İhracat için ‘güvenli çiftçi’ aranıyor

İhracat için ‘güvenli çiftçi’ aranıyor
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Rusya krizinin ardından yeni bir uygulama başlatıyor

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Rusya’ya yapılan yaş sebze-meyve ihracatında yeni bir sorunun yaşanmaması için ”güvenli çiftçi” ve ”güvenli ihracatçı” uygulaması başlatıyor.

Bakanlık, sözleşmeli veya kontrollü üretim yapan ”güvenilir çiftçilerin” belirlenmesi için harekete geçti. Bu çiftçilerden alınan ürünler, ”güvenilir ihracatçılar” tarafından paketlenip, herhangi bir kontrol yapılmadan Rusya’ya ihraç edilecek.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Rusya’ya yaş sebze ve meyve ihracatının yapıldığı Antalya, Mersin, Adana, Hatay, Muğla, İzmir ve Bursa’da tarım il müdürlüklerine söz konusu uygulamanın başlatılması için talimat gönderdi.

Buna göre, söz konusu illerde ilk aşamada örtü altı üretimi, narenciye üretimi ve organik tarım yapan üreticilerin ürünleri belirlenen kriterlere (üretilen ürün, üretim yeri, kullanılan zirai ilaçlar…vs kısacası üretim zincirindeki her aşamayı kayıt altına alacaklar) göre incelenecek ve bunlar kayıt altına alınacak. Denetimden geçen çiftçilere ”güvenli çiftçi”, bu çiftçilerden ürün alan ihracatçılara da ”güvenli ihracatçı” belgesi verilecek. Bu çiftçi ve ihracatçılarda sıkı analiz uygulamaları kaldırılacak ve azaltılmış kontrol sistemi uygulanacak.

Güvenilir çiftçilere verilecek barkod numaraları, ürünler paketlenirken, paketlerin üzerine yansıtılacak. Ürünün hangi çiftçiden alındığı belli olacak ve çiftçiler üretim aşamasında denetlenecek. Böylece, ihracat aşamasında bu ürünlerin tekrar kontrol edilmesine gerek kalmayacak. Denetimlerde herhangi bir eksikliği bulunanların belgesi ise hemen ellerinden alınacak.

İlk aşamada örtü altı üretimi (seracılık), narenciye üretimi ve organik tarım ürünlerinde başlayacak uygulama daha sonra sebze üretiminde yapılacak, sonra da tüm tarım ürünlerine yayılacak.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri, ”Çiftçi Rusya’nın isteklerini bilecek ve ona göre üretim yapacak. İhracatçı da bu çerçevede ihracatını yapacak. Çiftçiler ürününün alıcısının isteklerini dikkate alarak üretim yapmak zorunda. İhracatçılar ürünü kimden aldığını bilecek” diye konuştular.

SİSTEM İHRACATÇININ İŞİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR

İhracatta kontrol yapılmamasını ihracatçıya sunulan önemli bir avantaj, kolaylık olduğunu, laboratuvar masraflarının ortadan kalkacağını anlatan bakanlık yetkilileri, bu nedenle ihracatçının bu sistemin içine dahil olmak için büyük çaba sarf edeceğine işaret ettiler. İhracatta sağlanacak bu avantajlar nedeniyle, sisteme hem çiftçilerin hem de ihracatçıların sahip çıkacağı vurgulanıyor.

Yetkililer, ”güvenilir ihracatçı” tarafından gönderilen üründe herhangi bir şekilde Rusya’nın istediği limitlerin üzerinde kalıntı çıkması halinde, ihracatçının ve çiftçinin sistemden önce çıkarılacağını, ayrıca başka ticari yaptırımlar da uygulanacağını belirttiler.

RUSYA’DA SİSTEME SICAK BAKIYOR

Bakanlık yetkilileri, Rusya ile Temmuz ayında imzalanan protokolde öngörülen ”güvenilir çiftçi-güvenilir ihracatçı” sistemine Rusya’nın da çok sıcak baktığını ve bu sistem çerçevesinde gönderilen belgeli ürünlerin ithalat aşamasında kontrol edilmemesini kabul ettiğini söylediler.

Kimyasal ilaç kullanımının kontrol altına alınması amacıyla başlatılan pilot proje kapsamında halen 10 ilde çok sayıda çiftçiye ilaç kullanımlarını kayıt etmeleri için ”kayıt defteri” dağıtıldığını belirten yetkililer, bu çiftçilerin de tarım il müdürlükleri ve tarım danışmanları tarafından kontrol edildiğini anlattılar. Yetkililer, bu nedenle ”’güvenilir çiftçi” bulmakta sorun yaşanmayacağını, 10 bine yakın çiftçi ile bu sistemin başlayabileceğini ifade ettiler.

Öte yandan, güvenilir çiftçi ve güvenilir ihracatçıların listesinin Kasım ayında Rusya’ya verilmesi öngörülüyor. Rusya’nın gıda kontrol laboratuvarlarını da incelemek üzere, Kasım ayı içinde bir heyetin de gönderilmesi planlanıyor.

RUSYA’YA YAPILAN SEBZE-MEYVE İHRACATI

Rusya Federasyonu son olarak, Türkiye’den ithal edilen domates, patlıcan, patates, üzüm ve limonda ilaç kalıntısı bulunduğu gerekçesiyle 7 Haziran 2008 tarihinde Türkiye’den ithalatı durdurmuştu. Daha sonra Tarım ve Köyişleri Bakanlığının girişimleri sonucunda ülke 2 Temmuz 2008 tarihi itibariyle söz konusu yasağı kaldırmıştı.

Türkiye’de 30 milyon ton sebze, 14 milyon ton meyve olmak üzere yılda yaklaşık 44 milyon ton sebze ve meyve üretimi yapıldığı tahmin ediliyor. Yüksek miktardaki üretime karşın, bunun ancak yüzde 4’ü ithal edilebiliyor.

Meyve ve sebzede geçen yıl yapılan 1,5 milyar dolarlık ihracatın yaklaşık 510 milyon doları Rusya’ya, 600 milyon doları da Avrupa ülkelerine yapılmıştı. Rusya’ya bu yılın ilk 6 ayında yapılan sebze-meyve ihracatı ise 350 milyon doları buldu
Kaynakhttp://www.tarimsalbilgi.org/forums/haberci/rusyaya_yapilan_sebzemeyve_ihracati-t2642.0.html

Balkon Sebzeleri için Damla Sulama Yöntemi

NOT;Tatile gidenler için önerilir
 
Hem bir süre evde olmadığımız durumlar için, hem de bitkileri az su ile hayatta kalmaya alıştırmaya çalıştığımızdan, damla sulama yöntemini balkonda uygulamaya çalışdık. Birkaç farklı yöntem denedik. Gece gündüz sıcaklık farkları, hortumların sıcakta genleşmesi, suyun sıcakta buharlaşıp şişelerdeki basıncı arttırarak çok akması gibi başarısızlıkla sonuçlanan denemelerimizden sonra en kontrollu olduğunu gözlemlediğimiz yöntemi bulduk.
5 ve 8 litrelik pet şişelere; her üç bitkiye bir şişe gelecek şekilde; en dipten küçük delikler açtık. (Salatalıklar daha çok su istediği için üç salatalığa sekiz litrelik, her üç domatese ise 5 litrelik pet şişeler hazırladık.) Bu deliklere serum hortumları geçirdik, hortumların etraflarını silikon tabancasıyla silikon sıkarak yalıttık. Şişelerin kapaklarına birer küçük delik açtık, bu önemli bir detay, kapakta delik olmazsa şişeler bir süreden sonra iç basınç azalmasından deforme oluyorlar, su da akmıyor.


Serum hortumlarının en ucuna serum muslukları taktık. Damlama sıklıklarını ayarladık. Her bitkinin; hem saksısının boyuna hem de bitkinin boyuna bağlı olarak ihtiyaç duyduğu su miktarı farklı, bu sebeple en önemli aşama muslukların damlama sıklığını doğru ayarlayabilmek.


Beş litre su üç orta boy dometes bitkisi için (baştan saksı tabaklarını suyla doldurduktan sonra) sıcaklığa da bağlı olarak 7-8 gün süresiyle yeterli sulama sağlayabiliyor. Ancak üzerinde çiçek olan ve sebze vermeye başlamış bitkilerde damla sıklığı daha fazla olmalı; buna bağlı olarak da suyun kullanım süresi daha kısa olacaktır. Üzerinde çok çiçek ve sebze olan domatesler için beş litre suyu 5 günde verecek şekilde musluk ayarı yapmak daha uygun olabilir. 5 litreyi beş günde verme durumunda, sıcak ve kurak zamanda çiçekli ve sebzeli bitki başına günlük su kullanım miktarı 0,35 lt gibi bir miktar oluyor, bunun belirli bir kısmı da buharlaşmaya gidiyor.

ORKİDELER (Orchidaceae)

 

ORKİDELER (Orchidaceae)

Orkideler narin, cazip güzellikte, egzotik görünüşlü çiçekleri ile bütün dünyada en kıymetli çiçeklerin başında yer alır. Bu çiçeklerin uzun ömürlü ve dayanıklı olması kesme çiçek olarak değerini daha da artırır.
Orkide sanılanın aksine sadece tropik bölgelerde yetişmez. Güney kutbu hariç bütün iklimlere yayılmış 20.000 den fazla orkide çeşidi mevcuttur. Mesela Anadolu ve Kıbrıs’da yetişen bir çok orkide cinsi vardır. Bunların bir bölümü "Sahlepgiller" olarak tanınır. Ülkemize has sahlep tozu bu bitkilerin yumrularından elde edilir.

Yazımızın konusu olan orkideler ise tropik veya yarı tropik iklimlerde yetişen ve süs bitkisi olarak kullanılan cinslerdir.
Bu orkidelerin çoğu tabii olarak ağaç üstlerinde yaşayan fakat parazit olmayan bitkilerdendir. ( Epiphytes)
Bu cinsler çiçekçilikte ilerlemiş ülkelerde, uygun sera şartları sağlanarak yıllardır yetiştirilmektedir. Hatta bir çok amatör meraklı kendi imkanları ile sera şartları hazırlayarak zengin canlı koleksiyonlar meydana getirmiş, bu işi hobi olmaktan çıkararak amaç edinmişlerdir. Biz sade vatandaşların ise ev bitkisi olarak orkide yetiştirebilmesi yakın zamanlara kadar akla bile gelmezdi. Fakat son zamanlarda yine batıdan başlayan bir akımla ev şartlarında en kolay yetişen orkideler keşfedildi veya melezleri üretildi. Adım başı rastlayabileceğimiz büyük marketlerde, seralarda satışa sunuldu. Bu işin heveslileri günden güne çoğaldı. Artık salonumuzda başdöndürücü güzellikleri ile bu zarif çiçeklerin boy göstermesi hiç de hayal değil..
Orkideler diğer bitkilerden daha fazla ilgi bekler. Ancak onları ev şartlarında hayatta tutmak pek zor değildir. Önemli olan en uygun ortamı sağlayarak bol çiçek açmalarını sağlamaktır.

Orkide yetiştirmenin kuralları genel özellikler taşıdığı için aşağıda ana başlıklar halinde belirtildi.
Cinsine göre değişen özellikler ise her bitkiyi tanıtan bölümde ayrıca anlatılıdı.

GENEL KURALLAR

                                                                                                               Orkide yetiştirmeye yeni başlanıyorsa mutlaka üzeri bol tomurcuklu ve birkaç çiçeği açmış olgun bir bitki satın alınmalıdır. Bitkiyi almadan önce evde en uygun ortam ve şartlar ayarlanmalı, mevsim kış ise eve getirene kadar soğuktan muhafaza edilmelidir. (Çiçeğin naylon muhafazasının üzerine gazete kâğıdı sarılabilir.)

ISI: Güzel ve uzun ömürlü çiçekler için orkidelerin gece ve gündüz arasında 6-8 derece bir ısı farkına ihtiyaçları vardır. Cinsine göre biraz değişmekle beraber, gündüz:20-25, gece:16-17 derece idealdir.

IŞIK: Direkt güneş almayan bol ışıklı, aydınlık bir yer lazımdır. Sabah veya akşam güneşi alan bir pencerenin yakını idealdir. Penceredeki bir tül perde ışığı yeteri kadar filtre edecektir. Kış aylarında yapay ışık kullanılabilir. Floresan lambalar bu durumda yeterlidir.Yalnız, ışığı direkt bitkiye değil de, başka bir yerden bitkinin üzerine yansıyabilecek şekilde yerleştirmek gerekir. Bitkinin günde 12-14 saat ışık alması çiçek yapımını hızlandırır.

  • Yapraklar ışık açısından iyi bir göstergedir. Koyu yeşil, yumuşak yapraklar bitkinin az ışık aldığını, cinsine göre sarımsı-yeşil veya kızarmış yapraklar ışığın fazla geldiğini gösterir. Yeterli ışık alan orkidenin yaprakları açık , canlı bir yeşil olur.
  • Orkideler yandan değil, tepeden gelen ışıktan daha çok hoşlanırlar.

  • SULAMA: Musluk suyu kireç ve klor taşıdığı için sprey veya sulama suyu olarak kesinlikle uygun değildir. Yağmur suyu veya memba suyu kullanılmalı, su oda sıcaklığında olmalıdır. Saf su gerekli mineralleri taşımadığı için kullanılmaz. Çoğu cinslerde iki sulama arasında üst toprağın hafif kuruması beklenir.Toprağın tamamen kurumasına izin verilmemelidir. Toprak ıslak değil, nemli olmalıdır. Yaprak ve çiçekler ıslatılmadan sulanır. Saksı tabağında su biriktirilmez. Orkideler genelde ağaç üstlerinde veya geçirgen ormanaltı çürüntülerinde yetiştikleri için çok iyi drenaj gerektirirler.
    • Sulama ve püskürtme daima sabahları yapılmalıdır . Akşam sulamalarında bitki kurumaya fırsat bulamaz ve hastalanır.

NEM: Yüksek nem oranı şarttır. Bir püskürtücü ile yapraklarına her sabah ılık su püskürtülmeli,çiçekler ıslanmamalıdır. Daha iyi bir metod çakıllı tepsi kullanmaktır. Bu aynı zamanda drenaj problemini azaltır ve bitkiyi sıcak tutar. İki metod aynı anda kullanılabilir.

BESİN: Orkideler için hazırlanmış bir sıvı gübre ile yaz aylarında 2, kışın 4 haftada bir beslenir. Aşırı gübreleme faydadan ziyade zarar verir. Önerilere dikkatle uymalıdır.

SAKSI DEĞİŞTİRME: Bitki sağlıklı görünüyorsa mümkün olduğu kadar saksı değiştirilmemelidir. Saksıdan çıkan birkaç kök önemli değildir. Değiştirme yapılacaksa çiçeksiz bir döneme denk getirilir. (Normal toprak kullanılmaz. Bulunabilirse orkide için hazırlanmış özel torf kullanılmalıdır.( ağaç kabuğu, yaprak çürüntüsü, yosun ve bitkisel kömürden hazırlanmış karışımlardır).
Uygun torf bulunamazsa bahçe ürünleri satan her yerde bulunabilen hindistan cevizi lifleri kullanılabilir. Yeni saksı eskisinden sadece bir numara büyük olmalıdır.
HAVALANDIRMA:
Orkideler aşırı sıcak, kuru ve havasız ortamları hiç sevmez. Kış aylarında bile havadar mekan ister. Ancak hava cereyanından korumak şarttır. Pencere önleri bu yüzden pek ideal değildir. Bulunduğu ortam bitkiye direk rüzgar gelmeyecek şekilde her gün havalandırılır. Cam açılamadığı zaman vantilatör çalıştırılması da gerekli sirkülasyonu sağlayacaktır. Bitkiler ilkbahar sonlarında korkmadan dışarı çıkarılabilir. Orkideler bundan hoşlanır ve sağlıklı gelişir. Balkon veya bahçenin rüzgardan korunaklı, gölge bir yerinde havalar soğuyana kadar tutulabilir.Güneş yaprakları yakabileceğinden gölge şarttır. Gölge yoksa koyu renk bir tül veya şemsiye ile de korunabilir.

Orkideler çiçeksiz iken de dikkatle sulanıp bakılmalıdır. Orkidelerin çiçekleri geçtikten hemen sonra sapları 2-3 boğum üzerinden kesilir.

Orkidelerin çiçeklenme zamanı cinsine göre değişir. Aşağıda belirtilen zamanlar şartlara göre değişebilir.

Yapraklarda kahverengi nokta veya lekeler

Lekeler sert ise direkt gün ışığından olabilir. Lekelere dokunulmaz. Bitki biraz gölgeye çekilir. Lekeler yumuşaksa mantar demektir. Hasta dallar derhal kesilip alınır.

Büyüme bozukluğu

Dallar yan veya aşağı sarkarak büyüyorsa ışık veya sulama yetersiz olabilir.

Küflenme
Yapraklarda küflenme görünüyorsa serin ortamda aşırı nemlendirme yapılıyor olabilir. Akşamları sulama ve püskürtmeden kaçınılmalıdır.

Çiçek açmayan bitki

Bakımı doğru yapılıyor ve bitki sağlıklı ise daha fazla ışık gerektiğini gösterir. (Yapay ışık)
Gece-gündüz yeterli arasında ısı farkı yoksa çiçeklenme olmayabilir. Zira bitkinin tomurcuk yapabilmesi için gün ışığında ürettiği besini gece dinlenme sırasında depolaması gerekir. Gece yüksek ısı varsa bu besin harcanır. Dolayısı ile tomurcuk yapamaz.

Tomurcuk dökülmesi

Büyük ihtimalle sulama yetersiz veya ortam fazla kuru olabilir. Yeni alınmış bitkilerde çok görülür.

Hijyen

Bitkinin sararmış yaprak ve çiçek sapları mutlaka steril bir makasla kesilmelidir.

Böcek türü zararlılar orkidelerde pek görülmez. Seyrek olarak kabuklu bit olursa alkollü bir pamukla temizlenir.

B5A SIVI ORGANİK GÜBRE NEDİR?

 
B5A uzun süren çalışma ve araştırmaların sonucunda geliştirilen bir
sıvı organik gübredir. Topraktaki  aktivasyonu son derece hızlı ve
toprağı ıslah edici özelliğe sahiptir. Mikroplazmik replikasyonla,
normalde toprakta azda olsa bulunan faydalı bakterilerin ve diğer
mikroorganizmaların (gözle görülmeyen canlıların) hızlı bir şekilde
çoğalmalarını ve toprağı işlemelerini sağlayan ; dünyada muadili ve
alternatfi olmayan  tek üründür.
B5A SIVI ORGANİK GÜBRENİN ÖZELLİKLERİ
1- B5A tamamen ekolojik ve bitkisel orijinlidir. ( B5A yapımında
tamamen bitkisel ve organik maddeler kullanılmıştır.)
2- B5A yapımın da ki özel formül nedeniyle toprakta ve bitki üzerinde
etkisini gösteren tek organik gübredir.
3- Dünyada başka muadili ve emsali yoktur. Çünkü;
a-) Toprakta organizmal ve mikroorganizmal canlılığı arttırır.
b-) Toprağın organizmal ve mikroorganizmal canlılar tarafından
işlenmesini sağlar.
c-) Topraktaki canlı organizmaların arttırılması toprağın doğal olarak
gübrelenmesi demektir. Örneğin bir solucanın 1 yılda işlediği toprak
miktarı, bir traktörün 1 saatte işlediği toprak miktarına eşittir.
4- Toprakta yıllardır bilinçsizce kullanılan kimyasal gübreler nedeni
ile birikmiş olan kimyasalların parçalanmasını hızlandırarak kimyasal
birikintinin önüne geçer.
5-Dünyada en kısa sürede organik ürün aramasını sağlayan tek organik
gübredir.
6-En kısa sürede organik tarıma geçiş sağlayan alternatifsiz tek
organik gübredir.
7-Az veya çok kullanımda bitkiye kesinlikle zarar vermez.
8-Toprağın su kaybını en aza indiren organik gübredir.
9-Bitkinin sıcağa ve soğuğa karşı arttıran arttıran mukavemetini ilk
ve tek organik gübredir.
10-Bitkinin kimyasal etmenler dahil her türlü gelişimine ket vurucu
etmenleri ortadan kaldırır.
11-Gübre kullanımın da çok çeşitliliği ortadan kaldıran tek organik
gübredir.hem kök hem yaprak hem de ürün gelişimi için kullanılır.
12-Dünyada alt ve üst gübre olarak ve her türlü bitkide ve ağaçta
kullanılan tek organik gübredir.
13-Toprağı renatüre ettiği için toprakta ekilen her türlü bitki de son
derece yararlı organik gübredir.
14-B5A dünyada tarım sektöründe yapılan ve yapılmış olan en büyük
buluştur.
B5A SIVI ORGANİK GÜBRESİNİ KULLANDIĞINIZDA FARKI DAHA İYİ
ANLAYACAKSINIZ.B5A’NIN HAKKINDA ANLATILANLARDAN DAHA FAZLA OLDUĞUNU
GÖRECEKSİNİZ.
B5A SIVI ORGANİK GÜBRE KULLANIMI
B5A sıvı organik gübre her türlü bitki ve tarım şartlarında güvenle
kullanılabilir.
Her türlü bitki ve her türlü tarım şartlarında;
1-Kök gübre olarak
2-Çimlenme esnasında
3-Ürün öncesi veya çiçeklenme öncesinde kullanımı tavsiye edilir.
Çok ihtiyaç duyulduğunda ürün oluşumunda dördüncü kez veya daha fazla
kullanılabilir.
Çok kullanımında kesinlikle bitkiye zarar vermez.
B5A KULLANIMINDA DİİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
1-B5A gurubu gübreler veya toprak aktivatörlerinin tamamı sabah erken
veya akşam saatlerinde atılmalıdır.Güneş ışınlarını dik ve kuvvetli
olduğu zaman dilimlerinde  kullanılamamalıdır.(gün batımından 2 saat
sonra)
2- B5A uygulamalarında kullanılacak ekipman ve makineler öncellikle
çok iyi temizlemeli ve kimyasal ilaç kalıntısı bırakılmamalıdır.
3-B5A grubu gübre ve toprak aktivatörleri kesinlikle bir başka
kimyasal ilaç ve gübre ile birlikte kullanılmamalıdır.
4- Ekim yapılan arazide her hangi bir şekilde kimyasal ilaç (yabancı
ot ilaç veya haşarat ilaçları ) kullanımdan en az 10 gün sonra B5A
grubu ürünler kullanılabilir.
5- Yanmamış hayvan gübresi ile birlikte asla kullanılmamalıdır.
6- B5A grubu gübrelerinden istenilen verimin alınabilmesi için
kullanım zamanlarında toprağın ıslak olması gereklidir.
KULLANIM ŞEKİLLERİ  VE UYGULAMALARI:
KÖK VE TABAN GÜBRESİ OLARAK UYGULAMA:
Bitkilerin tamamında kök gübresi olarak kullanım aynıdır. Yetiştirecek
bitkinin türü  ağaç veya otsu bitki 8 birılık bitkiler. Her yıl
yeniden ekilip veya fide olarak dikilen bitkiler) olsun kökte uygulama
şekilleri aynıdır.
1litre B5A en az 300-400 litre su ile sulandırır. Sabah erken
saatlerinde veya gün batımını takiben (gün batımından 2 saat sonra).
Holder veya taraf gibi pulverizatör  ile ortalama olarak 7000 metre
kare alana eşit bir şekilde uygulanır.uygulanmada toprağın ala yaş
veya ala tav denilen (%45 nemli) durumda olmasına dikkat edilir.Takibe
aynı gün içerisinde sürülmesi önerilir . Aynı gün içerisinde
sürme ,kazayağı veya çapa makineleri ile toprak alt üst edilmezse
ertesi gün sabah erken saatlerde toprağı işlenmesi önerilir. B5A kök
gübre olarak uygulandıktan sonra en geç 10 gün içerisinde ekim
yapılmalıdır.
Önemli uyarı:Yukarıda verilen 300-400 It. Sulandırma suyu kullanılacak
en az sulandırma suyu miktarıdır. Sulandırmada kullanılan su miktarı
limitsiz artılırılabilir. Ama azaltılmaz. Verilen alan miktarı
azaltılabilir ama 7000 metre kare alandan fazlasına uygulama mevcut
sulama yöntem ve ekipmanları ile yapılabilir. (Yağmurlama, damlama,
spring, salma vs gibi sulama imkanları ile uygulama yapabilir.
BUĞDAYGİLLERDE BAHAR  UYGULAMASI:
Toplumumuzda gübre uygulamaları uygulama zamanlarına göre
isimlendirilmektedir. Şubat mart aylarında yapılan gübrelemeye bahar
gübresi veya çimlenme gübresi denmektir.
B5A sıvı organik  gübre veya B5A  grubu diğer gübrelerde uygulama
şöyle yapılmalıdır: Buğdaygiller dendiğinde akla.,buğday, arpa,
yulaf ,çavdar gibi bitkiler gelmektedir. Bu tür  bitkiler otsu ve
yılık bitkilerdir. Oldukça sık ekim yapılmaktadır. Türkiye
topraklarının büyük bir bölümünde bu tür bitkilerin ziraatı yapılır.
Baharda bitkinin boyu 5ile12 cm uzunluğa eşitliğinde B5A Mikroplazmik
toprak aktivatörleri veya sıvı organik gübre en az 300-400 litre su
ile sulandırır. Holder veya taral  gibi puverizatörleri ile
arazilerinin durumuna göre 3500-7000 metre kare alana eşit şekilde
uygulanır.
ARAZİNİN DURUMU NASIL TAYİN EDİLİR
Klasik kimyasal gübrelerle toprağın gübrelenmesine rağmen her yıl ürün
düşüşü yaşanıyorsa , o arazide kimyasal birikintinin aşırı olması
nedeniyle topraktaki tuz miktarında, kireç miktarında aşırı yükselme
ve organik madde miktarında 0,01 ‘lere  kadar düşüşler meydana gelmiş
olabilir. Lütfen uygulama yapılacak arazide toprak analizi yaptırınız.
B5A Grubu Gübreler Toprak Analiz Sonuçlarına Göre Nasıl Kullanılır:
Yapılan toprak  analizlerinde organik  madde miktarı 0-2  olan
topraklarda  1 litre B5A 3500 4000 metre kare alanda kullanılır .
organik 2-3  olan toprak türlerinde 4000- 5000 metre kare alanda
yapılır. Organik madde miktarı 3 ten yukarıda ise 5000-7000 metre kare
alanda kullanılması  önerilir.
B5A grubu gübreler  toprak  analiz sonuçlarına göre nasıl kullanılır
Yapılan  toprak  analizlerinde organik  madde miktarı 0-2 olan
topraklarda 1 litre B5A  3500 4000metre kare alanda yapılır. Organik
madde miktarı 2-3 olan toprak türlerinde 4000-7000 metre kare alanda
kullanılması önerilir.
B5A sıvı organik  gübre veya B5A grubu diğer gübreler, özellikle
yabancı ot veya zararlı böcek veya diğer mikrobik hastalıklara karşı
kullanılan (İnsektisit , fungisit , herbisit gibi)   ilaçlama
çalışmalarından en az 20-22 gün süreyle bitkilerde  büyüme ve
gelişmeyi durdulur bitki bu dönemde strese girer. Hava sıcaklarının da
artmasıyla  bitki gelişmeden ürüne dönmek zorunda kalır. Gelişmesini
tamamlamamış bir bitkide ürün oluşumu  gerçekleşmez.
İlaçlamanın 10 gün  sonrası 1 litre B5A en az 300-400litre su ile
sulandırılarak holder taral  ve her  türlü pulverizatörler ile eşit
miktarda önceden tayin edilmiş alana uygulanır. Toprak düzeyini
kapatmadığı sürece uygulama kökten  yapılmalıdır. Buğdaygiller ve
yoncagiller gibi bitkilerde  toprak  yüzeyi bitkilerce kapatıldığında
yapraktan uygulama yapılabilir
Nohut ,Burçak, Darı, Kimyon, Mercimek ve diğer bir yılık otsu
bitkilerde de, diğer tarla bitkilerinde de olduğu gibi yukarıda
belirtilen şekilde uygulama yapılır.
SEBZELERDE (TARLADAN) UYGULAMA:
1) EKİM  ÖNCESİ  UYGULAMA
    Yumru bitkiler (patates, turp, havuç, pancar  vs.) veya fide
olarak ekimi yapılan (domates biber salatalık patlıcan vs.) bitkiler
ekim yapılmadan önce toprak analizi, alan ve kullanılacak B5A gurubu
gübrenin miktarı göz önünde bulundurularak uygulama yapılacak alan ve
kullanılacak gübre miktarı tespit edilir. Tarla sürüm öncesi veya
işleme öncesi mevcut sulama sistemlerine karıştırılarak veya her türlü
pulverizatör ile tarlaya eşit miktarda uygulama yapılır. Aynı gün
içerisinde sürme, çapalama veya kaz ayağı ile işleme yapılması
önerilir. Uygulamayı takiben 7 gün içerisinde ekim dikim yapılmalıdır.
2-) BİTKİ GELİŞİMİ İÇİN UYGULAMA
Bitkinin topraktan çıkımından itibaren 4-8 yaprak olmasından sonra
yapılan uygulamadır. Fide dikimi yapılmış ise fide dikiminden sonra
uygulanır. Uygulama öncesi yabancı ot ilacı veya böcek ilacı
uygulanacaksa bu tür ilaçların uygulamasından 10 gün sonra B5A gurubu
gübreler kullanılabilir. Uygulama yine analiz sonuçlarına göre B5A
gurubu gübre miktarı gibi tespit edilir. Örneğin analiz sonuçlarında
organik madde miktarı 2 den düşükse 3500 m2 alana 1 lt. B5A gurubu
gübre en az 300-400 lt. suya karıştırılarak uygulama yapılır. Uygulama
için her türlü pülverizatör kullanılabildiği gibi mevcut sulama
sistemlerine de karıştırılarak uygulama yapılır.
3-) ÇİÇEKLENME VE ÜRÜN ÖNCESİ UYGULAMA
Tarla da açık yetiştirilen sebzelerde bitki geşimi tamamlayıp
çiçeklenmeye başladığı zaman çiçeklerin daha fazla döl tutması ve
çiçek dökümünün önlenmesi için kullanılır. Çiçeklenme öncesi kimyasal
ilaç kullanılmış ise kimyasal zirai ilaçların kullanımından 10 gün
sonra :B5A sıvı organik gübre kullanımı yapılmalıdır. Uygulama
yapılacak alan, alan/miktar olarak veya önceden yapılmış toprak
analizi sonuçlarına göre alan hesaplanmalıdır.
Örneğin 2000 m2 açık tarlamız var; toprak analiz sonuçlarında organik
madde miktarı 2 den düşük geldi. Daha önceden yoğun miktarlarda
kimyasal ilaç ve gübre kullandık. Bu durumda 1 lt. B5A en az 300-400
lt. suya karıştırılarak 3500 m2 alana uygulanır. Şayet 7000 m2 tarla
gübrelenecekse 600-800 lt. su ile karıştırılarak 7000 m2 alan (tarla)
gübrelenmelidir. Ayrıca B5A ürünlerinin kullanımında su miktarı ne
kadar çok olursa, o kadar olumlu sonuç elde ederiz.
SERALARDA UYGULAMA
1-EKİM VE DİKİM ÖNCESİ UYGULAMA
Uygulama öncesi toprak analizi sonuçlarına göre B5A gurubu gübre
miktarı ve kullanılacak alan tespiti yapılır. Mevcut sulama sistemler
veya pülverizatör ile uygulama yapılır. Uygulama esnasında seranın
havalandırılmasına dikkat edilmelidir. Uygulamayı takiben toprak
işlenerek ekime hazır hale gelir. Uygulamayı takiben 10 gün içerisinde
ekim veya fide dikme işlemleri yapılır.
2- BİTKİ GELİŞİMİNDE UYGULAMA
Bitkinin topraktan çıkmasından sonra 2-8 yaprak olmasından itibaren
B5A uygulanmalıdır. Ekim öncesi yapılan uygulama miktarı ve alana göre
pülverizatörlerle veya mevcut sulama sistemlerine karıştırılarak
seraya eşit miktarda uygulanması sağlanır. Bitki örtüsü toprak
yüzeyini kapatmadığı sürece kökten uygulama yapılması tavsiye edilir.
Çok özel durumlarda bitki mukavemetini arttırmak amaçlı hem kökten
hemde yapraktan uygulama yapılabilir.
           3-ÇİÇEKLENME ÖNCESİ, ÇİÇEKLENME VEYA ÜRÜN OLUŞUMUNDA
UYGULAMA
Seralarda kullanılan gübre ve ilaçlar nedeniyle bitkilerde
çiçeklenmede azalma veya çiçek dökümleri çoğalır veya üründe küçükken
dökülmeler oluşur. Bu durumların önlenmesi için ekimde tespit edilen
miktarlarda mevcut sulama sistemleriyle veya pülverizatörler ile B5A
uygulaması hem kökten hemde yapraktan yapılabilir. Uygulama da 1 lt.
B5A en az 300-400 litre suyla karıştırılır. Su miktarının fazla
olmasında yarar vardır.
        AĞAÇLARDA UYGULAMA
AĞAÇLARDA İLK UYGULAMA
Her türlü ağaçlarda (üzüm asması, elma,
erik,armut,vişne,kiraz,zeytin,antepfıstığı,fındık vs.) ilk uygulama
aynıdır. Öncelikle toprak analizi yapılması önerilir. Toprak
analizlerinde ki organik madde miktarı göz önünde bulundurularak ve ;
dekara düşen ağaç sayısına göre alan miktarı tespit edilir. Örneğin
toprak analizinde ki organik madde miktarı 2 den düşük ise, 1000 m2 ye
30 ağaç düşüyorsa, 3500 m2 de 105 ağaç olduğu tespit edilir. Ağaçların
yaşı ve büyüklerine göre kullanılabileceği tespit edilir.
0-5 yaşlı ağaçlarda kullanılacak su miktarı = 5-10 lt.
5-10 yaşlı ağaçlarda kullanılacak su miktarı = 5-15 lt.
10-15 yaşlı ağaçlarda kullanılacak su miktarı = 10-20 lt.
             15 yaşından büyük ağaçlarda kullanılacak su miktarı
=20-40 lt. olmalıdır.
Yukarıdaki formatlarla ağaçların büyüklükler ve yaşlarına göre ağaç
başına harcanacak su miktarı tespit edilir. Örneğin 15 yaşında
ağaçlarınız var; ağaç başına 20 lt. su düzenlenir. 105 ağaçta 2100 lt.
suya 1 lt. B5A gurubu gübre konur. İlk uygulama ağaçların yaprak veya
çiçek gözlerini oluşturmaya başlamadan 10 öncesinden köklere yapılır.
Uygulama şekilleri mevcut sulama sistemleriyle veya pülverizatörlerle
yapılabilir. Uygulama, ağaçların bulunduğu alan komple yapılmalıdır.
Toprak uygulamanın yapıldığı gün çapalama veya sürme şeklinde
işlenmelidir.
MEYVE AĞAÇLARINDA İKİNCİ UYGULAMA
İkinci uygulama ağaç türlerine göre değişir. Elma, armut, erik, vişne,
kiraz, ceviz, fındık, şeftali, kayısı türleri, badem, dut, antep
fıstığı, portakal, mandalina , limon ,greyfurt, nar, ayva, incir vs.
ağaçlarda uygulamalarda kullanılacak su ve gübre miktarları ilk
uygulamadaki miktarlarda olmalıdır. Uygulama zamanı çiçeklenme ve
çiçeklenmeden sonraki 10 günlük süreç içerisinde yapılmalıdır. Bu
dönemlerde  kimyasal ilaç kullanma zorunluluğu varsa kimyasal ilaç
kullanımını takiben 5 gün sonra uygulama yapılmalıdır. Uygulama şeklin
aynısı olabilir veya hem yapraktan hem kökten veribilir
MEYVE   OLUŞUMU  VE SONBAHAR UYGULAMALARI :
a-) meyveler belirli büyüklüğe gelmeye başlamasıyla dökülmeler ve
kurtlanmalar başlar. Hatta soğukve sıcaktan, hastalıklardan,veya dış
etmenlerden dolayı meyve üzerinde lekeler ve kalitede düşüşler olur.
Meyvelerden bu tür olumsuzluklardan oluşmaması. İçin meyvelerin
oluşmasından yaklaşık bir ay öncesinden itibaren B5A uygulaması
yapılmalıdır. Uygulanacak  alan, güre ve su miktarıilk uygulama
miktarlarınca olmalıdır. Uygulamalar bütün aşamalarda sabah erken
saatlerde veya akşam gün batımından sonra (gün batımından en az 2 saat
sonra) yapılır . uygulama sıcaklıklarına göre su miktarı
artırılmalııdr.
b- ) Ağaçlarda diğer bu uygulama şekilde  şu şekildedir;Gübreleme
yapılacak ağaçların yaklaşık olarak gövdeden 1-1-5 metre mesafeden en
az 15-20cm derinliğinde ağacın etrafına daire şekilde hendek
açılır .yukarıdaki de belirttiği gibi sulandırılmış B5A açılan hendeğe
gezdirerek dökülür .hemen arkasından hendek kapatılır.
ÜZÜM ASMASINDA, ZEYTİNDE VE ANTEP FISTIĞINDA İKİNCİ UYGULAMA
Zeytin ve üzüm asmalarında seenenein ilk yapraklarının açmasıyla ve
filizlerin sürdürmesiyle ikinci uygulama yapılır .B5A uygulaması
ağacın yaşı ve arazinin analizine göre testpit edilir.
ÜZÜM ASMALARINDA YAŞLARINA GÖRE KULLANILACAK SU MİKTARI
0-5 yaşlı asma fidanlarında kullanacak su miktarı =5-8 ıt
5-10 yaşlı asma fidanlarında kullanılacak su miktarı= 5-14 ıt
10 yaşlarından büyük asma  fidanlarında kullacak su miktarı =8 – 20
ıtü
Su miktarındaki değişkenlik bölgelerin kuraklığı, mevsimlere göre
değişkenlik gösterdiği içindir.
ZEYTİNLERDE VE ANTEPFISTIKLARINDA YAŞLARINA GÖRE KULLANILACAK SU
MİKTARI
0-5 yaşlı zeytin ve antep fıstığı ağaçlarında kullanılacak su miktarı
5-12ıt
5-10 yaşlı zeytin ve antep fıstığı ağaçlarda kullanılacak su miktarı
8-18 ıt
10-20 yaşlı zeytin ve antep fıstığı ağaçlardan kullanılacak su miktarı
14-24 ıt
20 yaşından büyük zeytin ve antep fıstığı  ağaçlarında kullanılacak su
miktarı 18-35ıt
yukarıda belirtilen su miktarları asgari kullanılması gereken su
miktarları dır. Mevsim yağışları veya yağışları veya toprak nemine
göre kullanılacak su miktarı belirlenir.
Kullanılacak gübre, arazi ve toprak yapısı tespit edildikten sonra
mevcut sulama sistemler ile pülverizatörler ile yapılır. Bu tür
ağaçlarda yaprak ve meyvelerde anormallikler gözlendiğin de yapraktaki
uygulamada 1lt B5A =400 lt su formülüne göre hazırlanır ve 5000metre
kare alanda yapraktan uygulanır. Bu uygulama akşam saatlerinde
yapılmalıdır.yapraktan yapılan uygulama sonrası yaprak en geç 1 gün
sonra su ile yıkanmalıdır.(gübreler gibi bitki yapraklarına su
atılmalıdır.)
ÜZÜM ASMASI, ZEYTİN VE ANTEP FISTIKLARINDA ÜÇÜNCÜ UYGULAMA
Bu tür ağaçlarda B5A’ya karıştırmada kullanılan su miktarı ve mevsim
kuraklığına göre %50 oranlarına kadar arttırılabilinir. Normal
şartlarda yukarıdaki çizelge esas alınmalıdır. Bu dönemler sıcakların
en fazla olup ürün gelişmesinin en çok etkilendiği dönemlerdir. Antep
fıstıkları iç yapmadan dökülmeye başlar, zeytinlerde yağ ve kalite
düşer, üzümlerde lekeler ve salkımlarda bozulmalar başlar. Bu dönem de
B5A uygulaması şöyle olmalıdır:topraktaki organik madde
miktarı,ağaçların yaşı ve büyüklüğüne ve arazinin büyüklüğüne göre
kullanılması gereken B5A miktarı tespit edilir. Ağaçların etrafları
gövdeden  1-2 metre uzağında 15-20 cm derinliğinde daire şeklinde
hendek açılır. Sulandırılmış gübre bu hendeklere ağaç başına düşen su
miktarınca dökülür. Aynı gün içerisin de ,hatta hiç vakit kaybetmeden
hendekler kapatılır.
BU DÖNEMDE YAPRAKLARDA KESİNLİKLE UYGULAMA YAPILMAZ
ORAGANİK TARIM KLAVUZU — TÜRKİYE DE ORGANİK TARIM NASIL YAPILIR.
Dünya ve Türkiye tarım mevzuatlarına göre bir bölgede organik tarım
yapılabilmesi için organik tarım yapılacak arazinin 20 km. çevresinde
4 yıl süresince klasik kimyasal gübreli hormonal veya kimyasal tarım
ilacı kullanılmamalıdır. 5. yıl organik tarım çalışmaları başlar. 5.
yapılan ziraat çalışmalarında ve önceki 4 yıl süresince kesinlikle
kimyasal gübre ve kimyasal tarım ilaçları kullanılamaz. Elde edilen
ürünün organik tarım sertifikasyonu yapılan kurumlardan sertifikası
alındıktan sonra organik ürün olarak piyasaya arz-ı gerçekleştirilir.
KİMYASAL GÜBRE ve KİMYASAL İLAÇLAR NELERDİR.
Kimyasal gübreler üzerinde organik özellik belirtilmeyen her tülü
gübre toprak düzenleyici enzim içerikli gübrelerin tamamıdır. (DAP,
20-20,trible,üre,azot vs.)
Kimyasal ilaçların ise içeriğinde insektisit (böcek ve haşarat
ilaçları) herbisit (yabancı ot ilaçları) fungisit kimyasal içeriğinde
zehirli maddeler bulunmaktadır. Bu ilaçlar türlerine göre sıvı veya
katı şekillerde piyasaya arz edilirler. Yabancı ot ilaçları genelde
esterli veya aminli olarak tanınırlar. Son yıllarda yer altı sularının
aşırı kirlenmesi ve azalmaları nedeniyle esterli ot ilaçlarının
kullanımı tamamen yasaklanmış olup aminli ot ilaçlarının kullanımında
da kısıtlamaya gidilmesi için bir takım çalışmalar yapılmaktadır.
ORGANİK TARIMIN ÖNEMİ
Son yıllarda organik tarım daha iyi anlaşılmaya başlamıştır. Organik
tarımının öneminin anlaşılmasının en önemli etmenlerini şöyle
sıralayabiliriz.
1- Son 2 yılda kanser vakalarında ki artış % 339 dur. Bunun en önemli
nedenlerinden birisi kimyasal gübre ve kimyasal tarım ilaçlarının
bitki ve ürün üzerinde oluşturduğu ve organizmalarda mutasyona neden
olan kimyasal birikintilerdir.
2- Kimyasal gübre ve kimyasal tarım ilaçlarının yer altı sularında
aşırı kirlenmeye yol açtığı ve yer altı sularının daha derinlere
inmesinin en önemli nedenlerinden birisi olduğunun daha iyi
anlaşılmasıdır.
3- Kimyasal gübrelerin hormonların ve bir kısım kimyasal tarım
ilaçlarının toprakta yaşayan organizmaların ve mikroorganizmaların
ölmelerine neden oldukları açık bir gerçektir. Ayrıca yaban hayatının
% 98 e varan bir bölümünü yok ettiği tespit edilmiştir. Örneğin bir
solucanın 1 yılda işlediği toprak miktarı 1 traktörün 1 saatlik
çalışmasına denk olduğunu yapılan araştırmalar göstermiştir.
İlaçlanmış tarlalardan bırakınız solucan, karınca vb. hayvanlar ile
bir kısım mikroorganizmaların ayrıca bu tarlalarda ki ürünlerde
bulunan kuşlarda toplu kuş ölümleri (bıldırcın, keklik vb. ve diğer
kuş türlerinde yok olma aşaması geldiği tespit edilmiştir. Buna benzer
bir sürü faydalı canlıların yok olduğu ve zararlı canlıların artışı
organik tarımın öneminin daha iyi kavranmasına neden olmuştur. Çünkü
ekolojik denge tahrip edilmektedir.
4- Kimyasala dayalı tarımda her yıl azalan verimli içerik kalitesi
açısından son derece düşük kaliteli yada kalitesiz ürünler oluşmaya
başlamıştır.
5- Kimyasala dayalı tarımın her yıl toprakları işlevsiz hale getirdiği
ve son 10 yılda Van gölünün 26 kat alanın çöl haline gelmesine sebep
olduğu tespit edilmiştir.
Dünya bilim adamları tarafından yapılan açıklamalara göre küresel
ısınmanın en önemli nedeni kimyasallara dayalı tarımdır.
Kimyasala dayalı tarım: bu yönlerinden bakıldığında kesinlikle
yapılmaması gereken bir tarım yöntemidir. Kimyasala dayalı tarımın
zararları her geçen gün artmaktadır. Bu yüzden de insanlık için
üzerinde yaşayabileceğimiz bir dünya için kimyasal tarımdan vazgeçip
organik tarım yapmak zorundayız. Zararın neresinden dönülürse kardır.
Her üretici çocukları için doğru bir karar alarak organik tarıma
geçmek zorundadır. Unutmamalıyız ki biz bu toprakları atamalarımızdan
emanet aldık. Çocuklarımıza daha iyi bir dünya ve miras bırakmak
istiyorsak hemen hemen bütün gıdamızı karşılayan toprağı yok etmemek
ve bir an önce organik tarıma geçmek zorundayız. Atalarımızın
kanlarla, savaşlarla, şehitler vererek kazandığı toprakları şimdi
kimyasal ilaçlarla, gübrelerle kaybedemeyiz.
TARIMDA YAPILAN YANLIŞLIKLAR
1- Öncelikli olarak tarımda yapılan en büyük yanlışlık anız ve bitki
artıklarını yakma olayıdır.
Türk çiftçisi bu konuda kim ne derse desin büyük hatalar yapmıştır ve
yapmaya devam etmektedir. Bitki atıkları ve anız yakma faaliyetlerinde
gübre olabilecek bitki artıklarını yok ettiğimiz gibi toprakta yaşayan
ve ekolojik denge içerisinde çok büyük görevleri olan canlı ve
organizmaları (karınca,solucan ve diğer toprak işleyen böcekler) ve
mikroorganizmaları yok etmekteyiz. Anız ve bitki artıkları yakılan bir
tarlada gübreleme ve toprak işleme maliyetleri ortalama olarak % 36
artarken üründe ve kalitede % 50 lere varan düşüşler olmaktadır.
Yakmak insana yakışan bir hareket asla değildir. Avrupa ve gelişmiş
ülkelerde yakma işlemi insanlık ayıbı ve suçu sayılmaktadır.
Vicdanlarımızda böyle demiyormuydu.
2- Esterli yabancı ot ilaçlarının kullanımı
insektisit,herbisit,fungusit türü kimyasal ilaçların aşırı kullanımı.
Toprak yapıları bölge bölge değişim gösterir.Örneğin adı x olan bir
yabancı ot ilacı adı x olan bir yabancı ota karşı üretilmiş olsun. Bu
ilaç Fransız yada Hollanda patentli olsun. Fransa da veya Hollanda da
ki otun yapısı Türkiye deki otun yapısı ile aynı değildir. Ayrıca
toprak yapısı da farklıdır.o nedenle en az dozdan başlayarak yavaş
yavaş arttırarak etkili olacağı dozun tespit edilmesi gerekir.
Bilinçsizce dozlarda yabancı ot ilaçlarını kullanarak yer altı
sularımız kirlenmiştir. Yer altı sularımız şimdi daha da çok derinlere
indir. Üretilen ürünler kanserojen etki yapmaya başladı. Ürün kalitesi
o kadar çok düştü ki anlatılamaz, toprağın normalde organik madde
üretmesi ve depolaması gerekirken, oluşan organik maddeleri yok eder
hale gelmiştir. Sadece esterli ot ilaçlarımı yapıyor bunu ? hayır
aminlisi de aynı… kısacası biz kimyasalın her türlüsüne karşıyız.
50 gr. Deterjanı 1 lt. su ile sulandırıp toprağa attığımız o toprak
kendisini 23 yılda temizleyebiliyor. Olayın toprağımız için ne kadar
vahim görülmektedir.
3- Kimyasal gübrelerin Kullanılması : Kimyasal gübrelerin zararları
konusunda Mustafa Kemal Atatürk  üreticilere söyle bir konuşma
yapmıştır. "EFENDİLER !… SİZLERE MODERN TARIM TEKNİKLERİ ADI ALTINDA
EMPOZE EDİLMEYE ÇALIŞILAN GÜBRELEME TEKNİKLERİNİN, HER YIL %20 LERE
VARAN DÜŞÜŞ YAŞATACAĞINI, %35 LERE VARAN MADDİ GİRDİLERİNİZİ
ARTTIRACAĞINI, ÇEŞİTLİ HASTALIKLARIN ARTACAĞINI VE BEŞ YIL SONRA BEN
BEŞ YIL ÖNCE ALDIĞIM ÜRÜNÜ ALAMIYORUM DİYE YAKINACAĞIZI BİLSEYDİNİZ
İSTERMİYDİNİZ"
Köylüler hep bir ağızdan "İSTEMEZDİK" demişler. Şimdi ise değil
kimyasal gübre hormonlar kullanılıyor. Pazardan domates alıyorsunuz 3
gün sonra aldığınız domatesin gramajı artıyor. Avrupa Birliği
ülkelerinde kullanımı yasak olan kimyasal gübre ve ilaçlar neden
Türkiye de kullanılıyor. Dağda ki araziler hiç gübrelenmeden, hiç
kimyasal ilaç kullanılmadan bitki ve ağaç yetişiyor; bunlarda toprak
ve bitki hastalıkları olmuyor da neden sizin tarlanızda bitki
büyümüyor, neden sizin tarlanızda hastalıklar bitmiyor.
Türkiye de son 10 yılda 24 tane Van Gölü kadar alan çölleşmiştir.
Nevşehir toprakları patates ziraatine kapatılmıştır. Yok ettiğimiz
topraklardan yarın ne isteyeceksiniz? Tarlada kalan sapın, dökülen
yaprağın, otun harikulade bir gübre olduğunu bilmiyor musunuz acaba?
4- Tarlaların yanlış ve derin sürülmesi;
Köylümüzde şöyle bir kanı var; "toprağın etkili kısmı daha
derinlerdedir" Yanlış; çünkü organik maddeler hiçbir zaman derinlere
inmez. Organik maddelerin toprak yüzeyinde kalmasını sağlayan dengeyi
bitkiler oluşturur. Çöl topraklarda ve toprak özelliğini kaybetmiş
topraklarda organik madde yer altı suları ile birlikte derinlere
inmektedir. Derine su ile inmiş organik maddeleri değil traktörle
tankla sürseniz yer üstüne çıkaramazsınız. Boşuna traktöre ve mazota
masraf etmeyin.
Eğimli araziler eğime paralel sürülüyor. Çünkü kolayı bu. Oysa
arazilerin eğime dik sürülmesi gerekmektedir. Eğime paralel sürülen
topraklarda erozyon  %80 daha  fazla oluşur. Bu tür işlenen
topraklarda rüzgarla dahi toprak kaybı (erozyon) yaşanır.
5-Hibrit tohumların kullanılması
Bu gün Avrupa Birliği ülkelerinde hibrit tohumu 10 yıldan beri
kullanılmamaktadır. Neden ? Şöyle düşünelim. Gözle görülmeyen en küçük
canlıdan en büyük hayvana , insanından bitkilerine kadar bütün
canlılar neslini devam ettirmeye çalışır. Üreme eğilimindedirler.
Bitkiler tohum yapar. Hayvanlar eşleşir. Mikroorganizmalar mitoz veya
mayoz bölünme ile çoğalırlar. Hatta kanser hücreleri bile çoğalmaya
çalışırlar. Her türlü mücadele neslinin devamı içindir. Sizlere sorsak
çocuklarımıza iyi bir şeyler bırakmak için veya çoluk çocuğumuz için
çalışırız diye cevap verirsiniz.
Sağlıklı olan her canlı üreme işlevini yerine getirir. Hasta bir
insanın çocuğu olurmu ? Olmaz. Peki tohumlarda genetik modifikasyonla
zürriyetlerinin önüne geçilmesi ne demek ? biz söyleyelim hastalık
demek, sağlıksızlık demek. Tarlamıza hastalık ekiyoruz. Canlıların
genlerinin en rahat oynanma şekli virüsleri kullanarak yapılan
çeklidir. Mesela karaciğer sirozunun Hepatit B, Hepatit C virüslerince
oluştuğu tespit edilmiştir. Bu virüsler tohumdan bitkiye, hayvana ve
insana geçiyor olmasın.
5- Gündüz sulama işlemi;
Gündüz yapılan sulamalarda özellikle güneşli havalarda yapılıyorsa,
sulama suyunun çok ama çok büyük bir kısmını buhar yapıyoruz demektir.
(%30-70) Toprak soğuduktan sonra veya gün doğmadan önce sabahın erken
saatlerinde yaparsanız hem daha az su kullanırsınız hemde daha az
masraf etmiş olursunuz.
a-) Yaprak üzerinde oluşan damlacıklar mercek görevi görerek
yaprakların yanmalarına neden olur. Ayrıca sıcaklığı muhafaza ettiği
için kaynama yapacağından dolayı damlacığın kapladığı alanın 12 katına
kadarlık bir alanda deformasyon yapar. Bu durum bitkiyi sürekli yaprak
yenilemeye zorlar. Sürekli yaprak yenileyen bir bitki üründe düşüş
yapar.
b-) Gündüz yapılan sulamalarda kullanılan su miktarı %30 ile %70
arasında buharlaşır. Bu da kıt olan su kaynaklarımızın tükenmesine
neden olur. Her gün suyun kıtlığını ve önemini, yaşanan kuraklıklarda
ve küresel ısınmada anlıyoruz .
c-) Gündüz yapılan sulamalarda fazla su kullanıldığı için tarlalarda
göllenme ve bitki köklerinde çürümelere neden olmaktadır.
      7- Şelatlama ve tohum ilaçlama;
Tohumların şelatlanması ve tohumların ilaçlanmasına neden ihtiyaç
duyulmuştur önce bunu anlatalım:
Kimyasal gübreler ve tarım ilaçları ürünlerin üzerinde genetik
mutasyonlara neden olmaktadır. Bu mutasyonlar ürünlerde bir takım
arızalar yapar. Bu arızaları aza indirgemek için kimyasallarda
tohumdan filiz çıkışını hızlandırma yöntemleri araştırılmış ve yanlış
olsa da bu yöntemler kabul görmüştür. Çünkü işin kolayı budur.
8-Yaban hayatının %98 gibi bir kısmı neden yok olmuştur.
Eskiler hep anlatırlar; eskiden şöyle keklik yakalıyorduk, böyle
bıldırcın avlıyorduk, bizim dağda geyikler olurdu, toy kuşları uçardı,
sülün yaşardı şuydu buydu vs. şimdi hayvanları hayvanat bahçesinde
görebiliyoruz. Ne oldu bu hayvanlara? Arkasından köylüler ekliyorlar;
"bir ot ilacı aldım, tarlaya attım ertesi gün 7 tane tavşan ölüsü,
veya yavrularıyla beraber keklik, ve bıldırcınlar ölmüşler.. Ne
kuvvetliymiş bee meret"… diyor.
Üretici kardeşim yaban hayatının %86 ile %98 in kimyasal tarım
ürünleri yüzünden yok olduğunu biliyor musun ? Bundan sonra o ölen
hayvanların ve ölecek hayvanların sorumluluğunu üzerinde taşıyabilecek
misin? Yaban domuzlarını hiç sevmezsiniz ama dağları onlar olmasa kim
çapalayacak ? kim sürecek ? En zararlısının dahi ekolojik denge
içerisinde büyük faydaları vardır. Yılanlar yok olmaya başlayınca
tarlanı fareler istila etmeyecek mi ?
      9- Hayvan dışkılarının organik gübre adı altında bilinçsizce
kullanılması;
Günümüzde furya haline gelen çeşitli hayvan dışkılarının direk tarlaya
serilmesi yanlışlıkları moda oldu. Bazı bölgelerde kanatlı hayvan
dışkısı, bazı bölgelerde yarasa dışkısı, bazı bölgelerde büyük baş
hayvan dışkısı, bazı bölgelerde de küçük baş hayvan dışkısı tarlalarda
gübre olarak kullanılmaktadır.Hayvanın türü ne olursa olsun sindirim
sistemindeki enzimlerin etkileri yok edilmedikçe o tarlaya ve ürüne
zarar verebilecek durumdadırlar. Örneğin; genelde ve en çok büyük baş
hayvanların karaciğerlerinde üretilen katalaz enziminin 28,5 gramı
500.000 lt. sütü 1,5 saatte yok edebilecek kadar güçlüdür. Bu
enzimlerin etkileri zamanla azaldı diyelim. Bu kez de kurtlanmalar
başlar. Buğday, arpa, nohut vs. gibi bitkilerin köklerini kurt kesmeye
başlar. Kısaca bilinçsiz kullanılan hayvan dışkısı veya diğer bir
deyimle hayvan gübresi tarlada ki bitki ölümlerine ve tarlanızda
zararlı kurt oluşumuna neden olmaktadır. Ayrıca hayvanlarda kullanılan
kimyasal ilaç ve antibiyotiklerin büyük bir kısmı hiç bozulmadan dışkı
ve idrar yoluyla dışarı atılır. Bunlarda toprakta kimyasal
birikintilere yol açar. Antibiyotikler bilindiği gibi mikro organizmal
canlıları öldürücü özelliğe sahiptir. Topraktaki mikroorganizmaların
da yok olmalarının nedenlerinden sayılmaktadır.
10- Buğday ekimi sırasında tohumların çıkışını arttırmak için
kullanılan kimyasallar;
Genelde toprağa atılan tarım ilaçları nedeniyle, bitki gelişiminin
önüne geçilmektedir. Gelişmesi engellenen veya tam gelişemeyen bitki
tohumları yeterli olgunluğa erişemez. Olgunluğa ulaşamayan bitki
tohumlarının çıkış kapasiteleri de azalmaktadır. Zaten çıkış imkanı az
olan  tohumların çıkış güçlerini arttırmanın tek yolu hormon veya ağır
kimyasallardan geçer. Bu kimyasallar  toprakta da yok edilemediği gibi
bitki ve üründe de birikintiler yapar. Bu birikintiler de insan ve
doğa sağlığı için son derece zararlıdır.
TOPRAKTAKİ KİMYASAL BİRİKİNTİNİN ÖNÜNE NASIL GEÇİLİR ?
Günümüzde toprak kirliliği gittikçe artmaktadır. Daha da önemlisi
küresel ısınmayı en çok tetikleyen unsurlardan en önemlisi toprak
kirliliğidir. Toprak kirliliğinin artışında öncelikle kimyasala dayalı
tarım, sanayi ve nükleer atıklar, eksoz gazları ve sera gazları rol
oynamaktadır. Toprak kirliliğinde ki çok çeşitlilik organik tarıma
geçmeyi tamamen önlemektedir. Örneğin kimyasal tarım yapılan
topraklardan buharlaşan kimyasallar, rüzgarla taşınarak onlarca
kilometre uzaklıktaki bir başka tarlaya yağmurla düşebilmektedir.
Günümüzde organik tarım yapılan bölgeler de bu kötü koşullardan aşırı
derecede etkilenmektedir. Bu nedenle organik tarıma kısım kısım geçmek
çok uzun bir sürece yayılacaktır.
Organik tarıma geçebilmek için öyle bir toprak aktivatörü olması
gerekir ki ; (toprağı kimyasallardan temizleyen, renatüre eden)
toprağı kimyasal birikintilerden çok kısa zamanda yok edebilsin.
Günümüze kadar böyle bir ürün tarım alanında henüz bulunmamıştır.
Bizler B5A yı 7 yıllık bir araştırmanın ve çalışmanın sunucunda ve
binlerce tarım üreticisi ile birlikte uygulamalar yaparak piyasaya arz
etmiş bulunuyoruz.
B5A sıvı organik gübre, toprağa uygulanır uygulanmaz dünyada en kısa
süre içerisinde etkilerini gösteren, bir başka muadili olmayan bir
üründür. Toprağa uygulanarak topraktaki mikroorganizmaların artışını;
ve bu mikroorganizmaları replike ederek daha dirençli ve daha güçlü
olmasını sağlayan ORGANİK BİR GÜBREDİR. Böylece çözülmesi ve
parçalanması en güçlü olan kimyasalları yok ederek etkisiz hale
gelmesini sağlar. Bir diğer özelliği de içersinde peptid, dipeptid,
tripeptid ve polipeptid protin zinciri sayesinde bitkinin
ihtiyaçlarının tamamını toprakta oluşumunu ve topraktan almasını
sağlamasıdır.
Tarımda kimyasal birikintinin önüne, kimyasal birikintiyi olduğu yerde
yok etme ve takip edecek kimyasal birikintileri topraktaki
organizmaları güçlendirecek ve çoğaltarak ( toprağı güçlendirerek)
geçmek mümkündür.
Normalde organik tarıma geçiş dönemi oldukça uzundur. (5yıl) önemli
olan bu geçiş döneminde kısaltmak olduğu özellikle B5A grubu toprak
ıslah ürünlerinin önemi artmaktadır.
B5A insanlık adına, Türk Milleti adına sunulmuş bir üründür.
Önemli uyarı : Şayet tarlanızda anız ve bitkisel artıklar yakılıyorsa
ve kimyasal gübre  ve zirai ilaç kullanma zorunluluğunuz varsa, bu tür
uygulamanın tatbikinden 10 gün sonra B5A SIVI ORGANİK GÜBRE
uygulanabilir. (Anız yakılması kesinlikle doğru değildir.)

Bahçelerin Yıllık Bakım İşleri

Posted On Mayıs 28, 2008

Filed under bahçe, bitki, bitki bakımı

Comments Dropped leave a response



·

Yurdumuz çeşitli iklim tiplerinin 7 ayrı bölgeye dağıldığı bir iklim mozayiğidir. Akdeniz iklimi, subropikal iklim, Karadeniz (doğu-batı), karasal, dağ, deniz, humit, arit, step, alpin… Bu sebepten yurdumuzun bir tarafinda bahlar yaşanırken, diğer bir yöresinde kış bütün şiddetiyle sürüyor olabilmektedir. Bir köşesinde yılın 11 ayı yağmur yağarken bir başka yöresinde kuraklık sıkıntısı çekilmektedir. Bir bakıma zenginlik sayılacak bu durum vejetasyonla ilgili konularda kesin sözler söylemeğe veya rakamlar vermeye insanı tereddüte düşürüp isini zorlaştırmaktadır.
Bahçelerde bakımla ilgili bir takvim verirken de bu zorluklar karşımıza çıkmaktadır. Çare olarak, yurdumuzun ortalamasını teşkil eden Marmara iklim koşulları dikkate alınacak ve örneğin istanbul’un yurdumuzu temsil ettiği kabul edilecektir. Buna göre yurdun diğer yörelerinde, coğrafi konumuna göre gerekli düzeltmeleri, adaptasyonları yapmakta sayın okurlarımıza kalacaktır.
Bahçelerin bakımı hemen hemen, yılın çok şiddetli geçen kış günleri dışında, her gün devam eder. Yılın her mevsiminde, her ayında yapılacak ve birbirlerini tamamlar nitelikte sınırsız bakım işleri vardır. Bunları sırasıyla ve özetle görelim.

İLKBAHAR DÖNEMİ
Bahçe islerinin en yoğun periyodu ilk bahardır. Havalar ısınmağa başlamış, yağmurlar bereket yağdırmakta, toprak tavına (işlenmeye uygun hale gelme, yumuşama) gelmiş, bitkilerde vejetasyon başlamış ve hızla devam etmekte; ağaçlara, otlara, çalılara su yürümüş, doğa kış uykusundan uyanmıştır… ilkbaharın başı fidan dikim zamanı, budama zamanıdır.
MART
Fazla nemini kaybetmeğe başlayan toprağın tavlanması ile belleme, sürme ve çapa işleri yapılır.
Yıllık gübrelemenin ilk yarısı Nisan sonuna kadar yapılmış olmalıdır.
Gübrelemede organik gübrelerle beraber ve her metrekareye 30 gr. hesabıyla yapay, kompoze gübrelerin toprağa karıştırılıp çapalanması ve hemen de sulanması gerekir.
Mart ortalarına kadar her türlü fidan dikimi yapılır. Havaların uygun olması halinde bu ay sonuna kadar sürdürülebilir.
Yazın çiçek açan süs bitkileri ile kışın yapraklarını döken ağacların budanmasına başlanır.
Çalı formundakiler 25-30cm. den kesilirken, yaşlı diğer dallar da diplerinden kesilir. Bu arada kışın dondan zarar gören kısımlarda kesilip atılmalıdır.
Budama keskin “Budama Makası” veya gene keskin bir bıçakla yapılmalıdır. Kesim noktası daldaki bir altta bulunan gözün (tomurcuğun) arka yönüne doğru eğimli olacak şekilde seçilmelidir.
Mart’ta daha çok kalem aşısı ve çelikle üretim yapılır.
Çimlerde tırmıkla temizlik yapılır, yabancı otlar ayıklanır.
Çim alanlarında, kışın donma ve çözülme sonucu, kumlu ve organik maddelerce zengin hafif topraklarda oluşan kabarmalar hafif bir silindir (loğ) ya da tokmaklarla giderilmelidir.
Ağır topraklarda sıkışma sebebiyle toprağın kapilarite, hava alma gibi işlevlerini kolaylaştırmak amacı ile çatal bel ile veya demir çubuklarla toprakta delikler açılarak toprak rahatlatılır.
Bu arada yeniden tesis edilecek olan çim alanlarının toprağı hazırlanır.
NİSAN
Gübrelemeye devam edilir.
Martta bitirilmeyen fidan dikimi, hava koşullan uygunsa devam edilir.
Tüplü fidanlar yılın diğer aylarında olduğu gibi Nisanda da rahatlıkla dikilebilir,
Herdem yeşil ağaçlar, budanır. (Çamlar, porsuklar, serviler, mazılar gibi).
Çit oluştan bitkilerin dal ve yapraklan makaslanarak, ya da budama suretiyle form edilir
Yağış miktarı istenilen düzeyde olmaz ise bahçelerin sulanmasına başlanır.
Büyük ağaçların yer değiştirmesi yapılır (Büyük ağaçların yer değiştirmesi bir uzmanlık alanıdır. Herkes bunu yapamaz. Aynca 6-7 m. yükseklikteki ağaçların yer değiştirmesi de özel araçlarla ve basan ile yapılmakta olduğundan, böyle durumlarda bu işi yapan özel firmalardan yardım istenmelidir.)
Yeni çim alanlarının hazırlıktan yapılır. Mevsim başında ekilmiş olan çimler, boyu 10 cm. kadar olduktan sonra, ilk defa kesilmeli ve kesim ya da daha doğrusu biçim işinin mutlaka iyi bilenmiş bir tırpanla yapılmasının zorunlu olduğu unutulmamalıdır Daha sonraki kesimler, özel biçme makineleri ile yapılır. Ama ilk kesim mutlaka tırpanla olmalı ve derince kesilmelidir.
Toprak nemi kontrol edilmeli, üstten itibaren 2-3 cm. derinliğe ya da nemliliğini kaybetmişse sulama yapılmalıdır Sulamada, suyun en az 10 cm. derinliğe kadar toprağa işlediği görülünceye kadar sulamaya devam edilir.
Çimler için özel olarak hazırlanmış kompoze gübreler (hazır, müstehzar) toprağa verilir.
Yabancı otlar ayıklanır, bozulan çimler onarılır.
MAYIS
Çapa ile toprak işlenmesine devam edilir. Fidan dipleri kabartılır, özellikle kıllı topraklarda kaymaklaşan toprağın bu oluşumu çapa ile kırılarak, toprak suyunu bir lamba fitili gibi emerek havaya uçmasını kolay
laştıran kapiler (kılcal) borular yok edilir ve bu suretle toprağın su kaybı önlenmiş olur. Köylünün “iki çapa bir su” deyiminin altındaki gerçek işte budur. Çapa yaparak su vermiş gibi oluruz.
Herdem yeşil ağaç ve ağaççıkların gübrelemeleri yapılır. Her metrekareye 30-40 gr. isabet edecek kadar ve daha ziyade fosfor ağırlıklı kompoze veya fosforlu yapay gübre katkılı organik gübre şerbeti verilip hemen de sulama yapılır.
Manolya, leylak, kartopu (viburnum), berberisi, Japon ayvası (Cidonia japonica), süs elması, süs kirazı gibi çiçek tomurcukları bir önce yıl oluşup, baharda çiçek açan bitkiler, ciçeklenmenin hemen bitiminde budanır. Budama zayıf sürgünleri kısaltmak, yaşlı dallan dipten kesmek ve sık dallan seyreltmek şeklinde yapılır.
Sulama artık ciddi bir şekilde ele alınır. Çim alanlarında yer alan ağaç ve ağaççıkların çimlere verilenden daha fazla suya ihtiyaçları bulunduğu dikkate alınarak, bu materyale, çimlere verilenden başka ekstra su verilmesi gerektiği hatırlanmalıdır.
Mayıs ayında bitkilere zarar veren böcekler, mantarlar, dana burnu,
köstebek gibi bitki zararlılarına karsı önlem alınır. Bunların her birinin mücadelesi sistem, şekil ve kutlanılacakların ilaçlan yönünden çok değişik olduğundan böyle durumlarda, en yakın Zirai Mücadele Kuruluşundan yardım isteğinde bulunulmalıdır.
Çim tohumu ekilmeğe devam edilir.
Çim alanlarını oluşturan topraklar ağır karakterli ise burada kumlama yapılır. (Elenmiş dere kumu toprağın yüzeyine 1-1,5 cm. kalınlıkta serilip tırmıkla karıştırılıp yedirilir) Ağır toprakların kumlama işlemi sonbaharda tekrarlanabilir.
Çim alanlarının sulaması, biçmesi, yabancı otların ayıklanması ve gübreleme işlemine devam edilmelidir.
Çim alanlarının yıllık azot gereksiniminin yansı Mayıs ayında karşılanır. Her metreküpe 30-40 gr. amonyum sülfat içeren gübreler yeterlidir.

YAZ DÖNEMİ
HAZİRAN
Toprakların çapalanmasına devam edilir.
Yazlık çiçek fidanlarının ve tüplü fidanların dikimi yapılır. Tüplü, kaplı fidan da olsa, dikimini takiben mutlaka sulanması gerektiğini (Can suyu) unutmamalıdır.
Yazın yapraklannı döken bitkilerin budamaları devam eder.
Sulamalara çok dikkat etmek gerekir, zira artık toprak suya fazla gereksinim duymağa başlamıştır. Sulama akşam saatlerinde yapılmalı, hava koşulları ve bitkilerin su istekleri doğrultusunda yeterince sulamaya özen gösterilmelidir.
Göz aşısı yapılabilir.
Çim alanların sulanması önem kazanır. Sabah ve akşam saatlerinde, güneşin etkisi azaldığı vakitlerde gerekirse günde iki defa sulanabilir.
Çim biçme daha sık yapılır. Bu arada biçme artıklarının bir kısmının çimler arasında bırakılmasının, toprak nemini koruması bakımından yararlı olduğu gözönüne alınmalıdır.
İlk yarısı Mayıs ayında verilen azotlu gübrenin diğer yarısı Haziranda veya yaz dönemi boyunca ister bir kerede ister azar azar, verilir.
TEMMUZ
Kaymaklaşan toprak tabakası, çapalanarak kırılır.
Yabancı otların temizliğine devam edilir.
Yaz boyu çiçek açan ağaç, ağaççık ve çalıların ve yazlık çiçeklerin (özellikle güllerin) gübre takviyesi yapılır. (Organik gübreler, gübre şerbeti, ya da her metrekareye 30-40 gr. yapay kompoze gübre). Çiçeklenmenin sonunda gübrelemeye de son verilir.
Tüplü, kaplı fidanlarla Sonbaharda çiçek açan mevsimlik ve çok yıllık çiçeklerin dikimleri yapılır.
Güllerde, aşılı ağaç, ağaççık ve süs çalılarında piçler (kök ve kök boğazından çıkan bitkinin aşılı olmayan anacına ait sürgünler) kesilir.
Sulamaya Hazirandaki gibi muntazam devam edilir.
AĞUSTOS
Gerektiğinde çapa yapılır.
Gübreleme yapılmaz. Bu ayda yapılacak gübreleme fayda yerine zarar verir.
ilkbaharda çiçek açan çok yıllık çiçeklerin dikimi yapılır.
İlk budaması Nisan da yapılan herdem yeşil ağaç, ağaççık ve çalıların ikinci budaması Ağustosun ikinci yarısında yapılır.
Herdem yeşil çitlerin budaması bu bitkilerin her taraftan ışık almaşım kolaylaştıracak şekilde, yakandan aşağıya genişleyerek yapılır.
Sulama önemini bu ayda da sürdürmektedir. Diğer yaz ayları gibi dikkatle sulamaya devam edilir.
Ağustos sonu ile Eylül sonuna kadar durgun göz aşısının en uygun mevsimidir.
Çimlenecek alanların topraklarının hazırlanması işlerine devam edilir.

SONBAHAR DÖNEMİ
Sonbahar bahçe işlerinin yoğunluk kazandığı en önemli ve faal mevsimidir.
EYLÜL
Sonbahar yağmurları İle birlikte toprak tavını almağa başlamıştır. Bu durumda toprağın mutlaka işlenmesi lazımdır.
Sonbaharda, (hatta ilkbaharda) dikilecek fidanların yerleri hazırlanır, çukurları açılır.
Ot mücadelesine devam edilir, kaymaklanma olursa toprağın hemen çapalanmasına dikkat edilir.
Fakir toprakların iyileştirilmesi İşlemleri devam eder ve bu toprarların üzerine yukarıda anlatıldığı üzere, organik gübre serpilip çapalanarak toprağa yedirilir.
Tüplü ve kaplı fidanlar dikilebilir. Sonbahar dikimlerini uygun hava koşullan meydana geldiğinde hemen yapmanın, fidanların köklerinin çalıştırma olanağı bulabilmesi açısından, çok yararlıdır.
Kışlık çiçek fideleri ve ilkbaharda çiçek açan soğanlı bitkiler dikilebilir.
Büyük ağaçların yer değiştirmesi yapılabilir.
Ağustos’ta yetiştirilemeyen budama işlemlerine Eylül ortalarına kadar devam edilir.
Yağmur ve yağışlar yeterli değilse sulamaya devam edilir.
Dökülmeye başlayan yapraklar temizlenir.
Yeni çim alanı yapımına devam edilir. Bunun için en uygun zamandır. Çimler sulanır. Çimlerin ilk biçimi yapılacaksa, bunun iyi bilenmiş bir tırpanla yapılması zorunluğunu bir kere daha hatırlayalım.
EKİM
Kirizme, belleme, çapa, fidan çukuru açılması gibi toprak işleme faaliyetleri için en uygun ay ekim ayıdır.
Toprak işlerken organik gübre verilmelidir. Kaplı-tüplü her türlü fidan dikilebilir.
Yağışlar yeterli değilse sulamaya devam edilir. Zira, bitkilerin toprakta yeterli kadar neme kavuşmadan kışa girmeleri sakıncalıdır.
Çim alanlarında sulama, sıkıştırma ve biçme işlemleri devam eder. Hazırlanan yeni alanlara çim tohumu ekilir.
KASIM
Hava koşullarının elverdiği oranda toprağın işlenmesine devam edilir.
Kök diplerinin torf, yaprak çürüntüsü, kompost ve organik gübrelerle örtülmesi, o ağacın kış koşullarına hazırlanması yönünden iyi olur.
Toprak işlenirken gübre verilir.
Kasım ayı klasik olarak tam bir fidan dikme mevsimidir. Tüplü, topraklı, topraksız her türlü fidan (tabii, taksonun özellikleri dikkate alınarak topraklı veya topraksız, veya tüplü olabileceğini hatırlayalım.) dikimine başlanır ve bu işleme don’lu günlere kadar devam edilir.
Budama için de en ideal aydır. Budanan dal ve sürgünlerin uçları kışın donarsa, bu ölü uçlar ilkbaharda yeniden kesilir.
Yağışların yetersiz olması durumunda sulamaya devam edilir. Özellikle yeni dikilen fidanlara mutlaka su vermek gerektiği hiç unutulmamalıdır.
Kış koşullarına karşı duyarlı olan bitkilerin dipleri kabartılmalı ve
mümkünse uygun bir malzeme ile sarılmalıdır.
ilkbaharda çimlenecek alanların kirizmesi ve drenajı yapılır.

KIŞ DÖNEMİ
Kış aylan bitkilerde (istisnalar dışında) genelde vejetasyonun durduğu ölü bir mevsim, bir bakıma latant dönemidir. Bahçe ile ilgili işlem ve eylemler de buna göre ya tamamen durur veya iyice yavaşlar.
ARALIK
Havalar uygun ise her türlü toprak işlemeleri yapılabilir
ibreli ağaç ve ağaççıklara, derin budanmış bitkilere toprak işlemesi sırasında organik gübre verilmesi iyi olur.
Don yoksa her türlü fidan dikilir.
Hatta donlu havalarda büyük ve ibreli ağaçların nakli ve yer değiştirmesi emniyetle yapılır.
Budamalara devam edilir.
Kışı sert gecen yörelerimizde bitkilerin kök bogazındaki topraklar kabartılmalıdır. Bu sırada kabartılan toprağa, torf, yaprak çürüntüsü, kaba organik gübre gibi koruyucu malzeme karıştırılarak toprak nemini donlardan korumuş oluruz:
Gene fazlı karlı günlerde özellikle ibreli ağaçların dallarına zarar verecek kar tabakası temizlenmelidir.
Çim alanlarında kış gübrelemesi yapılır. Bunun için 100 metrekare alana 2-2,5 metreküp hesabıyla çok iyi yanmış ve elenmiş organik gübre kullanılmalıdır. Kumlama yapılmamışsa, gübreye elenmiş dere kumu karıştırmayı unutmamalıyız. Gübre ve dere kumu tırmıkla karıştırılarak toprağa yedirilir.
Kış gübrelemesi Ocak ve Şubat ayına kadar yapılabilir.
OCAK
Uygun hava koşullarında gerekirse toprak işlenebilir. Her toprak işlemesinde toprağa organik gübre verilmesi gerektiğini bir kere daha vurgulayalım.
Her türlü fidan rahatlıkla ve korkusuzca dikilir. Büyük ağaçların, yukarıda belirtildiği gibi yer değiştirmeleri yapılır.
ŞUBAT
Toprak işleme için oldukça uygun bir aydır.
Fidan çukurları açılır, belleme yapılır ve tabii gübre verilmesi ihmal edilmez.
Donsuz gübrelerde dikime devam edilir.
Keza büyük ağaçların nakline devam edilir.
Kışın yapraklarını döken ağaçların yaşlı ve belli istikamete büyümesini islemediğimiz dalları dipten kesilir.
Genç dal ve sürgünlerin kısaltılması, seyreltilmesi, ferahlandırılması yapılır.
Aşılı fidanların diplerinden çıkan “PİÇ” ler dipten kesilerek ağacın aşısız hali olan aslına dönmesine engel olunur.
Kökleri gevşeyen ya da yeni dikilmiş olan fidanların kökleri sıkıştırılır.
Çim alanlarında kış gübrelenmesine devam edilir.

Ahşap saksı boyama…

 
      Yaz günlerinde bahçıvan dışında farklı alanlarda uğraşarak yaratıcılık kazanabilirsiniz. Kendi tasarladığınız ahşap bahçe saksılarını bahçenizle uyum sağlayacak renklerde boyayarak bahçe keyfinizi arttırın.
     
Malzemeler
  • Ahşap saksı iskeleti
  • Zımpara
  • Akrilik boya
  • Çeşitli kalınlıklarda boyama fırçaları
  • Vernik
  • Nasıl yapılır?
          Öncelikle resimde görülen ahşap sandalye görünümlü saksı benzeri gibi bir ürüne ihtiyacınız var ise kendiniz kullanabileceğiniz şekilde marangoza hazırlatın. Boyama işlemine geçmeden önce iyice zımparalatın. Pürüzsüz yüzeye sahip olan sandalye iskeletinin geniş yüzeyi istenilen renklere boyanır. Kuş şekli çizilir ve boyanır.
         
         Çiçek ve kelebek gibi ayrıntıları, geniş yüzeyinde uygulanan rekten farklı renklerde boyamayı tercih edin. Son olarak isteğe göre üzerine vernik sürebilirsiniz. Güneşte kurumaya bırakın. Kuruduktan sonra saksı kısmına bitki ekimi yapabilirsiniz.

    Çiçeklerinizi kurutun…

     
          Çiçek kurutmak kulağa zor bir işmiş gibi gelse de biraz emekle ve sevgiyle kurutacağınız çiçekler bütün bir yıl ömrünü sürdürecektir. Yaz neredeyse bitiyor ancak son taze çiçekler hala bahçelerde açmış halde. Hoş kokulu güller, kadife çiçekleri, papatyalar kısa süre sonra yaza veda edecekler. Bütün kış koruyabileceğiniz çiçeklerle vazolarınızı doldurmak için geç kalmış sayılmazsınız.
         
         Çiçek kurutmak kulağa zor bir işmiş gibi gelse de biraz emekle ve sevgiyle kurutacağınız çiçekler bütün bir yıl ömrünü sürdürecektir. Bu arada yaprak ve çiçek kurutmanın sırrı onları sadece kuruyken, çok düzgünken ve genellikle de tam olarak açmadan hemen önce koparmaktır.
         
    Serin havada kurutma
          En bilinen ve basit yöntemdir çiçekleri tersten asarak kurutmak. Bunun için öncelikle çiçeğin tüm yapraklarını temizleyin. Daha sonra da onları bir lastik yardımıyla saplarından özenle bağlayarak, küçük buketler yapın.
         
         Son olarak da serin bir yerde baş aşağı asın. Sıcak havada diplerinden olgunlaşıp kopabilen her tohumlu çiçek için bunu yöntem geçerlidir. Lavanta gibi güller de bu işleme olumlu cevap verirler. Kuruyunca sarkabilen çiçekler için bunu sakın uygulamayın.
         
    Sıcak havada kurutma
          Tüm yaprakları ayırın, sadece çiçek kalsın. Buketleri sıcak ve kuru bir yerde mesela hava alan bir dolapta ya da ocağın kenarına baş aşağı asın. Bu yöntem çiçek solmadan önce nemi ortadan kaldırdığından renkleri serin havada kurutmanıza oranla daha canlı olur.
         
    Gliserin
          İnce dalları, yumuşaklıklarını kaybedip odunlaşmadan önce koparmalısınız. Bitki özü gliserin (eczaneden alabileceğiniz) ile biraz daha beslenme ihtiyacı duyar. Üçte bir gliserin ile üçte iki sıcak suyu karıştırın.
         
         Karışımı ince uzun bir kaba koyun ki karışım sapların 10-13cm üstüne çıksın. Daha sonra uzun saplı çiçekleri karışımın içine koyun ve fazla ışık almayan bir yere yerleştirin. Yüzeyde herhangi bir terleme olursa bu hazır oldukları anlamına gelir. Onları kullanana kadar başlarına kağıt bir torba geçirerek saklayabilirsiniz.
         
    Boraksta muhafaza etme
          Çiçekleri boraksta kurutmak en başarılı yöntemlerden biridir. Ancak bu işlem sırasında çiçeklerinizden bazıları kahverengileşebilir. Buna da hazırlıklı olmalısınız. Ancak boraksta kurutulan çiçekler genellikle orijinal yaz renklerini inanılmaz bir biçimde korurlar. 1 cm yüksekliğindeki boraksı bir kutuya koyun.
         
         Çiçekleri üzerine yerleştirin, yaprakları da örtecek şekilde üzerine bir kat daha boraks koyun. Sonra da kutuyu ılık ve hava alan bir dolaba yerleştirin. Çiçekleri 10 gün boyunca boraksta tutun. Onları kaldırırken alttan destek verin. Boraksı kaldırmak için ressam fırçası kullanın sonra onları tozun giremeyeceği bir kutuya koyun.

    Böğürtlen yetiştiriciliği…

     
          Meyve özellikleri yönünden üzümsü meyveler grubunda yer alan böğürtlen dünyada ılıman iklim bölgelerinde, suptropik iklim ve kutup İklim sınırlarına kadar yayılma alanı nedeniyle geniş yetişme alanına sahiptir. Ülkemiz böğürtlenin anavatanı sınırları içerisindedir.
         
         Böğürtlenler Anadolunun 1000 m’nin üzerinde hava ve toprak neminin sağlandığı yerlerde yoğun olarak yetiştiriciliği yapılmaktadır. Dikim Mesafesi 2-2,5 X 1,5-2 m, dekara fidan sayısı 200-300 adet, dekara verim 0,8-2 ton Ürüne başlama yaşı 2. yıl ömrü, uzun soğuklama isteği 800-1700 saat PH :6-7.
         
    İklim
          Karadeniz bölgesi üzümsü meyvelerin doğal yetişme alanlarından biridir. Kış aylarında (-20,-25 ) dereceye kadar soğuklara dayanır. Böğürtlenin Soğuklama ihtiyacı 7 derecenin altında 800-1700 saattir. Genel olarak en uygun iklim yazları serin ve hasat zamanı yağmur olmayan, kışları ılık geçen yerlerdir.
         
         Yazları sıcak, kurak ve rüzgarlı gecen yerlerde vejetatif gelişme geriler meyveler küçük ve çekirdekli olurlar. Hasattan önce çok sıcak hava olması meyvelerin olgunlaşmadan yumuşamasına sebep olur. Olgunlaşma zamanı kuru ve kışın soğuk rüzgarlarının estiği yerlere rüzgar kıran tesisi edilmesi gerekir.
         
    Toprak
          Böğürtlenlere en uygun toprak; kumlu killi organik maddece zengin, su tutma kapasitesi yüksek iyi drene olabilen ve sürekli nemi sağlamış topraklarda başarılı şekilde yetiştiricilik yapılır.
         
         Toprak PH sı hafif asit veya nötr olmalıdır. (PH 6-7) Fazla kireçli ve tuzlu topraklara uygun değildir. Toprak derinliği en az 1 m olmalıdır. Hafif eğimli yerler yetiştiricilik için uygundur. Çok eğimli yerlerde teraslama tapılarak yetiştiricilik yapılabilir
         
    Bahçe kurma
          Böğürtlen bahçeleri geç sonbahar (Kasım – Aralık) yada kış aylarından bahçeler tesis edilir. Dikim İlkbahar da (Şubat-Nisan) ayları arasında yapılır. Dikimi yapılacak fidanların kök tuvaleti yapılır, yaralı ve çok uzun kökler kesilir.
         
         Dikimi yapılacak bahçelerde fidan çukurları önceden işaretlenir ve 40-50 cm genişlik ve derinlik de açılır. Önceden hazırlanmış toprak gübre karışımı harç ile doldurulmuş çukurdan 20-30 cm boşaltılır. Çukur tabanı ayakla bastırılarak fidan buraya dikilir.
         
         Fidan dikimi fidan kök boğazı tamamen toprak içinde kalacak şekilde ayarlanır. Dikimden sonra can suyu verilir. Fidanın tepesi 20-30 cm den kesilir.
         
    Gübreleme
          Böğürtlenler organik maddeye fazla ihtiyaç duyarlar. Dikim sırasında dekara 3-4 ton yanmış ahır gübresi verilir. Çiftlik gübresi 2-4 yılda bir ilave yapılır. Toprak nemini muhafaza etme acısından yılın her döneminde verilebilir. En uygun zaman bitkilerin dinlenme dönemine girdiği kış aylarıdır. Bitki kök bölgesine serilerek toprağa hafifçe karıştırılır.
         
         Yaprak ve toprak analizlerine göre kimyasal gübreler önerilir. Genel olarak; 4-10 kg saf azot Mart ayların ve meyve gelişimi sırasında; 5-7 kg saf fosfor ve 8-12 kg saf potasyum Sonbahar ve Kış ayların-da verilir. Ayrıca yeşil gübre olarak tek yıllık baklagiller kullanılabilir. Bitkilere fazla azot verilmesi meyvelerin yumuşamasına ve Pazar değerinin azalmasına neden olur.
         
    Sulama
          Sulama aralığı toprak tipine ve bölgeye göre değişir. Ağır ve humuslu topraklarda daha seyrek, kumlu topraklarda daha sık sulama yapılır. Çiçeklenme dönemi ve meyve tutumunda kesinlikle yağmurlama sulama yapılmamalıdır. Sulama toprak nemini sağlayacak şekilde yapılmalıdır.
         
    Budama ve terbiye sistemleri
          Genel olarak;
  • Destekli ocak sistemi,
  • Desteksiz ocak sistemi,
  • Destekli çit sistemi
  • Desteksiz çit sistemi,
  • Böğürtlenlerde budama üç safhada yapılır:
    Yazın tepe alma: Dik büyüyen böğürtlenlerde dallar 60-75 cm’yi bulunca tepe alması yapılır.

    Meyve veren dalların kesilmesi: Böğürtlenlerde toprak altı organları çok yıllık, Taç kısımları 2 yıllıktır. Birinci yıl dallar olgunlaşır, ikinci yıl meyve verdikten sonra kururlar. Dallar meyve verdikten sonra kesilmesi uygundur. Bu işlem hemen hasattan sonra yapılacağı gibi, dinlenme döneminde yapılabilir.

    Kış budaması: Kış sonu ve ya ilkbahar başında yapılır. Dik büyüyen böğürtlenlerde en kuvvetli sürgünler seçilerek zayıf ve yere yakın dallar kesilir. Sürünücü tiplerde budama kısa kuvvetli dal ile uzun ve sağlam meyve dalcıkları elde edecek şekilde yapılır.

    İki yada daha yaşlı böğürtlenlerde budama hasat mevsimi sonu meyve vermiş dallar toprağa yakın seviyeden kesilip tellerden temizlenir. Ondan sonra yapılacak iş yeni sürgünleri tellere bağlamaktır.

    Hasat ve depolama
          Üzümsü meyveler hasadı dikkatli ve zamanında yapılmalıdır. En uygun hasat zamanı sabah erken saatlerde saat 10′ a kadardır.
         
         Böğürtlen meyve rengi siyaha dönünce toplamaya başlanır. Fakat dikkat edilmesi gereken nokta meyvelerin salkımdan kolayca ayrılabilecek durumda olmalıdır. Çünkü bazı çeşitlerde meyveler siyahlaştığı halde olgunlaşmamış olabilir.
         
         Taze pazarlanacak meyveler 250 ve 500 gramlık kutulara toplanır ve kaplar kasalara dizilerek hemen pazara sunulur. Böğürtlen meyveleri soğuk hava depolarında % 85-90 nem ve – 0,5 -0 C sıcaklıkta 5-7 gün muhafaza edilir.
         
         Böğürtlen meyveleri taze olarak tüketildiği gibi, meyve salatası yapılır. Derin dondurma (şoklama) ile muhafazaya alınıp uzun süre farklı değerlendirme şekilleri için hazır tutulabilir. Pasta endüstrisinde, meyve çayı, meyve suyu, konsantre ve likör yapımı, reçel, marmelat, jöle ve şekerleme endüstrisi, meyve tozu, meyve esansı, dondurma ve meyveli yoğurt yapımında kullanılmaktadır.

    ALOE VERA NEDİR?

     SARISABIR-Agave_americana

    Aloe Vera zambak ailesinin yararlı bir bitkisidir. Türkiye’de sarı sabır olarak bilinir. Bilinen 300’ü aşkın türü vardır. Bir çok çeşidi ticari olarak yetiştirilmektedir. Sağlık amaçlı bitkisel besin olarak kullanılmaktadır. Ayrıca yapraklarında bulunan jel nemlendirici olarak kullanılmaktadır. 4000 yıldan beri kullanıldığı bilinmektedir. "Aloe Barbadensis Miller" en faydalı görülen cinsidir. Anavatanı Afrika’dır. Bitkinin yoğun ve ticari olarak kullanımı enzimatik aktivitesini muhafaza eden üretim teknikleri (stabilize, membrane teknolojisi) kullanılmaya başlanmasından sonra oluşmuştur.

    ALOE VERA’NIN İÇERİĞİ

    Aloe Vera içerisinde bugüne kadar 160 bileşen bulunmuştur. Birçok bileşende bulunmaya devam ediliyor. Sağlığa yardımcı ana bileşenler ve maddeler aşağıda sıralanmıştır.
    Polisakkaridler
    Çalışmalar Aloepolisakkaritlerinin biyolojik olarak aktif olduğunu , vücuda yarar sağlayan ve iltihap önleyici özelliklerinin çoğunu sağladığını gösterir. En önemli özelliği bağışıklık sistemini güçlendirmesidir. Antikanser özelliği vardır. Anormal hücrelerin çoğalması ve büyümesini önler. Mide mukozası ve oniki parmak bağırsağı ülserine iyi gelir. Aynı zamanda diyabetlere, hepatit ve siroza faydalıdır.
    Amino asitler
    İçerisinde çeşitli amino asitler tespit edilmiştir. Bunlar Alanine, arginine, asparagine, aspartic, glutamine, glycine, histidine, isoleucine, leucine, lysine, phenylalanine, proline, serine, threonine, tyrosine,valine.
    Flavone Maddeler
    Rutin, quercetin ve birçokları; Rutin iltihap giderici ve antivirütiktir. Ouercetin balgam sökücü, öksürük gidericidir. Aynı zamanda astım etkilerini hafifletici ve azaltıcıdır, kan basıncı düşürücü, kılcal damarları güçlendirici ve esnekliğini artırıcıdır. Kolestrol düşürücü ve koroner arter damarları açıcıdır.
    Enzimler
    Alinase, amylase, bradkinase, carboxypeptidase, catalase, cellulase, glcose, oxidase, lipase, malic, dehydrogenase, protease,…
    Mineraller
    Kalsiyum, Alüminyum, Bakır, Demir, Manganez , Çinko, Sodyum, Potasyum, Mangan ve birçokları
    Vitaminler
    A, B1, B2, C, E, B12, Choline, FolicAcid, İnositol, Niasin.

    ALOE VERA’NIN KULLANIM ALANLARI

    Aloe Vera tüm sağlık sorunları için kullanılabilir. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi oluşmasını düzenler. İçerisindeki bitkisel vitaminler, enzimler, mineraller ve amino asitlerden olan karışım vücuda çok fayda sağlar. Sebze ve meyve kadar da kullanımı güvenlidir.

    Özetle, genel olarak;

      Bağışıklık sisteminin değerini yükseltir, toksinlerin atılmasını sağlar. Ağrılarda, adale ağrısı, baş ağrısı, migren, Genel yorgunluk ve isteksizlikte, stress, düzensiz metabolizma, psikolojik ve depresif rahatsızlıklar, uyku düzensizliği, Mide ve bağırsak problemlerinde, ülserde, hazımsızlıkta, kolitte Hemoroid, Yüksek tansiyonda, Ekzama ve alerjilerde, sivilcelerde, deri kalitesi iyileştirilmesinde, sedef hastalığında, çıban ve iltihaplarda, Zona Yanıklar ve güneş yanıklarında, küçük kesiklerde, kuru deri problemlerinde, böcek sokması, saç ve cilt kepeklenmesi, saç dökülmesi Diyabetlerde, Antivirütik, herpes ve uçuklarda Kalp ve dolaşım bozukluklarında, yüksek tansiyonda, Kolestrol, Romatizmal hastalıklarda, eklem iltihaplanmasında, eklem ağrılarında ve kemik erimesinde, Astım, Gut, Soğuk algınlıklarında, boğaz enfeksiyonları ve diş eti problemlerinde, Prostat, Karaciğer iltihaplanması (Hepatit), Sirozda, Bronşit, Gut hastalığı, Kanser tedavisi gören kişilerde

    Yukardaki rahatsızlıklarda yardımcı besin olarak kullanılır.Bu rahatsızlıklara faydalı olmasının sebebi, Bağışıklık sistemi ve epitel dokuyu güçlendirmesidir.

    Kulanım önerisi
    Aloe Vera’y sağlıklı bireyler günlük 30ml. kullanabilir. Sürekli; aynı saatlerde özellikle aç karnına kullanımla en büyük yararı sağlar.
    Herhangi bir rahatsızlığa yardımcı besin olarak kullanımda miktarı 60ml ile başlayarak periyodik olarak artışlarla (5 günde bir) 240ml’e kadar çıkabilir.
    Sıcak ve alkollü içeceklerle alınmamalıdır.
    Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar, organ nakli olanların kullanmamaları gerekir
    Bu bilgiler Aloe Vera’yı kullanan ve çeşitli hastalıklarına faydasını gören insanların beyanlarından, internet ve çeşitli kaynaklardan alınmıştır. Aloe Vera ilaç değildir. Sadece çok yararlı bitkisel bir besindir. Bu bilgiler herhangi bir tedavi, ilaç kürü tavsiyesi değildir

    –                 >>>>  Sağlık Sitemizi Ziyaret Ediniz  <<<<

    AÇELYA (Azalea)

    Acelya Muhteşem çiçekleriyle kış aylarının gözbebeği olan açelyaların anavatanı Karadeniz bölgesidir. Çok önceleri Romalılar tarafından Avrupa’ya götürülmüş, yüzyıllardır hibrid yoluyla pek çok çeşidi elde edilmiştir. Karadeniz ormanlarında halen yaşayan türü pembe ve sarı renklidir. Belkide çok zehirli bir bitki olmasından dolayı Ağu adıyla bilinir.
    Açelyalar bakımı zor çiçekler olarak ün salmıştır. Bununla beraber uygun şartlar sağlanırsa, açelyalar uzun yıllar göz alıcı çiçekleriyle evinizin süsü olmaya devam edecektir.
    Satın alırken bitkinin gürbüz ve sağlıklı olmasına dikkat edin. Bol tomurcuklu fakat açmış çiçeği çok az olsun. Çiçeklenme dönemi bittikten sonra mutlaka aydınlık ve serin bir yere alın. Yazın açık havada gölgeye yerleştirin. Bahçeniz varsa saksıları gölgeli bir yerde toprağa gömmek çok iyidir.Son bahara kadar devamlı sulayın ve besleyin. Hastalıklara karşı zaman zaman bakırlı bir ilaç püskürtün. Cupravit veya Antracol olabilir. Sonbaharda içeride serin ve aydınlık bir yere alın. Çiçek açmaya başlayıncaya kadar burada tutun.
    ÖZELLİKLERİ:
    ISI: En iyi serin ortamda yetişir.Kışın 15 derece idealdir.
    IŞIK: Kış aylarında aydınlık fakat direkt günışığından uzak,yazın gölgede bulundurun.
    SULAMA: Çok önemlidir.Toprağı sürekli ıslak olmalıdır.Nemli olması yetmez.Susuzluk ve aşırı ısı çiçek ve yapraklarını tamamen dökmesine neden olur.
    NEM: Çiçek zamanında yapraklarını her gün nemlendirin.
    Saksı değiştirmeyi iki yılda bir çiçekleri biter bitmez yapın.

    Asma Yaprağı Mucizesi

     

    Mevsim olarak üzüm ve asmaların bol bol yapraklandığı günlerdeyiz.Asma yaprağı, içerdiği kalsiyum miktarı bakımından oldukça değerli bir bitki.Özellikle yaşı 45’ i gecenler için kemik erimesine ve kemiklerin zayıflamasına karşı bulunmaz bir nimet.

    Her hanımın severek ve ailecek zevkle yediğimiz asma yaprak dolması yanında, asma yaprağından asma yaprağı çorbası, kurutulmuşunun pilav içersine katımı ve asma çayı olarak tüketimi vardır

    Bu gün sizlere asma yaprağının muhafaza edilmesi ve Çay olarak nasıl kullanabiliriz ondan bahsedeceğiz.

    Asma yaprağını kendiniz toplayacaksanız, üst yapraklardan körpe yaprakların toplanmasına dikkat ediniz.Dolmasını yapmayı düşünüyorsanız iri yapraklısını seçerek salamura olarak saklamayı secin. Eğer asma yapraklarını çay olarak veya pilav içersine katmayı düşünüyorsanız, asma yapraklarının körpe olanlarından tepeye yakın yerlerden toplayınız. Toplanan yaprakları güneş almayan yerde kurutunuz. Kuruyan yaprakları içimlik çay büyüklüğünde parçalanmasını sağlayınız. Nemsiz kavanozlara koyup yıl boyunca kullanabilirsiniz.

        Pişireceğiniz pirinç veya bulgur pilavının içersine pişim esnasında nane katar gibi katabilirsiniz. Veya pilavların servis tabaklarına konulması ile pilav üzerine serpiştirebilirsiniz.

    Yaşları 45’ i geçenlerin özellikle kalsiyum mineraline fazla ihtiyaç duyanlar asma yaprağı çayından bol bol içmeleri onların bu mineralden yeterince faydalanmasını sağlayacaktır. Ayrıca yaş ilerlemesi ile başlayacak unutkanlık ve hafıza kaybına karşı da asma yaprağı beynin talamus bölgesindeki hafıza merkezini güçlendirdiğinden  çok faydalı.  Kaynar suda 5-10 dakika kaynatarak bir sure sonra çay olarak yıl boyu tüketebilirsiniz. Tat olarak sizleri rahatsız etmeyecek ve hiçbir acılık vermeyecek niteliktedir.Eğer taze yaprakları kaynatıp çay olarak içmeyi denerseniz, hazırladığınız çayı bir oturmada bitecek kadar demleyiniz,artanını sonra içerim düşüncesinde olmayınız

    Sebboy

    Sarı ve turuncunun çeşitli tonlarındaki hoş kokulu çiçekleriyle çok sevilen bir süs bitkisidir. Turpgiller (Brassicaceae) familyasında yer alan bu bitkinin (Cheiranthus cheiri) yabanilerine daha çok Avrupa’ nın güney kesimindeki çayırlık ve kayalık alanlarda rastlanır. Başka bir çok ülke gibi Türkiye’ de de yaygın olarak yetiştirilen şebboyun kahverengimsi hatta kırmızımsı çiçekli çeşitleri de geliştirilmiştir. Şebboy, öbür bahçe bitkilerinin çoğundan daha erken çiçeklenen iki yada çok yıllık bir bitkidir. En iyi akaçlanması uygun serin iklimli yerlerde yetişen bitki ortalama 50 cm ye kadar boylanır. Dallanmış dik gövdesi şerit biçiminde, grimsi yeşil, sert yapraklar taşır. Dalların ucunda kümeler oluşturan dört taçyapraklı çiçekleri vardır. Tümüyle açtığında çevreye baygın bir koku verir. Şebboy çiçeklerinin kokusu taşıdığı uçucu yağdan ileri gelir. Bu hoş kokulu yağ parfüm sanayisinde koku verici olarak kullanılır. Şebboy dik saplı bir süs bitkisidir ve çok değişik renkte güzel kokulu çiçekleri vardır. İlmi adı matthiola dır ve turunçgillerdendir. Sarı şebboy, az çok kahverengiyle karışıktır ve sarı çiçekleri vardır. İlmi adı cheiranhustur. Bahçe şebboyu (Matthiola incana ve M. Annua), uzun ömürlüdür ve çok yaygın bir bitkidir. Yetiştirilmesi pek fazla ihtimam istemez. Tohumla üretilir. İlkbaharda yastıklara ekilir, yazın şaşırtma yapılarak istenilen yere dikilir; yalnız büyük soğuklarda limonluklara veya camekanlara alınır. Sarı şebboylar bir, iki yada çok yıllık bitkilerdir; çiçekleri sapların ucunda salkım halindedir. Ilıman bölgelerde on kadar türü yetişir. En iyi bilinen türü baya sarı şebboydur.

    Leylak

    Leylak Dünya’nın birçok yerinde yetişen bir süs bitkisidir. Zeytingiller familyasındandır. Çiçekleri salkım biçimdedir. Bu güzel kokulu çiçekler mor, beyaz, maviye çalan pembe renklerde olur. Ağacın boyu 6 m bulabilir. Leylak az bir bakımla hemen her yerde yetişebilir. Ana yurdu Doğu Avrupa ve Asya’dır. Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya geçmiştir. Leylak ağacı tohumdan yetiştirildiği gibi daldırma ile de yetiştirilebilir. Leylak ilk baharda çiçek açar. Serada yetiştirilirse kışında çiçek alınabilir. Bazı çeşitlerinin çiçekleri katmerlidir. “Âdi leylak ağacı” ve “Doğu leylak ağacı” olmak üzere başlıca iki çeşidi vardır.

    Orkide

    Orkide bir çenekli bitkilerin salepgiller (Orchidaceae) ailesinden olan bitkilere verilen addır. Orkideler günümüzde, güllerin ve lalelerin yerini alan ‘lüks çiçekler’ olarak kabul edilirler. Bu çiçeklerin görkemli taç bölümleri e değerli kesimleridir. Dayanıksız ve yalnızca sıcak seralarda yetiştirilebilir egzotik kökenli bitki olmaları değerlerini daha da arttırır. Bununla birlikte, orkideler ovalık bölgelerden dağlara kadar her yerde yetişirler. Avrupa’ da yetişen türleri çoğunlukla çok güzeldir, ama çok seyrek olarak büyük çiçeklidirler. Orkideler, bitkibilimcileri güzellikleriyle değil, çok fazla evrim geçirmiş düzeyleriyle ilgilendirirler. Kuşkusuz, orkideler, yumurtalıkları alt durumlu olan, örnek olarak süsen bitkisinin alınabileceği zambakgillerden (Liliaceae) çıkmışlardır. Bununla birlikte, son derece değişmiş olan çiçekleri düzgün değil, ama yukarıdan aşağıya yada sağdan sola uzanmış olarak ‘bir bakışımlı’ dırlar ve taç yapraklarından biri (labellum = dudak) öbürlerinden çok farklı hale gelmiştir. Aynı zamanda, çiçekteki eşeysel öğeler kuvvetli bir evrimin etkisinde kalmışlardır. Çiçekte yalnızca iki (yada bir tek) erkekorgan kalmıştır. Erkekorganların hepsi dişiorganın boyuncuk bölümüyle kaynaşarak çiçeğin ortasında çok iyi görülen bir çeşit sütun oluştururlar. Bu değişiklikler çiçekler tarafından özellikle kendine çekilen böceklerle yapılan tozlaşmaya bağlıdır. Çiçektozu yığınları dişiorganın yüzeyi altına yerleşirler, buda çiçeğin kendi kendini döllemesini genellikle olanaksız hale getirir. Ama labellum üstüne konan böcek, bitkinin geliştirdiği yapışkan yüzeyler sayesinde, bu çiçektozu yığınlarının bitkinin başı üstünde toplanmasını sağlar. Böceğin başka bir çiçeğe konmasıyla çiçektozları dişiorganın tepecik bölümünün yüzeyine değerler ve böylece çapraz tozlaşmayı yani bitkilerin birbirini döllemesini sağlar. Orkidelerin bir başka dikkate değer özelliği, embriyoların gelişmesidir. Yumurtacıklar, ancak tozlaşmadan sonra gelişirler. Bu durumda çiçek bozulduğundan bahçecilikte açılmış durumdaki çiçekleri uzun süre saklamak için erkekorganlar kesilerek dölleme engellenir. Döllenmeden sonra, çok az farklılaşma gösteren, çok dayanıksız olan ve uzun süre çimlenme yeteneği olmadığı kabul edilen bir embriyo gelişir. Bu yüzyılın başında Noél Bernard embriyonun, çimlenmesi için özel bir mantarla kaplanması gerektiğini ortaya koydu. Daha sonra, embriyolar, mantar olmaksızın çimlendirilebildiler. Ama bunun için mantarın besleyici etkisini kanıtlayan, şeker bakımından zenginleştirilmiş bir ortam kullanıldı. Bu buluşlar, niteliklerini korumak üzere yaşatkan üremeyle elde edilen melezlerin çoğaltılabilmesine olanak sağladı. Yeni bitki doku kültürü yöntemleri daha geniş olanakların kullanılabileceğini düşündürmektedir. Orkidelerin yumruları çoğunlukla besin olarak kullanılır. Ama bu oranda yalnızca vanilyanın (Vanilla planifolia) bir değeri vardır; meyvesi mayalandırma yapıldıktan sonra kullanılır. Amerika kökenli olan vanilya bütün sıcak ülkelerde yetiştirilir. Tozlaşmayı sağlayan böceğin yokluğu, tozlaşmanın elle yapılmasını zorunlu hale getirir. Çünkü bitkinin olgunlaşması için döllenme zorunludur.

    Papatya

    Papatya baharda çiçek açan bir tür kır bitkisidir. Anthemis ve matricaria diye iki cinsi ve pek çok türü vardır. Papatya çiçekleri bileşikgillerdendir. Sarı papatya kenar yaprakları da sarı olan papatya türüdür. Papatya falı, tutulan niyeti olacak olmayacak diye art arda söylerken, papatyanın taçyapraklarını birer birer kopararak bakılan faldır. Kokulu papatya (Anthemis nobilis) çayırlarda, ekinler arasında yaygın, çok yıllık bir bitkidir. Çiçeklerinin kuvvetlendirici, uyartıcı, ateş ve solucan düşürücü, adet söktürücü, spazm giderici etkisi vardır. Çay gibi haşlanarak suyu kullanılır. Midenin ağır çalışması ve zor sindirme hallerinde tavsiye edilir. Küçük papatya (matricaria chamomilla) bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Kuru veya işlenmemiş topraklarda çok yetişir, kuvvetli bir belsem kokusu verir. Kurutulmuş çiçekleri kaynatılarak kuvvetlendirici ve sindirici içkiler halinde kullanılır. İt papatyası (Anthemis cotula) çalı görünüşünde çok dallı, yaprakları çok parçalı, bir yıllık otsu bir bitkidir. Meyveleri çok küçüktür. Genellikle tarlalarda, kır yerlerde biter. Çok kuvvetli pis bir kokusu olduğundan, hayvanlar yemez.

    Sarısalkım

    Adını salkım biçimindeki parlak sarı çiçeklerinden alan sarısalkımlar (laburnum) küçük ağaç yada çalı yapısındaki gösterişli bitkilerdir. Mor salkımlar gibi baklagiller familyasında yer alan sarısalkımlar da süs bitkisi olarak yetiştirilirler. Bunların sıklıkla park, bahçe ve yol kenarlarına dikilen en yaygın türlerinden birine altın renkli çiçeklerinden ötürü altın yağmuru adı verilmiştir. Sarısalkımların gövde ve dalları yeşilimsi gridir ve düzgün bir kabukla örtülüdür. Gümüş renkli ipeksi tüylerle kaplı kış tomurcukları baharda açılarak yapraklara dönüşür. Üç yaprakçıktan oluşan bu bileşik yaprakların üst yüzü parlak altı ipeksi tüylüdür. İçinde yar aldığı familyanın öbür üyeleri gibi sarısalkımların da kelebek biçiminde çiçekleri vardır. Sarısalkım çiçekleri bal özü almaya gelen arılar aracılığıyla tozlaşır. Bir çiçeğe giren arının üzerine dökülen çiçek tozları bu böcek aracığıyla başka bir sarısalkım çiçeğine taşınırken başka çiçekten gelen arıda bu çiçeğin tepeciklerine çiçek tozu getirir. Böylece çapraz tozlaşma sonucu döllenen çiçek meyveye döner. İçinde altı kadar tohum barındıran badıç biçimindeki yassı meyveler olgunlaştığında patlayarak tohumlarını çevreye saçar. Sarısalkımlar Avrupa’ nın güney, Asya’ nın batı kesimlerinin yerli bitkisidir.

    Lavanta

    Lavanta kokulu bir süs bitkisidir. Akdeniz ülkelerinde yabani olarak yetişir. Boyunun uzunluğu 1 m civarındadır. Ballıbabagiller familyasındandır. Çiçekleri mavi ya da mor olur. Çok güzel kokulu olan bu çiçeklerin esansından lavanta kokusu yapılır. Lavanta adı Latince yıkamak anlamına gelen ‘lavo’ sözünden gelmiştir. Eski Romalılar banyo sularına lavanta bitkisinin yapraklarını, çiçeklerini koydukları için bitki bu ad ile anılmıştır. Kurutulmuş lavanta çiçekleri bir torba içinde çamaşırların arasına konur. Böylece güzel kokularının çamaşırlara sinmesi de sağlanabilir

    Küpe Çiçeği

    Küpe gibi sarkık çiçekleri olan bir süs bitkisidir. Nemli, gölgelik yerlerde yetişir. Anayurdu Meksika’nın yüksek dağları, Güney Amerika ile Yeni Zelanda adasıdır. Çoğu küpe çiçeği kırmızı, pembe, mor ve beyaz çiçek açar. Avrupalılar küpe çiçeğini ilk olarak Güney Amerika İspanyol sömürgesi Yeni Grenada’da görmüşler, önce İngiltere’ye sonra da 1830’a doğru Fransa‘ya getirmişlerdir. Çiçek kısa zamanda yayılmış parklarda, bahçelerde, evlerde yetiştirilmeye başlanmıştır. Küpe çiçeği gölgelik ve rüzgarsız yerleri sever, çiçekleri uzunca bir zaman dökülmeden kalır. 50 kadar çeşidi vardır. Küpeçiçeğigiller familyasındandır.

    Kasımpatı

    Kasımpatı iri katmerli çiçekleri olan bir süs bitkisidir. Kasımpatı çiçeğine “Krizantem” de denir. Son bahardan kışa kadar çiçek açar. Çiçekleri türlü renklerde olur, büyüklükleri görünüşleri de cinsine göre değişir. Küçük kasımpatı çiçekleri çok güzel birer düğmeye benzer. Büyüklükleri toparlak görünüşlü çok gösterişlidir. Bileşikgillerden olan kasımpatı çelikten yetiştirilebilir. Bunun için nisanda alınacak çelikler önce saksıya dikilir, kök salmaya başladıktan sonra iyi gübrelenmiş kumlu bir toprağa aktarılır. Kasımpatı çiçeği sık sık su ister. Bitki büyüdükçe yeni sürgünlerin ucu koparılmalıdır. Bu bitkinin daha gür büyümesini, dal budak salmasını sağlar.

    Bahçe işleri ile daha dinç,daha sağlıklı olunabilir..

    Çiçekle, ağaçla, toprakla uğraşırken belki çok fazla enerji harcayıp
    zayıflamazsınız ama, sinirden, stresten kurtulursunuz. Temiz hava alıp rahatlarsınız. Kafanızı rahatsız eden pek çok sorunu unutup ferahlarsınız.

    Gazetelerde, televizyonlarda sağlık uzmanları insanları uyarıyor. Çağımızın hastalıkları olan stres, tansiyon, kalp-damar hastalıkları ve şişmanlığa karşı sağlıklı beslenme ve hareketli bir yaşam öneriyorlar. Şunu çok yiyin, bunu az yiyin gibi yeme-içme önerilerinin yanı sıra en çok sözü edilen ise hareketli bir yaşam.

    Hareketsizlik, çağımız insanın en büyük sorunu. Asansörler, yürüyen merdivenler, yaşamı kolaylaştıran mutfak aletleri, taksiler, otobüsler, dolmuşlar. Kent insanının yürümesini, koşmasını kısacası enerji harcamasını engelleyen çağdaş kolaylıklar aynı zamanda bizi hasta da ediyor.

    Sağlıklı bir yaşam için hareket etmeli, enerji harcamalı, kaslarımızı çalıştırmalıyız. Bunun için çeşitli yöntemler var. Halı sahada futbol oynayabilir, spor salonlarında aletli jimtastik yapabilir, parklarda, uygun yerlerde yürüyüp koşabiliriz.

    Sağlıklı bir yaşam için gazete yazılarında televizyon konuşmalarında pek gündeme getirilmeyen bir yöntem daha var. Bahçede, balkonda, terasta çiçekle, toprakla uğraşmak da sağlık açısından çok yararlıdır. Çiçekle, ağaçla, toprakla uğraşırken belki çok fazla enerji harcayıp zayıflamazsınız ama, sinirden, stresten kurtulursunuz. Temiz hava alıp rahatlarsınız. Kafanızı rahatsız eden pek çok sorunu unutup ferahlarsınız.

    Bahar geldi. Bitkiler uyandı. Varsa eğer hemen bahçeye inin. Toprağı kabartın, kurumuş, otları, dalları ayıklayın. Çarşıya gidip çiçek tohumu, fide, fidan alın. Gelin onları bahçeye dikin, sulayın. Bahçeniz yoksa üzülmeyin. Aynı işleri balkonda ve terasta da yapabilirsiniz. Saksıda, çeşitli çiçekler hatta nane, maydonoz, dereotu, soğan gibi hemen her gün kullandığınız bitkileri yetiştirebilirsiniz. Komşunuza, annenize, arkadaşınıza balkonda saksıda yetiştirdiğiniz maydonoz ya da naneden bir demet hediye etmenin keyfini bir düşünün hele. Bu keyif, tansiyona da iyi gelir şekere de.

    Yapı marketlerin bahçe reyonlarında çeşitli sebze ve çiçek tohumlarının paketi 1-2 YTL’den satılıyor. Saksı fiyatları ise 2-3 YTL. Hadi hemen gidip birkaç saksı, biraz da tohum alarak işe başlayın. Unutmayın, işleyen demir ışıldar.

    Peyzaj:Kendi bahçenizi düzenleyin..

    Bahçe düzenleme uzun yıllar eğitim gerektiren bir alan olması sebebiyle;burada bu mesleği uzun uzadıya öğretme olanağı maalesef bulunmamaktadır.Bununla birlikte bahçenizi düzenlerken size yardımcı olacak ipuçlarını burada bulabilirsiniz.

    Herşeyden önce ekonomik durumunuz elveriyorsa bahçenizi bu konuda uzman birisinin düzenlemesi her zaman en doğrusu olacaktır.
    Bu alanda çalışan çok sayıda peyzaj firması bulunmaktadır. Bunun yanında çok daha fazla vasıfsız çalışana rastlamak mümkün. Bir bina yaparken mutlaka inşaat mühendisine müracat edilmesine rağmen, bahçe yapımında hayati tehlike arzetmemesi sebebiyle
    o kadar titiz davranılmamaktadır. Oysa eğer para ödüyorsak karşılığını alıp almadığımızı bilmeliyiz.

    Bahçe düzenlemesinde yapılan yanlışlar çok sonra anlaşılacağından maalesef iş bittiğinde düzenlemeyi yapanın sadece düzenlemedeki estetik anlayışı yada çok ciddi mimari hataları ortaya çıkacaktır. Asıl hatalar belki yıllar sonra anlaşılacaktır.
    Bu işi çokça yapan bahçıvanlardan çok azı doğru bilgilere sahiptir. Piyasada bir peyzajcı yada bu konuda uzman ziraat mühendisinin yanında bir kez bahçe düzenlemesine katılıp ertesi gün bu işe soyunan bir yığın vasıfsız kişiye rastlamak mümkün. Oysa yeterli bilgi birikimine sahip olmayan bir kişi ancak gördüğünü uygular
    fakat hangi bitki neden seçilmiştir çoğunlukla bilmez heryerde aynı uygulamayı yaparki buda kısa sürede yapılan masrafları ve emeği boşa çıkarır.
    Burada dikkat edlecek tek şey estetik değil aynı zamanda bitkilerin iklim ve toprak istekleri ve yapının bitkilerle uyumlu oluşudur.

    Bahçemizi Kendimiz Düzenleyeceksek Nelere Dikkat Etmeliyiz!!

    *Önce bahçemizin bir krokisini çıkarmalıyız. Bu kroki üzerine aldığımız ölçümleri yazmalıyız. ( bahçenin eni,boyu, sınırıların binaya olan mesafesi varsa diğer yapı ve ağaçlar krokide belirtilmelidir.)
    *Kroki üzerinde ruzgar koridorları, güneşlik ve gölgelik alanlar, bina girişi, varsa yol , gizlenmesini istediğimiz kötü görüntüler , gürültü merkezleri ,görmek istediğimiz manzaralı yön vs. belirtilemelidir.
    *Sonra kroki üzerinde karalamalar yaparak kafamızdaki düzenlemeyi önce kağıt üzerinde gerçekleştirebiliriz.
    *İlk yapılması gereken İstenmeyen görüntü yada gürültü gelen bölümlerin perdelenmesidir.(Örneğin karşınızda mezarlık var görmek istemiyorsunuz yada gürültülü bir cadde geçiyor gürültüyü kesmek istiyorsunuz bahçenin o yöndeki sınırına bitki perdesi oluşturabilirsiniz. bunun için yüksek ve yoğun tekstürlü , herdemyeşil bitkiler seçmelisiniz. )
    *Bitki seçerken ana prensip bahçe sınırına doğru büyük bitkiler eve yaklaştıkçada daha alçak bitkilerin seçilmesidir. Uzaktaki birkiler yakındaki süs bitkileri için aynı zamanda fon oluşturacaktır.
    Bahçenizin en uygun yerine gölge elemanları düşünebilir, yürüme yolları yada süs havuzu ve varsa çocuklara bir oyun alanı için yer belirleyebilirsiniz.
    *Bahçenizde sebze yetiştirmek için bir köşe ayırabilirsiniz, bu eve uzak ve çalılar yada ağaçlarla perdeleyeceğiniz bir yerde olmalıdır.
    *Bahçenizin ana çerçevesini çizdikten sonra bitki seçimine başlayabilirsiniz.

    Bahçenizi düzenlerken estetiğin kuralları geçerli olacaktır.
    Bunlar:

    1-Orantı (Gerek bitkiler ile yapı arasında, gerekse bitkilerin birbirileriyle orantılı olması. Örneğin küçük bir bahçede yapının yakınına dikilen büyük bir ağaç hem görsel ve hemde fonksiyonel olarak rahatsız edici olacaktır.)
    2-Uyum ( Yapı ile bahçe arasında ve bitkilerin birbirileriyle ilişkilerinde bir uyum olmalıdır. Bu uyum gerek tarz olarak gerek geometrik olarak ve gerekse renk olarak düşünülmelidir. )
    3-Simetri ( Simetride estetik anlamda insanda hoş bir duygu yaratır. Örneğin; bina girişine iki yana simetrik dikilen bitkiler )
    4-Denge (Oranlar , yapılar, kütleler ve boşluklar arasında bir denge oluşturmak göze güzel görünecektir.)
    5-Tarz ( Bahçenizin bir kişiliği olmalıdır. bitkilerin rastgele fırlatıldığı bir mekan olmaktan çok ,birbirine uyan ,benzer tarzda malzemelerin seçilmesiyle ve bu malzemelerinde bahçenin ve binanın mimari tarzıyla uyumlu olması ve uygun yerde kullanılması ile mümkündür. Örneğin bir Japon bahçesinde kayrak taşı, salkım söğüt gibi malzemeler daha natürel ve rahatlatan bir ortam yaratmaya yönelik olup bu benzer mimarideki bir villanın bahçesinde çok uygun duracaktır.)
    Evin giriş yolunun iki yanına abartısız bir düzenleme yapılmalı ve asıl özen arka bahçeye gösterilmelidir.
    Eve uzak bölümlere büyük bitkileri yakınlarada küçük bitkileri seçmelisiniz. Bunu yaparken mesela salon yada mutfak
    penceresinden görünen bölüme kışında güzel görünen bitkileri düşünmelisiniz.
    İlk önce inşaat işleri tamamlanmalı daha sonra bitkilendirmeye başlanmalıdır.
    Toprak kötü ise üst toprak değiştirilebilir ve iyi drene edilirse sonuç alınabilir. Önce büyük ağaçlar , sonra çalılar ve nihayet yer örtücüler ve çiçekler dikilmeli ve en son çim ekimi yapılmalıdır. Çim sulaması zamanla bıktırıcı gelebilir bu anlamda istenirse çim ekiminden önce otomatik sulama tertibatı döşenebilir.
    Eve en yakın yerden bahçe sınırına gidildikçe bitki boyu büyümelidir.
    Bitkiyi tanımak önemlidir aldığınız bitki çok küçük olabilir fakat bitki materyali inşaat malzemesi gibi değildir, yıldan yıla değişir bitki seçerken büyüdüğünde alacağı şekil ve boy dikkate alınmalıdır.
    Küçük bitkiler daha ekonomik gelebilir ama bahçeyi ilk düzenlediğinizde bahçeniz birşeye benzemeyebilir. Bu moralinizi bozmasın en geç 5 yıl içinde bahçeniz güzel görünmeye başlayacaktır.

    Tüm bunlar düşünülürken bitki seçiminde bitkilerin iklim ve toprak istekleri, gölgeye töleransları gözönünde bulundurulmalıdır.

    Çok özetle sunduğumuz bu bilgiler bahçenizi düzenlerken yardımcı oalcaktır fakat toprak ve bitki bilgisi önemlidir. Doğru bitkiyi seçmek için mutlaka satın almadan önce bitki hakkında bilgi edinmelisiniz.

    Bahçe İçin Aksesuarlar

    Kimileri yoğun iş temposunun altında ezilirken kimileri de bahçesindeki şezlonga uzanıp keyif yapıyor. Bu keyfi daha da doyumsuz kılmak için bahçeleri dekore ederken her detayı gözden geçirmek gerekiyor. Önce bahçenizde nasıl bir ortam oluşturmak istediğinize karar verin. Örneğin dinlenmek için evinizin sakin ve fazla güneş almayan bir bölümüne hamak kurabilirsiniz.

    Ekim alanı yaratın
    Bahçenizi ekip biçmeye meraklıysanız sebzelerinizi yetiştirmek için kendinize bir alan belirleyebilirsiniz. Ayrıca küçük çocuklarınız varsa, bahçenin bir bölümüne minik bir oyun parkı kurabilirsiniz. Bu arada rahat ve dayanıklı bahçe mobilyaları ve renkli bir görüntü oluşturmak için bahçe aksesuvarları seçmeyi de unutmamak gerekiyor.

    Bu sezon pek çok markanın koleksiyonunda yer alan rengarenk yemek takımları, çiçekli çatal-bıçak takımları, cıvıl cıvıl masa örtüleri ve meyve kaseleri bu iş için birebir. Ayrıca yemek sırasında servis arabaları da işinizi kolaylaştırır.

    Ağaç kavuğundan mum
    Özellikle hava karardıktan sonra meşale, kandil, hasır lambalar ve dekoratif mumlarla bahçenize romantik bir hava katabilirsiniz. Bu arada doğal ağaç kavuğundan yapılan mumlar bahçesine egzotik bir hava katmak isteyenler için iyi bir alternatif.

    Bahçede gündüz saatleri vakit geçirmeyi en sevdiğiniz köşelere, şemsiye ya da tenteler yerleştirin. Ayrıca taşınabilen şemsiyeler de işinizi görebilir. Tentelerin de yağmurlu yaz günlerinde en büyük kurtarıcınız olacağını aklınızdan çıkarmayın.
    Bu arada kuş kafesleri de bahçelerin dekorasyonuna farklı bir hava katıyor. Bu kafeslerde kuş beslemeniz de gerekmiyor. İsterseniz kafesin içine mum ya da çiçek koyarak dekoratif bir obje olarak kullanabilirsiniz.

    Bitki problem ve çareleri

    *Bitki problemleri ve çareleri
    Bitkiler ışık isteklerine göre doğru yerleştirilmelidir. Güneş seven çiçekler gölgede açmaz. Gölge sevenler ise güneşli yerde kavrulur ve çabucak ölür.

    Fazla rüzgâr da bitkileri rahatsız eder. Saksı bitkilerinde aşırı sulama sebebiyle çürüme problemi sık görülür. Mantar ve böcekler saksı bitkilerinde de görülür. Hastalık fark edildiği anda ilaç yapılmalıdır.

    Tırtıl ve salyangozlar elle toplanıp yokedilir. Karıncalar bitkilere çok zarar verir. Görüldüğü zaman granül şeklinde satılan karınca ilacı az miktarda saksı toprağına serpilir.

    Beyaz sinek özellikle sardunya, cam güzeli, begonya ve küpe çiçeklerine musallat olur. Mücadelesi zordur. Görüldüğü anda ilaç yapılır ve kurtulana kadar üç günde bir tekrarlanır. Yaprak bitleri (aphid),kabuklu(scale) ve unlu bitler(mealybug) için ev yapımı karışımlar da çok etkilidir.

    *Alınacak tedbirler
    Steril toprak kullanmalı, eski saksılara dikim yapılmadan önce sıcak suyla iyice yıkamalıdır. Satın alırken sağlam bitkiler seçilmeli,güvenilir yerlerden alışveriş edilmelidir.

    Hastalığa zemin hazırlamaması için bitkilerin solmuş çiçekleri, kuru yaprakları düzenli temizlenir. Saksılarda çıkan otlar derhal temizlenmeli, toprakta kuru yaprak vs. bırakılmamalıdır.

    Hastalıklı bitkiler sağlam olanlardan uzaklaştırılır ve ilaçlanır. Düzelmezse yokedilir. Toprağı yeniden kullanılmaz. Havadar mekan, düzenli bakım ve besleme hastalıkları azaltır.

    Saksı bitkileri için önemli detaylar

    Çocukluk hatıralarımızda yer alan fesleğen,ıtır,küpe çiçekleri, pencerelerden salkım salkım sarkan karanfiller veya sakız sardunyalarını artık pek göremiyoruz ama geniş bir kullanım alanı bulması yüzünden saksı bitkileri günümüzde de rağbet görüyor.

    Balkon, teras veya pencere önünde yetiştirdiğimiz çiçekler bahçe hasretini bir nebze azalttığı gibi evimizin güzelliğine katkıda bulunuyor. Tercihimiz ister hevesle aldığımız bir saksı fesleğen isterse teras dolusu kalıcı bitkiler olsun hayatımıza bir renk getirerek bizi tabiata yaklaştırıyor.

    Saksı bitkileri deyince aklımıza hep klasik çiçekler gelir. Oysa saksıda yetişebilen bitkiler tahmin edemiyeceğimiz çeşitliliktedir. Her geçen gün bahçe bitkilerinin saksıda yetiştirmeye uygun boyutta olanları üretiliyor. Doğru saksı,uygun toprak seçimi ve uygun bir ortam ve bakım sağlamak kaydıyla meyve,sebze, herdem yeşil veya yaprak döken birçok çalı ve sarmaşık cinsini balkonumuzda yetiştirmek mümkün.

    Saksı bitkileri bahçe düzenlemesinde de hatırı sayılır bir yere sahiptir. Bahçemizin toprağı bazı bitkilere uygun olmayabilir. Bu türleri uygun toprak kullanarak saksıda yetiştirebiliriz. Hassas çiçekleri veya kışın kapalı yerde korunması gereken kalıcı bitkileri bahçe olsa bile saksıda yetiştirmek daha iyi olur.
    Saksı seçimi
    Saksı seçimi önemlidir. Toprak saksıların iyi özellikleri tabii manzarası ve gözenekli olması sebebiyle toprağın aşırı su tutmasını önlemesidir. Sukulent ve kaktüs türleri için çok iyidir. Ancak hafif ve kolay kırılmayan plastik saksıları şahsen daha kullanışlı buluyorum.

    Pencere önü veya balkon demirlerine monte edilecek saksılar emniyetli olmalı, sulama sırasında da problem çıkarmamalıdır. Duvarlara takılabilecek çiçeklikler ve askılı saksılar yer kazandırması açısından iyidir. Büyük ve kalıcı bitki dikilecek saksıların plastik olması daha uygundur. Böylece yer değiştirme gerektiğinde fazla zorluk çıkmaz.

    Saksı seçilirken büyüklüğünün dikilecek bitkiye uygun olmasına dikkat edilmelidir. Sığ olanlar daha çok kısa köklü mevsimlik çiçeklere uygundur. Özellikle çalı türü kalıcı bitkilerde büyük saksı kullanmak gerekir.

    Toprak seçimi
    Saksılarda bahçe toprağı kullanılmamalıdır. Hazır dış mekan toprak karışımları steril ve hafif olmaları açısından çok uygundur. İyice çürümüş bahçe kompostu da biraz iyi toprak ve kum karıştırılarak saksılarda kullanılabilir. Kaktüs cinsleri fazla kumlu, asitli toprak seven bitkiler ise humuslu toprağa dikilir.

    Hindistan cevizi torfu
    Bahçe merkezlerinde tuğla gibi sıkıştırılmış hindistan cevizi lifleri satılıyor. Her kalıbı derin bir kapta 4 litre suyla ıslatıp bekletiyorsunuz. Bir müddet sonra çözülerek hacmi 7-8 kat büyüyor. Gayet hafif ve mükemmel bir torf haline geliyor. Bu torf ekilecek bitkinin cinsine göre sıvı besin takviyesi yapılarak bir çok bitkide kullanılabilir. Tohum ekiminde veya fidelerin şaşırtılmasında hafif oluşu ile çabucak filizlenmeyi ve köklenmeyi sağlar.

    Sulama
    Sulama saksı bitkileri için önemlidir. Her bitki su ihtiyacına göre düzenli sulanır. Yalnız aşırı sulama topraktaki besin maddelerinin akıp gitmesine sebep olur. Su verildiği zaman alttaki drenaj deliğinden hafifçe sızması yeterlidir.

    Sardunya, sukulent denilen yaprakları etli bitkiler ve kaktüs cinslerine toprakları hafifçe kurumadan su verilmemelidir.

    Dikim sırasında saksı diplerine 1 cm kalınlığında çakıl veya kırık tuğla parçaları konarak drenaj sağlanmalıdır. Sulama sabah güneş çıkmadan veya akşam üstü yapılır. Çok soğuk su iyi değildir.

    Ciçeğinizin daha uzun ömürlü olmasını istiyorsanız

    Buket aldığınızda altında sarılı olan her türlü kağıdı vazoya koymadan önce mutlaka çıkarın yoksa bakteri üremesini hızlandırmış olursunuz.

    Eğer satın aldığınız çiçek sünger içerisinde geldiyse süngerin üzerine su koyun.

    Eğer evinizde mevcutsa suyun içerisine çiçekler için hazırlanmış vitamin (cut flower food) koymanız çiçeğiniz için çok faydalı olacaktır

    Çiçeği koyduğunuz su bulanıklaştıysa suyu hemen tamamen değiştirin. Eğer mümkünse bu sırada çiçeğin saplarını da 1-2 santimetre daha kesin. Çiçeklerin saplarını normal makas kullanarak kesmeyin. Mutlaka çiçek kesme makası kullanın. Sapları temiz suyun içerisinde kesin.

    Çiçeklerin saplarını normal makas kullanarak kesmeyin. Mutlaka çiçekçi makası (florist scissor) kullanın veya keskin bıçak kullanın. Sapları temiz suyun içerisinde kesin, keserken sapları hava ile temas ettirmeyin. Ayrıca çiçeğin sapını keserken mümkün olduğunca açılı keserek çiçeğin sapının suyla en üst seviyede temas etmesini sağlayın

    Suyun derecesi çok soğuk veya çok sıcak olmasın, aksi halde çiçeğinizin ömrü kısalacaktır.

    Kesme çiçekleri vazoya yerleştirirken yaprakların suya girmemesine özen gösterin, eğer girme ihtimali varsa yaprakları kesin, çünkü yapraklar suyla temas ettiğinde hızla bakteri üreyecektir

    Çiçeklerinizi direk güneş ışığından ve sıcak mekanlardan uzak tutun, ısı yayan objelere yakın tutmayın, örnek : Kalorifer, soba, halojen lamba, televizyon, fırın.

    Bakteri oluşmasını önlemek için bir litre suya bir çay kaşığı çamaşır suyu ilave edin. Böylelikle çiçekler daha rahat su çekecek ve ömürleri daha uzun olacaktır. Önemli hatırlatma : Bu işlemi sadece cam vazolarda deneyin, metal vazolar çamaşır suyu ile tepkime verebilir.

    Güller boynu bükülmeye başladıysa başka yere koyup konumunu farklılaştırın ve yukarıda anlatıldığı şekilde saplarını 1-2 cm kadar kesin.

    Çiçek Yetiştirme Yolları

    Bahçe ve balkonlarımızda yetiştirdiğimiz çiçekleri çeşitli yollardan temin ederiz. En kolayı bir seraya gidip gözümüze kestirdiğimiz, hoşumuza giden çiçekleri satın almaktır. Az miktarda bitki gerekiyorsa bu yol en mantıklısı olacaktır.

    Eğer büyük bir balkon veya bir bahçemiz varsa fazla sayıda bitki gerekir. Bu durumda çiçeklerimizi çeşitli metodlarla kendimiz yetiştirmemiz daha ekonomik olur. Çiçeklerimizi tohumla, çelik veya kök sürgünlerinden yetiştirebiliriz.

    Tohumla yetiştirme
    Tohumla bitki yetiştirmek biraz karmaşık bir iştir. Bütün tohumlar aynı şekilde ekilmez. Bitkisine göre ekim zamanı,ısı ve ortam farklılıkları gösterir. En çok mevsimlik ve iki yıllık çiçekler tohumdan yetiştirilir.

    Dayanıklı mevsimlik çiçekler
    Yıllık çiçeklerin bir kısmının tohumu Eylül ayında asıl yerine ekilir. Bunlar sonbaharda çimlenir ve soğuktan korkmadan kışı geçirirler. İlkbaharda gelişir ve çiçek açarlar. Bu cins çiçekler yer değiştirmekten hoşlanmazlar. Yalnızca sık fideler seyreltilir ve kalanlar oldukları yerde büyütülür.

    Bu türler genellikle ilkbahar ve erken yaz döneminde açan cinslerdir ve çoğunlukla bir kere ekilince ertesi yıllarda tohumları dökülerek kendiliklerinden çıkarlar. Mevsimlik hezaran, sarı nergis, çörekotu, tatlı bezelye, bekâr düğmesi ve godetya bu tür çiçeklerdir. Bu türler nisan ayında ekilebilir ancak çiçek verimleri düşük olur.

    Hassas mevsimlik çiçekler
    Daha geç açan mevsimlik çiçekler ise tohumları Mart ayında sıcak bir yerde ekilerek yetiştirilir. Erken çiçek almak için bu şarttır. Dışarı ekilmek istenirse hava ısınıncaya kadar yani Nisan sonlarına kadar beklemek gerekir. Bu durumda çıkan fideler ancak yaz ortalarında çiçeklenir.

    Birinci metod: Tohumlar 15-18 c. sıcaklıkta ve aydınlık bir yerde ekilir. Saksı veya en az 5 cm derinlikte tepsilere hazır torfla doldurulur. Tohumlar serpilir. İri tohumların üstü hafifçe örtülür. Toz gibi ince olanlar ise örtülmez, hafifçe bastırılır. Püskürteçle sulanır. Üzerine bir cam kapatılır. Kahverengi bir kağıt konur. Cam her gün çevrilir. Tohumlar çimlenince önce kağıt, bir kaç gün sonra da cam kaldırılır. Fideler gerçek yaprakları çıktıktan sonra küçük kese veya saksılara şaşırtılır.

    İkinci metod: Tohumlar aynı şekilde saksıya ekilir. Üzerine şeffaf bir naylon torba geçirilir. Ilık ve gölge bir yere konur. Tohumlar çimlenince torba kaldırılır ve saksı aydınlık bir yere konur. Aynı şekilde fidelenir.

    Begonya, cam güzeli, ateş çiçeği, petunya,aslanağzı, mine ve buz çiçeği böyle ekilir. Kadife, kral kızı, horoz ibiği ve kozmos gibi fazla hassas olmayan bazı mevsimlikler nisan ayında dışarıya ekilir. Fideler çıkınca asıl yerlerine şaşırtılır.

    Tohumları dışarıda yetiştirme
    Daha çok iki yıllık ve kalıcı çiçekler için uygundur. Bu cinsler ilk yıl yaprak ve kök geliştirir. Ancak ertesi yıl çiçek açarlar. Tohum ekmek için Mayıs ayı en uygun zamandır.

    Hafif gölge bir yer seçilir. Yanmış gübre ile beraber kazılmış ve iyice işlenerek inceltilmiş toprağa tohumlar serpilir. Çok ufak tohumlar örtülmez, hafifçe bastırılır. İri tohumlar için toprakta çizgiler açılır. Fazla derin açılmamalıdır. Tohumlar bu çizgilere seyrekçe serpilir ve hafifçe örtülür. Tohumlar süzgeçli kova ile düzenli olarak sulanır. Çıkan fideler Eylül ayında istenen yerlere fidelenir.

    İki yıllık çiçekler: Yüksük otu, ay gülü, çan çiçeği ve hüsnüyusuf.

    Ömürlü çiçekler: Haseki küpesi, ezan çiçeği, Acı bakla, ömürlü karanfil ve gülhatmi türleri böyle yetiştirilebilir.

    Bütün bunlardan farklı şekilde ekilen tohumlarda vardır. Mesela hercai ve aslanağzı tohumları Ağustos sonuna doğru ekilir. Çıkan fideler 4-5 hafta sonra yerlerine şaşırtılır. Aslanağzı olduğu yerde de kalabilir.

    Kök sürgünlerinden yetiştirme
    Ömürlü çiçekler ve bazı soğanlı çiçekler için için en uygun usuldür. Zira bu şekilde bitkiden çiçek almak için bir yıl beklemek gerekmez. Hemen o yıl açar. Mesela seradan beğendiğiniz ömürlü çiçeklerden az sayıda alırsınız. Bitki gelişip çoğalınca köklerinden ayırıp yeni bitkiler elde edebilirsiniz.

    Ayrıca ömürlü çiçeklerin bir kısmı 3 yılda bir sonbaharda sökülüp kökleri ayrılarak yeniden dikilirse bitki tazelenir ve ömrü uzar. Kök ayırma ilkbahar veya yaz sonunda yapılır. Etli kökleri keskin bir bıçak kullanarak ayırabilirsiniz. Çok iri bitkileri ise çatal belle hafifçe yerinden oynatmak gerekebilir.

    Çelik ile yetiştirme
    Bazı ömürlü çiçekler çelikle yani bitkiden kesilmiş dalı köklendirerek yetiştirilebilir. İki çeşit çelik olur:

    Kök çeliği ile: Yıldız çiçeği, hezaran, şakayık ve acı bakla kök çeliğiyle yetişir. Bitkinin dibinden fışkınlayan taze dalları köke dokunmadan ya elle hafifçe çekerek,kopmuyorsa bıçakla kesilerek ayrılır. Kesilen çeliğin üzerinde ana daldan küçük bir parça bulunursa daha çabuk köklenir. Çelik saksıda köklendirilir.

    Uç çeliği ile: Bitkinin çiçeksiz ve taze bir dalı 5-10 cm kesilir. Toprak önce bir çubukla delinir. Çelik yerleştirilir. Toprak hafifçe sıkıştırılır ve sulanır. Gölgede köklendirilir. Çelikler susuz bırakılmamalı ama çürüyecek kadar da aşırı sulanmamalıdır.

    Bahçe sorunlarına pratik çözümler

    Bahçe sorunlarına pratik çözümler

    Bahçe ve çiçeklerinizle ilgili kafanızı kurcalayan sorunlar elbette zaman zaman oluyordur. İşte o sorunlar ve çözümlerine birkaç örnek…

    Bir arkadaşımın muhteşem bir begonyası var. Ondan bir parça alırsam, evimde dikebilir miyim? Aynı begonyayı ben nasıl üretebilirim?
    Arkadaşınızın begonyasından alacağınız bir tepe çeliği, üzerindeki fazla yaprakları temizleyerek su dolu bir bardakta bekletin. Suyun içine dalan küçük saçak kökleri takip edin. Çoğalıp geliştiğinde, temizliğinden emin olduğunuz bir iç mekan toprağına dikin ve köklerin sarması için asla susuz bırakmayın.

    Balkonuma ve bahçeme gül ekmek istiyorum. Bunun en kolay yolu nedir?
    Eğer siz üretmek istiyorsanız, mart ayının başında güllerden çıkan budama artıklarını temiz bir kum içine dikebilirsiniz. Budama artıklarından çıkan bu dalların ne çok ince ne de çok yaşlı olanlarından bir çelik yapın. Çeliklerin üzerinde en az üç göz olmasına dikkat edin.

    Yeni bir yazlık aldım. Bahçemin çevresi meşe ağaçlarıyla kaplı. Meşelerin çevresine bitki dikmenin riskli olduğu doğru mu?
    Her bitki gölgede iyi yetişemeyeceğinden, meşe ağaçlarının gölge yaratması riskli sayılabilir. Ama meşe gölgesinde de yetişen bitkiler bulmak çok zor değil; sadece çok fazla çeşit ve alternatif yok. Tercihinizi ona göre yaparsanız sorun çıkmayacaktır.

    Bahçemi saran sinek ve böceklerden nasıl kurtulabilirim?
    Bahçe içinde ıslak bir alan varsa, öncelikle ondan kurtulmak lazım. Bahçemizde sinek davet eden bitkiler varsa, onları da azaltabiliriz. İlaçlama da bir yöntem ama doğayı korumak adına, en çaresiz olduğunuz durumda başvurmalısınız.

    Evimin kuzeye bakan tarafı günde sadece üç saat güneş görüyor. Buraya ne dikebilirim?
    Üç saatlik kuzey yönünden güneş ışığı alan bu bölgeye bambu, ormangülü, açelya, ortanca, aralya, aküba, Afrika zambağı, şakayık ekebilirsiniz. Bu çiçeklerin hepsi uzun ömürlü olduklarından ortama kolayca uyum sağlarlar.

    Çimlerimin üzerinde sürekli mantar ürüyor. Bunun sebebi ne? Nasıl kurtulabilirim? Çime zarar verir mi? Zehirli olup olmadığını nasıl anlarım?
    Bir mantarın zehirli olup olmadığını amatör bir göz anlayamaz. Genelde çim alanda oluşan şapkalı mantarlar zehirlidir. Fakat bahçeye zararı yoktur. Çocuklarımız ve hayvanlarımıza zarar verebilir. Elle toplamaktan başka bir çare yok. Bu mantarlar sulama ya da yağmurun çok yoğun olduğu durumlarda ürerler. İlacı yoktur.

    Bahçede en sevdiğim çiçeklerim gölgede kalıyor. Köpeğim de burada yatmayı çok seviyor ve çiçekleri mahvediyor. Bu bölgeyi çitlemek istemiyorum. Köpeğimin buraya girmesini nasıl engellerim?
    Güzel bir bahçe için eğitilmiş bir köpek şart. Eğer köpeğiniz gölgedeki çiçeklerin üzerine yatıyorsa, onun için alternatif bir gölge mekanı yaratmalısınız. Çiçekli alanın kenarına caydırıcı biberiye ya da lavantadan bordür oluşturabilirsiniz.

    Yeni ektiğim çimlerimde yer yer sararmalar var. Ne yapmalıyım?
    Kötü haber; belirtiye bakılırsa, artan ısılar nedeniyle taze çiminiz direnç kazanamadan çürüyor demektir. İlk olarak sulamayı azaltın. Sonra da bir uzman kontrolünde uygun bir fungusitle ilaçlayın.

    Sardunyalarımın yaprakları çiçeklerinden çok daha fazla. Daha çiçekli olması için ne yapabilirim?
    Sardunyalarınızın çiçekli ya da yapraklı olması tamamen cinsi ile ilgilidir. Ancak çiçekleri daha çok olsun diye birtakım gübreler mevcut. Bunları kullanabilirsiniz. Yine yapraklarının daha güçlü olmasını arzu edenler de yaprak gübresi tercih edebilirler. Bu gübreleri büyük marketlerden ve çiçekçilerden temin edebilirsiniz.

    Ev Bitkileri

    YAPRAKLI SALON BİTKİLERİ

    http://www.humeyraozdamar.net/basresim/cyperus1.jp g

    Fazla ışık ve özel ısı ihtiyaçları olan çiçekli ev bitkilerinin aksine, yaprakları için yetiştirdiğimiz bitkilerin bakımı daha kolay ömürleri daha uzun olur. Her mekana göre bir yapraklı bitki mutlaka bulunur. Yalnız salonlarımızı değil,dışarıdan ışık alabiliyorsa mutfak,banyo ve ev girişlerini bitkilerle süsleyerek yuvamıza bambaşka bir hava kazandırabiliriz.

    Tabii ki bu konuda dikkate almamız gereken bazı noktalar var. Öncelikle seçtiğimiz bitkinin büyüklüğü mekana uygun olmalı,hareketlerimizi kısıtlamamalı. Önemli olan aldığımız zamanki değil,ileride ulaşacağı boyutlardır.

    Işık isteği çok önemlidir. Bitkiye istediğiniz kadar iyi bakın,ışık yeterli değilse netice alamazsınız. Düz yeşil yapraklı olan bitkiler,çizgili,benekli veya farklı renkte olanlardan daha az ışık isterler.

    Isı da çok önemlidir. Bu tür bitkiler oda sıcaklığında rahatlıkla yetişirler. Yalnız ani ısı değişikliği ve cereyan zarar verir.

    Sulama yeterli olmalıdır. Bazen fazla su,bitkiyi susuz kalmaktan daha çabuk öldürebilir. Sulamadan önce bitkinin toprağını kontrol edin. Kurumaya yüz tutmuş ve ufalanıyorsa sulayın.İstisnalar dışında saksının dibinde su birikmesine izin vermeyin. Çürümeye sebep olabilir.Daima ılık ve dinlenmiş su kullanın.

    Bir diğer nokta yeterli nem sağlanmasıdır. Hiç fark ettiniz mi bilmem,kuaför ve kuru temizleyici salonlarında çok gür yetişmiş bitkilere rastlarız. Sebebi, yeterli neme sahip bir ortamda bulunmalarıdır. Yapraklı salon bitkilerinin anavatanı genelde tropik bölgeler olduğu için bu ihtiyaçları giderilmezse yaprakları uçlarından kurumaya başlar,solgun ve donuk bir renk alır.Böylece dekoratif özelliğini büyük ölçüde kaybeder. Her gün ince bir püskürteçle bitkileri nemlendirin.Bunun içinde mutlaka kireçsiz su kullanın.

    Toz bitkilerin amansız düşmanıdır. Mücadele gerektirir. Kimilerini arada bir yıkayabilirsiniz. Yalnız bu sırada hırpalamamaya dikkat edin. Geniş yapraklı bitkilerin yapraklarını arada bir ıslak bir süngerle silebilirsiniz. Bu işlemi yaparken süngeri sık sık yıkayın. Yapraklar iyice kuruyunca yaprak cilası sıkın. Böylece bitki hem kolay tozlanmaz,hem de olduğundan gösterişli bir hal alır.

    Cilayı hiçbir zaman çiçekli veya tüylü yapraklı bitkilerde kullanmayın. Üzerindeki talimatları dikkatle okuyun.

    Bitkilerinizi düzenli olarak besleyin. Çubuk veya sıvı gübre kullanabilirsiniz.

    Hastalık ve zararlılara karşı tedbirinizi baştan alın. Daima güvenilir yerlerden alışveriş yapın. Gelişigüzel toprak kullanmayın. Ayrıca iyi bakılan,havadar mekanlarda yetişen bitkiler kolay hastalanmaz.

    Ev bitkilerinde önemli bir nokta da bunların çoğunun zehirli olmasıdır. Evde küçük çocuk veya ev hayvanı bulunuyorsa seçim çok dikkatli yapılmalıdır.

    Bazı bitkiler ise bizi birtakım zehirlerin zararlarından korur. Buna en güzel örnek Eğrelti Otu’dur. Mobilya cila ve boyalarında bol miktarda bulunan Formaldehit isimli çok zehirli bir madde sürekli havaya karışarak solunum yoluyla bünyemize yerleşir. Eğrelti Otu ise bu zehiri emerek havayı temizler. Orta boy bir bitki yirmi metrekarelik bir odanın havasını temizlemeye yeter.

    ——————————————————————————–

    realist13-08-2007, 17:01
    ÇİÇEKLİ SALON BİTKİLERİ

    http://www.humeyraozdamar.net/basresim/potclivia2. jpg

    Yaprakları için yetiştirilen salon bitkilerinin çoğu tabii ortamlarında çiçek açar,hatta meyve verenleri de vardır. Ancak ev şartlarında bu nadiren görülür.

    İç mekanda çiçeklenebilen salon bitkileri ise bulunduğu yere farklı bir hava getirir.Adeta bahçeyi evimize taşır. Özellikle kış aylarında çok pahalı olan kesme çiçeklerin yerine alacağımız mevsimlik bir kaç saksı çiçekli bitki evimizi haftalar boyu süslemek için idealdir.

    Bu bitkiler birkaç gruba ayrılır.

    Gerçek ev bitkileri

    Mum çiçeği, gardenya, Afrika menekşesi, cam güzeli, begonya türleri, anthurium, phalaenopsis ve bromeliad türleri gibi bitkiler oda ısısında gayet güzel yetişir ve açar. Ömürlerini ev şartlarında memnuniyetle geçirirler.

    Bir çok kaktüs cinsi de evde kalıcı olarak yetiştirilebilir.

    Soğanlı ve rizomlu bitkiler:

    Frezya, gelin soğanı (ixia), amaryllis,gloxinia, soğan begonyaları ve kaladyum gibi soğanlılar türüne göre uygun mevsimlerde ev şartlarında yetiştirilebilir,çiçek açar ve mevsimi geçtiğinde kurur. Saklanan soğanları ertesi yıl tekrar dikilebilir.Klivya gibi bazı soğanlılar ise kalıcı yapraklara sahiptir.

    Lale, sümbül, nergis,safran ve sıklamen gibi daha çok dışarıda yetişen soğanlar ise serin bir yerde yetiştirilir. Tomurcuklandığı zaman içeri alınarak, çiçekleri açıp bitene kadar manzara ve güzel kokuları ile evi şenlendirirler.

    Limonluk Bitkileri de diyebileceğimiz Açelya, sineralya, onbiray çiçeği, çanta çiçeği ve kalanşo gibi bitkiler gerçekte iç mekan bitkisi değildir. Bunlar en iyi 10-15 c. ısıda yetişir. Çiçekli dönemlerinde iç mekana alınır,çiçekleri geçtikten sonra tekrar kapalı ama ısıtılmayan bir ortama çıkarılırlar. Bir kısmının ömrü zaten çiçek açtıktan sonra sona erer. (sineralya, çanta çiçeği)

    Çiçekli salon bitkileri yapraklılardan daha hassas ve ışık istekleri daha fazladır. Çiçekli dönemlerinde bol su ve düzenli beslenmeye ihtiyaç duyarlar. Hastalık ve zararlılara daha fazla maruz kalırlar. Böyle durumlar çabuk fark edilerek gerekli ilaçlama yapılmalıdır.

    http://www.humeyraozdamar.net/basresim/potclivia2. jpg

    Bu Çiçegin adı nedir?

    Çiçek Bakımı

    Unutmayın ki, çiçekleriniz canlı ve onların yaşamını uzatmak sizlerin elinde.
    İşte size keyifle yapacağınız birkaç öneri;
    Cam vazo tercih edin.
    Vazonuzun içi tertemiz olmalı.
    Vazonuza uygun oranda su koyun. Normal buketler için yarım litre su (2 bardak) yeterli. Daha büyük buketler için daha fazla su koyun. Vazonuza ağzına kadar su ile kesinlikle doldurmayın. Vazonun altında 4-5 parmak su olması yeterlidir. Çok su dalları yumuşatır ve çiçeğin su çekmesini engeller.
    Kesme çiçek besinini suda eritin. Bu besin çiçeklerin vazo ömürlerini uzatır.
    Tüm dalların altından 3-4 cm keskin bir bıçakla çapraz kesin.
    Çiçek dallarının suyun içinde kalan kısımlarındaki yaprakları temizleyin .
    Vazonuza çiçeklerinizi zevkle yerleştirdikten sonra , direk güneş ışığından ve esintili yerlerden uzak bir yere koyun.
    Vazodaki suyu 3-4 günde bir değiştirin.
    Dalların suda kalan kısımlarını ( yumuşamıştır ) tekrar kesip, varsa kurumuş yaprakları ve çiçekleri temizleyin.

    Ev çiçekleri bize nasıl zarar verebilirler?

    Evimizdeki bitkiler veya süs çiçekleri solunumlarında gündüzleri havadaki karbondioksiti alarak oksijen verirler ama geceleri ise bizim gibi oksijen alarak karbondioksit verirler. Bu nedenle de çiçeklerle aynı odada uyumanın, havadaki oksijen azalacağı için zararlı olabileceği konusunda genel bir inanış vardır. Aslında bu doğrudur ama sanıldığı kadar tehlikeli değildir.
    Konuyu daha iyi anlamamız için bir bitkinin aynı anda yaptığı iki işi bilmemiz lazım. Birincisi hücrelerin nefes alışı, ikincisi de ışık ve klorofil özümlemesi diye de adlandırılan fotosentezdir. Bu iki olay tamamen birbirinden farklı, iki ayrı işlemdir.
    Tüm canlı hücrelerde olduğu gibi bitki hücrelerinin de yaşayabilmeleri için havadaki oksijene ihtiyaçları vardır. Havadan nefes yolu ile aldıkları oksijenle şeker gibi gıda moleküllerini yakarlar, enerji kazanırlar. Bu, gündüz ve gece yaşamları boyunca durmaksızın devam eder.
    Bitkilerin yapraklarındaki hücreler aynı zamanda gündüzleri ışıkla birlikte fotosentez işlemini gerçekleştirirler. Yani bitki gündüzleri her iki işlemi birlikte yaparken geceleri sadece nefes almaya devam eder. Fotosentez işleminde bitkiler havadan karbondioksiti alıp oksijen verirler. Ancak hücreler buradan çıkan oksijeni nefes almada tekrar kullanırlarken, nefes verişteki karbondioksiti de fotosentezde kullanırlar.
    Ortalama yetişkin bir insan, hareketsiz durumda bir dakikada 15, bir günde 20 bin kez nefes alır. Her solumada yarım litre hava ciğerlerine girer. Yani dakikada 7-8 litre havayı ciğerlerine çeker ve tekrar verir. Bu, günde 11 bin litre hava demektir. Aslında nefes alırken havadan oksijen alıp karbondioksit veririz ifadesi de tam doğru değildir.
    Aldığımız havada hem oksijen vardır, hem de karbondioksit. Verdiğimizde de aynı şekildedir ama oranları değişiktir. Ciğerlerimize aldığımız havadaki oksijen oranı yüzde 21 iken dışarı verdiğimizdekinde yüzde 16’dır. Yani her nefeste aldığımız havanın yüzde 5-6’sı vücudumuzda oksijen olarak kullanılır. Dolayısıyla havadan aldığımız günlük oksijen miktarı ortalama 570 litre civarındadır.
    Gündüzleri yeterli ışık altında, bitkilerdeki fotosentez işlemi, bitkinin nefes almasından daha yoğundur. Yani ortaya fazladan oksijen çıkar ve gündüzleri odanızdaki havadaki oksijen miktarını artırırlar. Geceleri ışık olmadığından ve karanlıkta fotosentez işlemi yapılamadığından, nefes almaya devam eden bitkilerden çıkan karbondioksit miktarı daha çoktur.
    Evlerimizdeki bitkilerin veya süs çiçeklerinin gündüz çıkar-dıkları fazla oksijen ve gece verdikleri karbondioksit miktarı, insanın soluduğu havanın içindeki oksijen miktarı yanında o kadar a/dır ki sağlığımızı etkileyebilmesi mümkün değildir. Ancak kapısı, penceresi hava sızdırmaz küçük bir odada, dev bitkilerle birlikte yatma gibi bir alışkanlığını/ varsa başka tabii…

    Takip Et

    Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.