, 180 milyon litre süt ve süt ürünleri üretim kapasitesi var.
Kaynak:Referans

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.